Uygar, olgun halk şamarı
Mübarek kafası!
Necati DOĞRU
Güller tomurcuklandı. Uygar, olgun halk şamarı indi. Cumhuriyet gençliği ve o
gençliği doğuran, yetiştiren anne ve babalara ne kadar teşekkür etsek
azdır.
Gençler mesajı verdiler.
Okul çıkışı toplanmakta.
İş çıkışı bir olmaktalar.
Meydanları dolduruyorlar.
Anne ve babalarının duygularını da meydanlara taşıyarak;
“Dindarlığını kindarlıkla bulamaç eden Başbakan ve onun iktidar partisine laik
kimlik tokadı” indiriyorlar.
Kaba bir kin kusuluyordu.
10 yıldır hemen her gün sabah kalkıp akşam yatarken Başbakan, ininden çıkmış
bir nefretle; “Laik hayat tarzını benimsemiş olanlara, cumhuriyeti
kuranlara, Türkiye’nin bölünmesini istemeyenlere” küfür etti.
Kendine oy vermeyenleri aşağıladı.
* * *
Ve bütün topluma kafasının gerisinde taşıdığı “Dinci cübbeyi
giydirmeyi” kendinde hak buldu. Laik Cumhuriyet ağacının meyvelerini
yiyerek, o ağacı yıkmaya teşne oldu.
Son 10 yıla tepki nihayet patladı.
Dün Başbakan adına Cumhurbaşkanı ile görüşen Bülent Arınç, son 10 yıldır
sergiledikleri koyu kaba kinden, rövanşçı buyrukçuluktan ve diktatör
kibirlerinden sıyrılmış havası vermekteydi.
Nerdeyse “özür diler” gibiydi.
10 yıl TV’leri esir al.
Her gün 3 saat küfür et.
Atatürk’e ayyaş diye çamur sür.
İnönü’ye cami yıktı diye iftira at.
Geçmişi kirli propagandayla karala.
19 Mayıs, 23 Nisan, 30 Ağustos bayramlarını kaldırmaya ve “Türkiye
Cumhuriyeti” başlığını silmeyi açıkça hedefle…
* * *
Bundan sonra onlara kim inanır.
Omzunda sırt çantaları, ayaklarında spor ayakkabıları, kırmızı entarileri ile
oturmuş kitap okuyarak, çöpleri toplayarak İstanbul Gezi Park’ında uygar
protesto uyarısı yapmakta olan genç kızlara aşırı gaz kullanmayla başlayan
olaylar sonrası AKP’nin İstanbul Milletvekili (Hava Pilot emekli Tümgeneral)
Şirin Ünal, “Demek ki gaza ihtiyaçları var…” diyordu.
Fasulye fava.
Hep aynı kafa.
Başbakan da “yüzde 50’yi zor tutuyorum” diyerek kafasının
gerisinde gizlediğini açık etti. Halkı halka kırdırma gücünü kullanabileceğini
vurgulamış oldu. Taraftarları, ellerine satır, pala, bıçak alarak meydanlarda
protesto yapanlara saldırabilme gücüne sahipler demek istiyor. Mısır’da 40
yıllık diktatör Mübarek’in sevenleri de develere binmiş, ellerinde kılıçla
Tahrir Meydanı’ndaki protestoculara saldırmıştı.
* * *
Demokrat olamadı.
Olamıyor.
İfade özgürlüğünü kullananlara karşı “yüzde 50’yi zor
tutuyorum” demek “elinde kılıç, deveye binmiş Mübarek kafasının
Türkiye’de her an hortlayacağı tehdidini savurmak” değilse nedir?
Karşılığını da hemen buluyor; AKP Kastamonu İlçe Gençlik Kolları Başkanı,
“Taksim Gezi Parkı’ndan sonra Anıtkabir’i de yıkarsak
Elhamdülillah” diyerek baklayı ağzından çıkardı.
Secde eden gazete yazarları
Haber Türk Gazetesi yazarı Fatih Altaylı, tövbe tövbe “Başbakan’ı
Allahlaştıran” bir benzetme yaptı ve “gerekirse önünde secde
bile ederim… yeter ki yumuşasın, gerilimi bitirsin” diye
özetleyebileceğim yazı bile yazdı. Gazeteciliğin evrensel ilkeleri arasına
“başbakan yumuşatma dalkavukluğunu” da sokan gazeteci yazar
Fatih Altaylı’nın patronu Turgay Ciner’in 3 TV kanalı, 1 gazetesi vardı,
yetmedi, devletin el koyduğu bir TV kanalı daha aldı. Kanalları çoğaltmak
Başbakanlar karşısında secdeye kapanmayı yüksek değer haline getiriyor!
Başbakan’a bağlı “TV kanalı tarikatı” doğabilir.
