“Tayyip geri vitesini bulamıyor”

Türkiye'deki Gezi gösterileri, dünya basının da öne çıkan ağırlıklı yorum konusu. Bir Alman gazetesi “Erdoğan’ın geri vitesini bulmakta zorlanıyor” derken, Financial Times muhabir ise Taksim'deki durumu “Taksim Halk Cumhuriyeti” olarak niteliyor...
 Financial Times: Taksim Halk Cumhuriyeti


Türkiye'de ana akım medya hükümet karşıtı gösterilere dönüşen Gezi Parkı eylemlerini günler sonra “manşetten/ilk haber” vermeye başlarken, dünya basının yorumlarını sürdürüyor.

Deutsche Welle tarafından Alman basınında yansıtılan değerlendirmelerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sert dille eleştirilirken Avrupa’dan Erdoğan’a baskı yapması isteniyor.


NEUE OSNABRÜCKER ZEİTUNG: ERDOĞAN OLANLARI KAVRAMA KAPASİTESİNE SAHİP Mİ?

Neue Osnabrücker Zeitung yorum sütunlarında Erdoğan’ın, ülkenin hemen her kesimini kapsayan protestoların yatıştırılabilmesi için “kilit isim” olduğunun altını çizdikten sonra şu savları dile getiriyor:

“Birçok vatandaş, yaşam biçimlerinin kendilerine Erdoğan tarafından dikte edilmesini istemiyor ve kişisel özgürlük haklarına yapılan müdahalelere karşı direniyor. Ancak Başbakan’ın aklına yaptığı açıklamalarla gerilimi tırmandırmaktan daha akıllıca bir şey gelmiyor. O nedenle, olanları kavrama kapasitesine sahip mi, şüphesi doğuyor. Erdoğan Arap Baharı bağlamında demokrasi, adalet ve güvenlik konusunda büyük sözler söylüyordu. Şimdi ise 'Ankara’nın Sultanı', insan hakları ve vatandaş haklarıyla pek ilgisi olmayan biri gibi davranıyor."

THÜRİNGİSCHE LANDESZEİTUNG: “TÜRK SİVİL TOPLUMU AYAKLANIYOR”

Thüringische Landeszeitung'un yorumunda ise "Başlangıçtaki hoşnutsuzluğun nedenleriyle artık pek ilgisi kalmamış, çoktan başka yönlere kaymış protestolar vardır. Türk sivil toplumu ayaklanıyor. Modern bir ülkeye uymayan bir politikaya isyan etme denemesi yapıyor” görüşünü öne sürdükten sonra “Ama bu protesto Türkiye’deki siyasi kırılma noktalarında bir şeyler değiştirecek mi? Şu an Türkiye’de olanlar, hem Türkler hem de bizim için; aynı anda büyük bir zorluk, fırsat ve risk anlamına geliyor” diye ekleniyor.

WESTDEUTSCHE ZEİTUNG: “ERDOĞAN’IN GERİ VİTESİNİ BULMAKTA ZORLANIYOR”

Başbakan Erdoğan’ın geri vitesin yerini bulmakta zorlandığını savunan Westdeutsche Zeitung, ise Cumhurbaşkanı Gül’ün uyarıcı sözlerinin bile yatıştırıcı etki yaratamadığını, polis şiddetinin sürdüğünü belirtiyor. Gazete, şu iddialara da yer veriyor: “Görüntüler zalimce. Bir iç savaşı andırıyor ve son yıllar boyunca oluşan birikimi gösteriyor. Bu, Erdoğan ve Gül’ün saltanatı. Bu, dinin siyasete dönüşü, kesin bir din-devlet ayrımı yolundan sapılmasıdır.”

DİE WELT:”AVRUPA ERDOĞAN’A BASKI YAPMALI”

Welt gazetesi ise, Türkiye’nin Avrupa açısından taşıdığı önemi vurguladığı yorumunda “Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasî dehası ise birbirinden kopmuş, birbiriyle yarış içindeki ögeleri ılımlı bir İslamcılık altında birleştirmesi oldu. Açık bir şekilde, Akdeniz’de bir ‘Neo-Osmanlıcılık’ hayali kuruyordu. Şimdi ise komşu Suriye, Lübnan ve Irak’ın durumu Türkiye’yi de tehdit ediyor” değerlendirmesini yapıyor. Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin durdurulmamasını “zekice” olarak niteleyen gazete, “Avrupa güçlü bir konumda ve Erdoğan’a otoriter ve İslamcı rotasını yumuşatması için baskı yapmalıdır. Avrupa’nın güneydoğu kanadında istikrarlı, demokratik bir Türkiye, hayatî önem taşımakta. Atatürk ve Erdoğan’ın olumlu mirasının korunması gerek” diyor.

GUARDIAN: ÖZÜR BAŞBAKANIN RIZASIYLA MI?

İngiltere'de yayımlanan gazeteler ise Gezi Parkı protestolarıyla ilgili haberlerinde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın açıklamalarını öne çıkarıyor.

Guardian gazetesi, Arınç'ın "kısmi özür" olarak nitelediği açıklamasının dokuz gündür devam eden gerilimi yatıştırmayı amaçladığını belirterek, "Ama bu açıklamanın göstericileri çapulcular ve marjinaller olarak niteleyen Başbakan'ın rızasıyla mı yapıldığı belli değil" diyor.

Aynı gazetede yer alan bir başka haberde, meydanlardaki öfkeye rağmen, Taksim'in hemen yanı başındaki Kasımpaşa'da, Başbakan Erdoğan'ın hala ülkede büyük bir dönüşüm yaratan lider olarak görüldüğü aktarılıyor. Habere göre, Kasımpaşa'da doğan Erdoğan'ın berberi ve semt sakinleri, Başbakan'ın ekonomik büyüme sağladığını, Türkiye'nin itibarını ve stratejik önemini artırdığını söylüyor ve "AKP, kolay yıkılamaz" diyor.

Financial Times gazetesinin muhabiri de AKP'nin yaklaşık yüzde 70 oya sahip olduğu Çankırı'dan benzer izlenimler aktarıyor.

Haberde buradakiler protestocuların aksine Erdoğan'ın baskıcı ve kendi dini inançlarını paylaşmayanlara karşı hoşgörüsüz olduğunu düşünmüyorlar. Aksine burada Erdoğan'ın göstericilerin muhalefet tarafından manipüle bir grup çapulcu olduğu yolundaki sözlerinin büyük ölçüde destek bulduğu kaydediliyor.

Türkiye'nin yakın bir zaman önce IMF'ye 23,5 milyar dolarlık borcunu kapattığı belirtilen haberde, adının Ayşe olduğunu söyleyen bir kadın, "10 yıl önce daha doğmamış çocukların bile borcu vardı" diyor.

‘TAKSİM HALK CUMHURİYETİ’

Gazetenin İstanbul muhabiri de polis barikatı olmamasına gönderme yaparak Taksim Meydanı'nı "Taksim Halk Cumhuriyeti" olarak tanımlıyor ve meydandan izlenimler aktarıyor.

Hürriyet Daily News gazetesi yazarı Mustafa Akyol ve Brookings Enstitüsü'nden Dr. H.A Hellyer'in ortak kaleme aldığı "Bahar değil, yenilenme" başlıklı makalede Türkiye'deki protestoların "demokratlığını gösterebilmesi açısından Erdoğan hükümeti için bir fırsat olduğu" belirtiliyor.

‘PROTESTOLAR AKP İÇİN BİR ŞANSA DÖNÜŞEBİLİR’

Yazıda özetle şöyle deniyor:

"Tahrir değil, Taksim. Evet bugün Türkiye'de yaşanmakta olan bir çok şey, Mısır'daki ayaklanma sırasında olanlara benziyor; Polisin acımasızlığı karşısında yılmayan barışçıl göstericiler, protestocuların otoriteye hesap sorma hakkında ısrar etmesi, sosyal medyanın rolü ve bir konuya odaklı bir protestonun daha geniş bir huzursuzluğu yansıtması...

Protestoları, Arap Baharı'nın yeni bir halkası olarak nitelemek ne kadar cezbedici görünse de bu eylemler birçok açıdan farklı. Dahası AKP özen gösterirse bu durumdan kazançlı çıkabilir. Ama protestoların mesajını görmezden gelirse, Türk Baharı yakıştırması haklı çıkar"

Yazıda Arap Baharı'nda halkların demokratik meşruiyeti olmayan despot liderlere karşı ayaklandığı buradaki protestolar sonrasında binlerce kişinin öldüğü, Türkiye'nin ise onlarca yıllık demokrasi deneyimi olduğu, Erdoğan'ın oylarını her defasında artırarak üç özgür ve adil seçim kazanarak işbaşına geldiği belirtiliyor. ,

Yazı şöyle devam ediyor: "Bununla birlikte hükümetin son birkaç günden alacağı çok ders var. Seçim kazanmak, sağlıklı, çoğulcu bir demokrasinin işareti değildir. Sadece seçimleri kazanabileceğinizi gösteren bir şeydir. Ezici çoğunlukla seçim kazanan bir parti hala suistimale açıktır ve güçlü bir muhalefetin olmaması bunu kaçınılmaz kılar. Erdoğan'ın partisi büyük işler başardı ama eleştiriye karşı hoşgörüsüzlük, karşı görüştekilerin katılımının reddi ve protestoları dikkate almama eğilimi var."

‘DEMOKRASİDE DİKTATÖRÜMÜZ VAR’

Independent'ın haberinde ise protestocuların Arınç'ın özrüne şüpheyle yaklaştıkları belirtiliyor. Bazı eylemcilere göre Erdoğan iyi polis, Arınç da kötü polisi oynuyor ve hükümet protestolara şaka gibi bakıyor. Bir protestocu, "Burası Ortadoğu'daki gibi değil, biz sistemi değiştirmek istemiyoruz. Buradaki sorun, demokrasiye rağmen bir diktatörümüzün olması" diyor.

Aynı gazetedeki başka bir yazıda da turistler için Türkiye'ye gitmenin ne kadar güvenli olduğu sorusuna yanıtlar veriliyor.

Protestoların Mısır'da Hüsnü Mübarek'i deviren ayaklanmaya benzediği ancak kontrolden çıkmasının beklenmediği belirtiliyor.

Haberde İngiliz Havayolları'nın İstanbul'a uçacak yolculara ay sonuna kadar biletlerini erteleme hakkı vereceği kaydediliyor. 

BBC Türkçe/Deutsche Welle





➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..