İsmail Kahraman’ın bilinmeyen yüzü
Aydınlık, TBMM Başkanı Kahraman’ın 27 Mayıs 1960 devriminden sonra gladyo tertiplerinde görev alan MTTB’nin başkanı olduğu dönemdeki misyonuyla ilgili yeni bilgilere ulaştı. Yakın mesai arkadaşı ‘Hacı Ömer’, Kahraman’ın Masonik İslam örgütlenmesinde rol oynağını belirtti...Kahraman’ın bilinmeyen yüzü

Ömer Faruk Işık, namı diğer “Hacı Ömer” 70’li yıllarda MHP ve Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) İzmir İl Başkanıydı...
MTTB’nin genel başkanı ise İsmail Kahraman’dı.
O yıllarda “Masonik İslam” denilen ABD projesinin önayak olduğu Batı yanlısı İslami örgütlenmelerin de yakın tanığı olan Işık, Türkçüler içindeki ayrışmayı ve Kahraman’ın “Mason İslamcı” kimliğini anlattı.
BİZ TÜRKÇÜYDÜK O YEŞİL KUŞAKÇI
Hacı Ömer ismiyle tanınan Ömer Faruk Işık, Aydınlık’ın tarihi “kontrgerilla dizisi”nde adı geçen kişilerden. Ancak her konuşmamızda ısrarla “Ben hiçbir zaman kontrgerilla olmadım” diyen Işık, anılarını kitap halinde yayınladı. Kitapta, TİP kongrelerine yönelik saldırılarda MTTB’nin nasıl başı çektiğini, MHP ile parasal ilişkilerini anlatan Işık’a İsmail Kahraman’ı sorduk. Olaylardaki rolü için “Hata yaptık, sonradan ortaya çıktı” diyen Işık, çarpıcı bilgiler verdi:
“Ben 63-65 ve 67 yıllarında İzmir MTTB’nin başkanıydım, o da genel başkandı. Ben Türkçü ülkücüydüm. Onun Yeşil Kuşak Projesi’ni savunduğunu biliyorum. ‘Komünizmle mücadele’ adına Müslümanları harekete geçiriyordu. Ben de komünizme karşı mücadele içindeydim. Üstelik saldırıların başını biz çekiyorduk, çünkü 3 yıl boyunca derneğin gençlik örgütlenmesi bana aitti. Ancak İsmail Kahraman’ın savunduğu Yeşil Kuşak Projesi’ne Amerikan Yahudi lobisi çevreleri çok itibar ediyordu. Nitekim bu nokta, aramızda tartışma konusu oldu.
Tartışmalar sonunda hakkımda inceleme başlattılar. MTTB müfettişleri geldi ve Kahraman, ‘Genel Başkan’ sıfatıyla beni görevden aldırdı. Yerime de İhsan Erzurumlu adlı birini getirdiler. Oysa Erzurumlu namaz kılmayı bile bilmezdi. Onun önünde de MTTB müfettişine ‘Bu adam Müslüman değil! Namaz mı kılar bu adam? Yerime bu mason adamı mı buldunuz?’ diye sordum. O zaman MTTB içinde Türkçüler ve Mason İslamcılar diye bir ayırım vardı. İsmail Kahraman Aydınlar Ocağı’nın yetiştirdiği bir damarın eseridir. Aydınlar Ocağı ve sonradan İlim Yayma Cemiyeti’nin bütün yetiştirdikleri bakan oldu. Başları da Nevzat Yalçıntaş’tır.”
ABD DOLARIYLA BİAT KÜLTÜRÜ
Ömer Faruk Işık, dönemin karanlık ilişkilerinin ve Yeşil Kuşak projesinin de serüvenini iyi bilen bir isim. 68’de piyasaya sürülen “Mason İslamcılar”ın gelişim sürecine de işaret etti:
“11 Ekim 1951 tarihinde İstanbul’da 68 kişi, İlim Yayma Cemiyeti’ni kurdu. Amaç, İmam Hatipleri yaymak için lojistik ve maddi destek sağlamaktı. Biz o zaman bunlara ‘Takunyalı’ derdik. Masonlarla beraberlerdi. Hiçbir şekilde masonluğa ve ABD’ye düşmanlıkları görülmez.
Bunlar biat kültürü ile yetişti. Paranın kokusunu çok ama çok iyi alırlar ve oraya yönlenirler... Bunlar 1948 yılında İngilizlerin Yeşil İslam Projesinin tohumlarıdır. Amerikalılar da 1948’de bu projeyi kabul etti.
Nitekim İsrail’in kurulması da o yıllara denk düşer. İsmail Kahraman buradan çıktı, ayrıca Turgut Özal, Korkut Özal, Nevzat Yalçıntaş da buralardan çıktı. Buralar birer okul olarak Türk devletine yöneticiler yetiştirdi. Yani bu bir ekol, Amerikan ekolü.”
‘DİNLERARASI DİALOG’LA GÜLEN CEMAATİ DOĞDU
“Dinlerarası diyaloğ bahanesi ile ta o zamandan bizi Amerikan Siyonizmi’ne, Vatikan’a bağlamak istiyorlardı. CHP’den Kasım Gülek vardı. Gülek CIA eliyle Vatikan’ı Fetullah’la tanıştırdı. Bunlar çakallar gibi bir anda saldırdılar. Türk devletinin Türk kalan neyi varsa, milliyetçiliğine kadar parçaladılar.
Bu masonik İslamcılar, daha sonra ‘Ilımlı İslam’ adını aldı.
MİLLİYETÇİLİK 1969’DA BİTİRİLDİ
“Biz Türçüydük, MTTB’deydim. Parti olarak da CKMP ‘deydim. Ozaman İzmir’de ben merkez ilçede ve gençlik yıllarında 1967-68’de çalıştım, yöneticilik yaptım. 1969’da da ismi MHP oldu. Adana kongresinde MHP’de büyük bir değişim oldu, ideolojik dönüşüm yaşandı. Türkeş de Türkçülükle bu işin gitmeyeceğini hisseti, anladı. Türk-İslam sentezini buldular.
Sloganımız da evrildi. ‘Tanrı dağı kadar Türk, Hira dağı kadar Müslüman’ sloganımızın yerini ‘Kanımız aksa da zafer İslam’ın’ sloganı aldı. Sonra da sıra ‘Ya Allah bismillah Allahu ekber’e geldi. Milliyetçilik bitirildi. Adana’daki 69 kongresinden sonra Bozkurt efsanesi, ismi konuşulmaz olmuştu. O masonik dalga partimize girmiş, ideolojik olarak bizi İslamlaştırmıştı.
ABD PROJESİ OLDUĞUNU ANLAMADIK
“Biz Türkçülerin başı ise Nihal Atsız ve Necdet Sancar (Nihal Atsız’ın kadeşi), İlhan Egemen Darenderiloğlu, Kemal Fedai Coşkuner’di. Darendelioğlu, Komünizme Karşı Mücadele Derneği genel başkanıydı, ben de İzmir’de gençlik teşikalıtında başkanlık yaptım. Tabi o zaman bu projenin Amerikan projesi olduğunu anlamadık, saldırdık, saldırdık...
Onlar da bizim gibi komünizme karşıydı, ama bizde milliyetçilik vardı, onlara göre ise milliyetçilik günahtı. ‘Müslümanlar arasında milliyetçilik günahtır’ derlerdi, bizde tartışırken hep Arapları örnek gösterirdik: ‘Araplar Arapız diyorlar da biz niye Türküz demeyecekmişiz? Bir millet gerçeği var, biz niye Türkçü olmayalım?’ diyorduk. Bunları tartışırdık...
ÖNLÜKSÜZ MASONLAR
“Onlar Türklük için ‘Kafir’ derlerdi. Türkeş’e kaç kere kafir dediler! Fetullah Gülen de İzmir’deki cuma vaazlarinde Nasır’a ‘kafir’ derdi. Oysa Nasır, Arapların Atatürk’üydü. Emperyalistlerin talanına dur demişti, bunları çok sonraları anladık. Ama 60’lardan beri süren tartışmalarda biz İsrail’e karşıydık. 1964-1965 yılında İzmir’de ‘Türk Yükseltme Cemiyeti’ adıyla bir mason derneği kuruldu, sonra Türk kelimesini derneğin isminden çıkarttılar.
O zamanlar onlara ‘Önlüksüz mason’ denirdi, yani kayıtsız masonlardı. Bu ekolü Moon tarikatı, Yahudi cematleri ile ilişkisini ise CHP’den Kasım Gülek kurdu. 25 mart 1975 Fetullah Gülen İstanbul’da üçgen locasına 3 dereceden girdi. Süreç buralarda başladı. Bu masonik İslamcıların yayın organı ise Yeni Asya’ydı. Hatta Fatih Altaylı bir röportajında Gülen’e ‘Sayın Fetullah bey, sizi masonluğa yakın gördüm ne derseniz?’ diye sorar. Yanıt, ‘Masonluk kötü değil, benim için de İslamik mason diyebilirsiniz’ olur.
Ben 1963 yılından beri Fetullah’ı İzmir’den tanırım, Erzurum’dan vaiz olarak geldi. İmam Hatip Öğrenci Yetiştirme Derneği vardı. Fehmi Koru da o zaman ortalığı, camiyi süpürür, düzenlerdi. Halkın sadakaları ile yemek yerler, bazen de dernekte yatarlardı. Dernekte hem Fetullah’ın hem de Fehmi Koru’nun yeri vardı.
YALÇINTAŞ UYARISI
“1979 yılında Türkeş’le Ankara’dayım. Bana ‘Kimseyle paylaşma’ diyerek şunları söyledi: ‘Bu Amerika var ya, Nevzat Yalçıntaş’ı devletin başına bela edecekler.’ Seneler sonra Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olunca kendisiyle yapılan bir televizyon roportajında şöyle der: ‘Beni yetiştiren hocam Nevzat Yalçıntaş’tır.’ O Yalçıntaş, bizim Türkçü milliyetçi dönemin en büyük düşmanıydı. Düşünün Moon tarikatının üyesi bu Nevzat Yalçıntaş!”