Hatay'ın Türkiye'ye katılışının 74. yıldönümü
29 HAZİRAN,
.
HATAY’IN TÜRKİYE’YE
.
KATILIŞININ 74.YILDÖNÜMÜ
.
KATILIŞININ 74.YILDÖNÜMÜ
Prof.Dr. Recep AKDUR
Türk tarihinde İtilaf Devletleri diye bilinen devletlerinin ileri gelenleri (İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya, ABD, Japonya, Kanada, İrlanda), Osmanlı Devleti’nin hasta olduğunu düşünüyor ve topraklarının paylaşılması için çeşitli planlar yapıyordu. Paylaşımda tıpkı miras yediler gibi bir diğerini nasıl kandırırım diye düşündükleri için de sürekli didişiyorlardı. Didişmeyi önlemek için birçok gizli ya da açık anlaşma yaptılar. Bu anlaşmaların en önemlileri; 26 Nisan 1915 Londra Anlaşması (İngiltere Fransa ve Rusya İtalya), 16 Mayıs1916 Sykes-Picot Anlaşması (İngiliz-Fransız), Petrograd Sözleşmesi (Mart 1916) (İngiltere, Fransa, Rusya) ve 19 Nisan 1917 Saint-Jean de Maurienne Antlaşmasıdır(İngiltere, Fransa, Rusya).
Sykes-Picot Anlaşmasına göre ile Lübnan, Suriye ve Suriye’ye bağlı olan Antakya-İskenderun bölgesi Fransa’ya bırakılmıştı. Fransa bölgeyi işgal etmek için fırsat kolluyordu.
Birinci Dünya Savaşı’nda yenik düşen Osmanlı Yönetimi, 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi’ni imzalamak zorundan kaldı. Kısa bir süre sonra ve 4-9 Kasım 1918’den itibaren Suriye üzerinden Anadolu’ya yürüyen Fransız kuvvetleri karşısında milli müdafaa cemiyetleri direnemedi. Başta İskenderun limanı olmak üzere Hatay, Urfa, Antep, Maraş ve Çukurova bölgesi Fransız’larca işgal edildi.
Fransız Yüksek Komiseri General Gouraud, bölgedeki hakimiyetini pekiştirmek için 27 Kasım 1918’de yayınladığı bir kararname ile “İskenderun Sancağı”nı kurdu. Bununla da yetinmedi bölgedeki Türklere yerli işbirlikçilerle özellikle ermeni çetecilerle birlikte büyük bir kırım yaptı. Buna rağmen halk yılmadı “Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti” etrafında toplanarak işgale direnişini sürdürdü. Yer yer kanlı çatışmalar toplu katliamlar yaşandı.
20 Ekim 1921 ‘de, Fransa ile imzalanan, Ankara Antlaşması’nın 7. Maddesine göre İskenderun Sancağı (Antakya ve İskenderun), Suriye sınırları içerisinde ve Fransız işgali altında kaldı.
Fransız ve Ermeni çetecilerin mezaliminden kaçan halk, Adana’da toplanarak “Antakya-İskenderun Yurdu” cemiyeti önderliğinde işgale karşı direnişlerini sürdürdü. Bu direnişle baş edemeyeceğini anlayan Fransa Hatay’ın Türkiye’ye katılışını Kabul etmemiş Ancak ayrı bir devlet kurulmasına razı olmuştur.
Sancak, Kurtuluş Savaşı’nın hedefi olarak ilan edilen Misakı Milli sınırları içinde olmasına rağmen, Zafer’den sonra imzalanan Lozan Antlaşması ile de kurtarılamadı ve sınırlarımızın dışında kaldı.
Hatay’ın yabancılar elinde kalması, Hataylılar ile birlikte Atatürk’ün de en önemli üzüntüsü idi. Atatürk Adana’yı ziyarete geldiğinde, Hataylılar karşılama törenine kara bayraklarla katılarak üzüntülerini dile getirmişlerdir. Bunun üzerine Atatürk “Kırk asırlık Türk yurdu, yabancı elinde esir kalamaz” diyerek, Hatay’ın kurtuluşuna verdiği önemi açıklamıştır. Daha sonra Fransız büyükelçisi ile olan bir görüşmesinde: “Hatay benim şahsi davamdır. Şakaya gelmeyeceğini bilmelisiniz” diyerek Hatay’ın kurtarılması konusundaki kararlılığını dile getirmiştir. Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü yani “iki ayyaş”ın önderliğindeki Türkiye Cumhuriyeti’nin yürüttüğü diplomasi mücadelesi en sonunda Hatayı’n kurtuluşu ile sonuçlandırmıştır.
Bağımsız Hatay Devleti Meclisi’nin, 29 Haziran 1939’daki tarihi oturumunda oybirliği ile Hatay’ın anavatana katılması kararı aldır. 5 Temmuz 1938’de Türk askeri İskenderun’a girdi. 23 Temmuz 1939’da Fransız Bayrağı indirilerek, göndere Türk Bayrağı’nın çekilmesi ve son Fransız Askeri Birliği’nin Hatay’dan ayrılmasıyla kurtuluş tamamlanmıştır.
30 Haziran 1939 da Türkiye Büyük Millet Meclisi, yaptığı bir oturumda Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını, 7 Temmuzda da Hatay’da bir il idaresi kurulması hakkındaki kanununu kabul etmesi ile süreç tamamlanmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün yani “ iki ayyaşın” yürüttüğü 20 yıla yakın süren bir diplomasi mücadelesi sonunda Hatay Türkiye’ye katılmış ve Ulusal Kurtuluş savaşına son nokta konmuştur.
Özetlenen Bu süreçten de anlaşılacağı üzere; Hatay uğrunda en uzun süre mücadele edilen ve en son kurtarılan vatan toprağıdır. Hatay’ın Türkiye’ye katılışı Ulusal Kurtuluş savaşının son halkasıdır.
Hatay’ın kurtuluşunun 74. yıl dönümünde bir yandan başta bu yolda canlarını feda eden şehitlerimizi, anavatana katılma kararı alan Hatay Devleti Meclisi Üyeleri’ni, bu süreci büyük bir ustalıkla yürüten “iki ayyaşımızı” şükranla anarken öte yandan da bu kutsal vatan parçasının bugünkü durumunu ibret ve dehşetle izliyoruz. Hatay’ın yeniden kurtarılacağından kimsenin endişesi olmasın.
İlk Kurşun