Emperyalizmin mezhep kışkırtıcılığı


Yurtta mezhep savaşı, cihanda mezhep savaşı

SivriSinekCaz

İsrail'in giderek daha fazla Suriye savaşına müdahil olması beklenirken, bu belirginleşen hatları saklamak için Suriye karşıtı cephe daha fazla mezhep savaşını körüklemek için adım atabilir.

Ürdün'den dün gelen iki haber, Suriye'ye karşı yürütülen vekalet savaşının Haziran ayında yapılacak Cenevre görüşmelerinde Suriye yönetiminin geri adım atmaması durumunda varabileceği yeni boyutunu gösteriyor.


soL Gazetesi'nin haberine göre, ülkedeki bir askeri mahkeme, Suriye'deki savaşa katılmayı planlayan 9 “radikal İslamcıya” hapis cezası verirken, Ürdün Enformasyon Bakanı Muhammed Mumani de ülkelerinin savunma kapasitesini artırmak için Patriot hava savunma sisteminin ülkelerine konuşlandırılmasını istedi. Geçtiğimiz hafta ise İngiltere'de yayımlanan Jewish Chronicle'a konuşan üst düzey bir Ürdünlü yetkili İsrail'in Suriye'ye yönelik yeni bir hava saldırısına, Ürdün'ün “tabii ki hava sahasını açtığını” söyledi. Kral Abdullah'a yakın olduğu belirtilen kaynağın açıklamalarına dair Amman'dan henüz herhangi bir yalanlama veya doğrulama gelmiş değil. Şubat ayında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Ürdün'e yaptığı sürpriz ziyarette Kral Abdullah ile bu konuda bir mutabakata vardığı yorumları İsrail basını tarafından gündeme getirilmiş ancak Amman'dan yalanlama gelmişti.

Aralık ayında aynı sistemin NATO tarafından Türkiye'ye kurulmasının ardından Ocak ayında İsrail'in Şam'ın Cimraya semtindeki bir araştırma tesisini vurması takip etmişti.

“Güvenilir müttefik”
 
Ülkesinde ciddi bir Müslüman Kardeşler muhalefetiyle başa çıkmaya çalışan Kral Abdullah, bu hareketi Suriye'de destekleyen Türkiye-Katar koalisyonuna hep mesafeli oldu. Suudi Arabistan ve ABD'nin baskısı nedeniyle kendilerine Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) adını veren gruba bağlı militanlara kamp veren Ürdün, ayrıca Kasım ayında başlayan Hırvatistan'dan Suudi Arabistan'ın satın aldığı 3 bin 500 ton ağır silahın Suriye'ye karşı savaşan militanlara ulaştırılmasında, Türkiye ile birlikte iki ana güzergahtan biri oldu. Sosyalist yönetime karşı Afganistan'da savaşan Cezayirli ve Yemenli militanların döndüklerinde ülkelerinde iç savaş çıkardığını anımsayan Amman yönetimi, kendi içindeki selefi grupların da Suriye'de savaşmasına karşı mücadele ediyor. Ürdün bu özelliklerinden ötürü Suriye'deki savaşın geri plandaki lideri ABD'nin ve Katar'dan liderliği devralan Suudi Arabistan'ın güvenilir bir müttefikine dönüşmüş durumda.

İsrail sinyali 

Ürdün'ün İsrail'e hava sahasını açacağına yönelik yorumlar ve Patriot talebi, Suudi Arabistan liderliğinde Suriye'de “radikal” grupların dışlanacağı, İsrail'in kendisini daha fazla güvende hissederek Suriye savaşına daha fazla müdahil olacağı yeni momentin en önemli işareti. Hatırlanacağı üzere, Ocak ve Mayıs aylarında Suriye'yi üç defa vuran İsrail, geçtiğimiz hafta da yeni saldırıların sinyallerini verdi. Hava Kuvvetleri Komutanı Amir Eşal, Suriye'ye yönelik bir saldırının yapılabileceğini açıkça zikretmişti. Ancak Suriye yönetimi de yeni bir saldırıya ilk üçünün aksine anında yanıt verileceğini açıkladı. Suriye'nin bu sözü İsrail tarafından “retorik” olarak nitelendirilse de 21 Mayıs'ta Golan'daki ateşkes hattını ihlal eden bir İsrail zırhlısına ateş açılması daha önce Suriye Dışışleri Bakanı Faysal Mikdad'ın “Egemenliğimizin yeniden ihlali durumunda ordu birlikleri merkezden talimat almadan anında ve sert bir misilleme yapacaklar” sözleriyle çizdiği senaryoya oldukça uyumlu.

 AB muhaliflere silah ambargosunu kaldırdı

Cenevre başlamadan ölüyor

 
Şu an için dünyada diplomasi trafiği Haziran ayında yapılması planlanan Cenevre görüşmelerine kilitlenmiş durumda. Dün bu amaçla Rusya Dışışleri Bakanı Sergey Lavrov ve ABD'li mevkidaşı John Kerry Paris'te bir araya geldiler. İngiltere ise Avrupa Birliği nezdinde girişimlerde bulunarak Suriye'ye yönelik silah ambargosunun kaldırılmasını istedi. İngiltere Dışışleri Bakanı William Hague muhaliflere silah verilmesindeki amacı “diplomatik” gerekçelerle açıkladı ve “Suriye ciddi bir müzakereyi reddederse hiçbir seçeneğin devre dışı bırakılmadığını anlamalı” dedi. 

Amman'da geçtiğimiz hafta bir araya gelen Suriye Halkının Dostları grubu toplantısına katılan John Kerry de Suriye ordusunun Kuseyir'de zafer kazanmakta olması nedeniyle “bu zaferler geçici” diyerek silahlandırmanın yeniden gündeme geleceğinin sinyallerini vermişti. Dış destekli muhalefet ise kendi içinde Cenevre müzakereleri için herhangi bir plan oluşturamamış ve İstanbul'da perşembe günü başlatılan üç günlük toplantıda koltuk kavgasına düşse de diyaloğu reddetmeyi sürdürüyor. 

 Nasrallah meydan okudu: 'Bu savaş bizimdir'

Hizbullah resti gördü

Lübnanlı direniş örgütü Hizbullah'ın lideri Hasan Nasrallah'ın önceki günkü açıklaması İsrail'in daha fazla müdahil olacağı yeni saldırganlığa yönelik ilk ciddi yanıt oldu. Daha önce de ABD'nin ve İsrail'in direniş eksenini baltalamak istediğini ve bunun için Suriye'yi hedef seçtiğini söyleyegelen Nasrallah'ın Suriye'deki savaşa ilk kez bu netlikte taraf olduklarını açıklamasında sahadaki düşmanın belirginleşmesi yatıyor. Hizbullah'ın bu yeni hamlesiyle Suriye karşıtı blok ise tarafların netleşmesini kamufle etmeye girişti. 

Türkiye'nin başbakan yardımcısı düzeyinde Hizbullah için “Hizbuşşeytan” demesini, AKP yanlısı basın kuruluşlarında bir süredir ABD basının gündeme getirdiği “Hizbullah ve Şam yönetimi mezhepsel dayanışma içinde” yorumları izledi. İran Meclis Başkanı Ali Laricani de Dışışleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun “Esad'ın İran ve Hizbullah'ın desteğiyle bir Nusayri-Şii kuşağı oluşturmak istediğini” yönündeki ifadelere tepki olarak “Bahsedilen kuşak bir hayal ürünüdür” açıklamasında bulunarak bir yönüyle “mezhepsel dayanışma” iddialarını reddetti.  

Hatırlanacağı üzere Suriye'nin üçe parçalanması fikrini de İsrailli üst düzey bir yetkili gündeme getirmişti. İsrail'in Beşar Esad'ın kalması fikrine hazırlık yaptığını belirten yetkili, Jerusalem Post'a geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada ancak bunun “eski güçlü Suriye” olmayacağını da sözlerine eklemişti. İsrail'in ve Türkiye'nin söylem düzeyinde ortaklaştığı bu yeni Suriye Alevi, Sünni ve Kürt bölgelerinin ayrıldığı bir yeni denklemini öngörüyor.

ABD'den İran'a tuzak

Türkiye'nin Esad'ın sahilde Sünnilere yönelik etnik temizlik yaptığına yönelik iddiaları, ABD'nin de Suudi Arabistan'a emanet ettiği yeni stratejisiyle son derece uyumlu. İran'ın ve Hizbullah'ın Suriye'deki savaşa ittirmeye çalışan ABD yönetimi böylelikle bölgedeki Sünni müttefikleriyle bu cephe arasındaki örtülü savaşı körüklemeye çalışıyor. Bu nedenle Humus'a bağlı Lübnan sınırındaki Kuseyir'de devam eden ÖSO ve ordu arasındaki savaşa kısıtlı Hizbullah desteğini şişiren ABD medyası ayrıca Iraklı Şiilerin de İran'ın rehberliğinde Suriye'deki “Alevi iktidarına” desteğe gittiğine yönelik yorumlarını artırmış durumda. Ancak bu durumun kaçınılmaz sonucu giderek mezhepsel tonu artacak olan savaşa katılmaya hevesli olan Türkiye'nin kendi içinde de Alevilere yönelik düşmanlığı körüklemek zorunda kalacak olması. Bu durum Türkiye'nin neden Reyhanlı'da yaşanan saldırıyı “Sahilde etnik temizlik yapmak isteyen Esad'ın, Banyas'ta sünnileri katleden Alevi komutanı Mihraç Ural'ın tezgahı” şeklinde sunmaya çalıştığını da ortaya çıkarıyor.


➽ Paylaş:

➽ Gözden Kaçırmayın... ➽ Bunları Okudunuz mu?..

“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..
.com/img/a/