Pas ABD'den, tuzak AKP'den

Hayatın her alanında tam bir totaliter hâkimiyet kuran AKP hükümeti, şimdi de mülkiyet hakkını keyfi bir şekilde sınırlamaya yönelen bir yasanın hazırlığını yapıyor. “Terörizmin Finansmanını Önleme Kanunu” AKP’ye, muhalifleri finansal yönden sıkıştırmanın olanaklarını sağlayacak

Biat etmeyenin mal varlığına el konacak



.com/blogger_img_proxy/

AKP hükümeti, Demokrat Parti döneminin Tahkikat Komisyonları’na rahmet okutacak bir yasal düzenlemenin hazırlığını yapıyor. “Terörizmin Finansmanını Önleme Kanun Tasarısı” ile, hükümetin inisiyatifinde kurulacak idari bir kurula, anayasal bir hak olan mülkiyet hakkını sınırlama yetkisi veriliyor. Tasarı yasalaşırsa, özel görevli kurul, herhangi bir somut delile ya da yargı kararına dayanmaksızın sadece bir istihbarat raporuyla, belediyelerin, demokratik kitle örgütlerinin, işadamlarının mal varlıklarını dondurup, el koyabilecek.

Pas ABD’den, gol AKP’den

Tasarının hazırlanmasının ilginç bir öyküsü var. Hükümet, tasarıyı, 1999 tarihli Birleşmiş Milletler Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşmenin bir gereği olarak hazırladığını belirtiyor. Tasarının görüşüldüğü tali komisyon olan İçişleri Komisyonu Üyesi CHP İstanbul milletvekili Celal Dinçer, “Söz konusu sözleşmeyi imzalayan ülkelerden böyle bir kanun çıkaranlar var, çıkarmayanlar var, bu bir zorunluluk değil. Ayrıca sözleşme, 2000 yılında imzalanmış ve AKP 10 senedir iktidarda, bugüne kadar bu yasayı çıkarmayı düşünmedi. Burada iş dünyasına yönelik bir tehdit ve ciddi bir tuzak var” diyor.

Tasarının görüşüldüğü ana komisyon olan Adalet Komisyonu’nun üyelerinden CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün yasa tasarısının gündeme gelmesiyle ilgili bir başka teorisi var: “Biliyorsunuz, Kuzey Irak’ta Türk askerlerinin başına çuval geçiren Amerikalı General (David Petraeus) CIA Başkanı olur olmaz Türkiye’ye geldi ve çeşitli temaslarda bulundu. Bu yasa tasarısı bu ziyaretten sonra gündeme geldi.”

Aynı komisyonun üyesi CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan’ın görüşüne göre ise; “Hükümet, madem ABD böyle bir şey istiyor biz bunu kendi çıkarımıza kullanalım diye düşündü ve bu yasayı muhalifeti finansal yönden cendere altına alacak şekilde hazırladı.”

Terör tanımı, TMK’dan

Sözleşme olduğu gibi kanunlaştırılsa sorun olmayabileceğini ama AKP’nin sözleşmedeki terör tanımıyla yetinmediğini belirten İçişleri Komisyonu Üyesi BDP İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder, “BM sözleşmesine imza atan ülkeler bunu olduğu gibi kanunlaştırıyor. Bizde ise şöyle bir sıkıntı var; terörist faaliyet ya da terör tanımlanırken BM’nin koyduğu tanım bize yetmiyor, biz tutmuşuz ona TMK’da yer alan fiilleri eklemişiz. TMK kapsamına girmeyen bir şey yok zaten. ‘Örgüt üyesi olmadığı halde örgüt için çalışmak’ diyerek bile bu maddeden ceza verilebiliyor dolayısıyla böyle birinin malına mülküne bu maddeyle el konabilir” diyor.

Yargı yetkisi bürokratlarda

Tasarının en çok kaygı yaratan unsuru, Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) altında kurulacak komisyon. Zira tamamen hükümetin denetiminde olan bürokratlardan oluşacak bu komisyon, terörü finanse ettiği şüphesini taşıdığı herhangi bir kişi ya da kurumun malvarlığını yargı kararı olmaksızın dondurabiliyor. Aldan, “Adalet Komisyonu’nda biz bu duruma itiraz ettik, yargıç kararı şarttır dedik ama ‘acil durumlar olabiliyor’ gibi bir yaklaşımla bunu böylece geçirme niyetindeler” diyor. Önder de aynı görüşte; “Burada yargıya ait bir görevi, bürokratların üstlenmesi gibi bir sıkıntı var. Mal varlığına el koyma, dondurma gibi işler yargıç kararını gerektirir, bürokratlar siyasetçilerin bir kararıyla görevden alınabilecek kişilerdir.”

İstihbarat raporu yeterli

Üstelik komisyonun dondurma kararı vermesi için somut belge ve delile de ihtiyaç yok, istihbari bir rapor bu kararın verilmesi için yeterli oluyor. İçişleri Komisyonu Üyesi Dinçer’e göre,” Başbakanın inisiyatifindeki bir kurulla, yargı kararı olmaksızın sadece istihbarat raporuna dayanılarak böyle önemli bir yetki verilmesi bir hukuk devletinde kabul edilebilir bir durum değil.” Dinçer, yargıda bile insanlar telefonlarına yüklenen bir yanlış bilgiyle iki-üç sene hapis yatarken bu komisyona böyle geniş yetkiler verilmesi felaket olur diyor.

Bir yıl sonra ‘Pardon’ denebilir


Tasarıya göre, mal varlıkları dondurulan kişi ya da kurum hakkında bir yıl içinde soruşturma açılmazsa mal varlıkları iade ediliyor. Soruşturma açıldığı takdirde, soruşturmanın sonuçlanmasına kadar dondurma işlemi sürüyor. Dinçer burada da bir tehlikeye işaret ediyor, “Hiçbir şey olmasa bile, hakkında bir ihbar var deyip, o şirketin mal varlığını dondurulabilir. Daha sonra dava açılmasa bir yıl sonra mallar iade edilse bile şirket bir şekilde terörizmle ilişkili görülüp kamuoyunda itibarsızlaştırılmış olacak. İnsanlar, bu terörü destekliyor diye ondan mal almayacak alışveriş yapmayacak, korkacak. Böylelikle insanlar, kurumlar bitirilecek.”

Fiiliyatta el koyma

Yasa tasarısının 13. maddesinin birinci fıkrasında, “Dondurulmasına karar verilen malvarlığının yönetimi, ilgili gerçek veya tüzel kişiye aittir” dense de, ikinci fıkrasında yer alan hükümlerle malvarlığı üzerindeki neredeyse tüm tasarruf hakları, MASAK’a bırakılıyor. Üçüncü maddeyle de, MASAK’ın malvarlığı dondurulan kişinin geçimi için sosyal durumuna uygun bir ödeme yapabileceği belirtiliyor. Dondurma kararı fiiliyatta geçici ya da sürekli bir el koyma şeklinde gerçekleşiyor. YARSAV eski Başkanı Mehmet Faruk Eminağaoğlu, bu durumu, “Malvarlıkları dondurulan gerçek ve tüzel kişiler, tüm hak ve alacak ile borçlarını bu komisyona bildireceklerdir ki, bir mali vesayet hali de yaratılmaktadır” diye açıklıyor.

Nüfus kullanmak da finansman

Sırrı Süreyya Önder, yasa tasarısının bir başka tehlikesine daha dikkat çekiyor; “Diğer bir vehamet de şu; nüfuz kullanmak da finansman kategorisine giriyor. Diyelim, İzmir Belediyesi birini işe aldı, işe aldığı kişinin de KCK’den yargılanan biriyle ilişkisi saptandı, bunu işe alan İzmir Belediyesi direkt terörün finansmanı kapsamında mütalaa ediliyor. Nüfus kullanımı derken, torpil, suiistimal değil mesele, yasada böyle tarif ediliyor. Bu şekilde herhangi bir bahaneyle yapılamayacak şey yok. Bu haliyle bu, tüm muhalif belediyelerin üstünde Demokles’in kılıcı gibi sallanabilecek bir yasa olur. Yasa tasarısının en saçma maddesi de şu; ‘fonun terörist faaliyette kullanılma şartı aranmaz’. Ya bir gün kullanırlarsa mantığıyla yaklaşılıyor.”

Kamuoyu tehlikeden habersiz

Celal Dinçer, bu kadar vahim sonuçları olabilecek bir yasal hazırlıktan kamuoyunun haberdar olmadığını vurguluyor ve “Kamuoyunu bu konuda bilinçlendirmek istiyoruz. Sonbaharda Meclis gündemine ilk gelen yasalardan biri bu olabilir bu gerçekleşmeden toplumu uyarmak istiyoruz” diyor. Sırrı Süreyya Önder de yasanın sadece PKK/KCK ile ilgili zannedildiği için tehlikenin fark edilmediğini oysa bu yasayla tüm muhaliflerin mali baskı altına alınabileceğini vurguluyor. Anlaşılan o ki, tasarı yasalaşmadan bu konuda toplumu uyarmak noktasında, Demokratik Kitle Örgütleri’ne, siyasi partilere, basına ve iş dünyasına büyük görev düşüyor.

ÖYM’yi aratacak ÖYK geliyor

YARSAV eski Başkanı Ömer Faruk Ağaoğlu, yasayla birlikte, demokrasi açısından Özel Yetkili Mahkemeler (ÖYM) kadar tehlikeli bir başka kurumun Özel Yetkili Kurullar’ın (ÖYK) geleceğini vurguluyor. Ağaoğlu ÖYK’ların şu özelliklerini vurguluyor: “Tasarı yasalaşırsa, "Malvarlığının Dondurulması Değerlendirilmesi Komisyonu' adıyla bir idari komisyon kurulacak. Kurulacak komisyon, temel hak ve özgürlükler kapsamındaki mülkiyet hakkını kısıtlama görevini yükleniyor. Komisyon adeta yargının görevini yükleniyor. Komisyona objektiflik ve tarafsızlıkla ilgili kurallar da getirilmiyor. Böylelikle tamamen iktidara bağımlı yapıda bir komisyon oluşuyor. MASAK Başkanı'nın başkanlığındaki yedi kişiden oluşan komisyonda, MİT ve Hazine Müsteşarlığı ile Başbakanlık, İçişleri, Dışişleri ve Adalet bakanlıklarındaki üst düzey bürokratlar yer alıyor. Dondurulacak malvarlığının, terörün finansmanında kullanılmış olması veya bu amaca özgülenmiş olması koşulları da aranmıyor. Böylelikle Özel Yetkili Komisyon kurulmuş oluyor.”

Prim usulü ücret

İçişleri komisyonu üyesi Celal Dinçer, kurulun bir başka yönüne dikkat çekiyor: Kurul üyelerine her toplantı başına çok ciddi bir para veriliyor. Bu da öyle bir durum yaratıyor ki ne kadar çok adamın malvarlığı dondurulsa o kadar çok para olacak.

Tasarı yasalaşırsa neler olabilir?

Yasa tasarısıyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz komisyon üyesi vekiller ve hukukçu Eminağaoğlu yasa tasarısı yasalaşırsa neler olabileceğine dair örnekler de verdiler.

Adalet Komisyonu Üyesi Ali Rıza Öztürk: Başbakan her şeyin patronu olduğu gibi bu işin de patronu olacak. Kanun öyle geniş yetkiler veriyor ki bunun sonucunun ne olacağını kestirmek mümkün değil. Diyelim Nedim Şener, terör suçundan ceza aldı onu bahane göstererek Doğan Medya’nın malvarlığına el koyabilirler ya da Yurt Gazetesi’nden siz bir terör cezası aldınız Durdu Özpolat’ın malvarlığına bu bahaneyle el koyabilirler. Bu yasayla olmayacak şey yok.

Adalet Komisyonu Üyesi Ömer Süha Aldan: Bu tasarı bu haliyle yasalaşırsa, bu muhalif seslerin finansman kaynaklarının kurutulması için kullanılabilir. Muhalif medya ve diğer kuruluşlar da çeşitli bahanelerle terörün finansmanı çerçevesinde değerlendirilip mal varlıkları dondurulabilir.

İçişleri Komisyonu Üyesi Sırrı Süreyya Önder: Bu yasayla olmayacak şey yok, sadece iş adamları değil, demokratik kitle örgütleri, yardımlaşma dernekleri de tehdit altında. Mesela Diyarbakır’da Sarmaşık Derneği var, yoksullukla mücadele eden bir dernek, diyelim bu Sarmaşık’ta çalışan birinin KCK’yle ilişkisi var bunun üzerinden bütün Sarmaşık Derneği ve onun yardım topladığı tüm zincir terörizmin finansmanı olarak mütalaa edilebilir ve hepsinin mal varlıklarına el konabilir bu kadar ucu açık.

İçişleri Komisyonu Üyesi Celal Dinçer: Örneğin KESK’ten pek çok insan Terörle Mücadele Yasası kapsamında tutuklandı. Bu yasa olmadığı için malvarlıklarına el konmadı ama yasa olsaydı, KESK’in mal varlıklarına da el koyabilir ve elini kolunu bağlayabilirdi. Diğer bir tehlike de hükümete yakın firmalar rakiplerini batırmak için sahte ihbarlar yapacaklar çünkü öyle bir madde konuyor ki; herhangi bir delil olmasa da, bu yönde bir kanaat ya da istihbarat raporuyla bile bir insanın mal varlığı dondurulabiliyor.

Eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu: İktidar kendisi gibi düşünmeyen veya biat etmeyenleri bile, terör kapsamında nitelendiriyor. Bu tasarıyla artık Özel Yetkili Mahkemelere bile gerek kalmadan doğrudan iktidara bağlı Özel Yetkili Kurul yoluyla biat etmeyen gazeteler ve gazeteciler, medya ve mensupları, şirketler, dernekler, sendikalar, siyasi partiler, vakıflar, özel üniversiteler, işadamları, meslek örgütleri gibi tüm kişi ve kuruluşların malvarlıkları, haklarında hiçbir soruşturma olmadan dondurulabilecek.

➽ Paylaş:

➽ Gözden Kaçırmayın... ➽ Bunları Okudunuz mu?..

“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..
.com/img/a/