'FETÖ davalarıyla ilgili çok önemli bir belgeye ulaştım'
Korkusuz yazarı Ahmet Takan, FETÖ ile mücadele kapsamında yürütülen davalarla ilgili önemli bir belgeye ulaştığını söyleyerek, istihbarat dosyalarına ilişkin çarpıcı bir iddiayı ortaya attı.Takan: 'FETÖ davalarıyla ilgili çok önemli bir belgeye ulaştım, hayretler içindeyim'
Korkusuz gazetesi yazarı Ahmet Takan, "FETÖ
ile mücadele kapsamında yürüyen davalarla ilgili çok önemli bir belgeye
ulaştım. Hayretler içinde kaldım!.." diyerek "Bir dönem FETÖ’cü emniyet
mensuplarınca her köşesi kapılmış İstihbarat Daire Başkanlığı’nın
bilgisayarları" vurgusu yaptı ve çarpıcı bir iddiada bulundu...
Takan, bugünkü köşe yazısında teknik detayı şu şekilde anlattı: "Çok teknik detaya girmeden anlatmaya çalışayım; Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı İstihbarat Daire Başkanlığı’nın önemini anlatmaya gerek yok…
Bir dönem FETÖ’cü emniyet mensuplarınca her köşesi kapılmış İstihbarat
Daire Başkanlığı’nın bilgisayarlarında belki de her birimizle ilgili
bilgiler mevcut. Bir nevi kuzuyu kurda emanet ettiğimiz çok gizli ve
önemli bilgileri 15 Temmuz sonrası casuslukla suçlananlara teslim
ettiğimiz zamanlar olmuş. Ama kurtlar çok da rahat davranamamışlar.
Nasıl mı?..
Bilgisayarlara herkes kendi kullanıcı
bilgileri ile girebiliyor ve her kullanıcının yaptığı her işlem
kaydediliyor. İşte bu kayıtlara “log kaydı” deniyor. Yani bir bilgi
kaçırma söz konusu olduğunda log kayıtlarını geçmişe dönük inceleyerek
kimin ne yaptığını en azından hangi kullanıcı girişi ile hangi işlemin
yapıldığını görebiliyorsunuz.
Log kayıtları bilgi kaçırmanın önünde en
büyük güvenlik önlemlerinden biri ve bilgi kaçırmak isteyenlerin korkulu
rüyası, yani çok çok önemli.
FETÖ’cü emniyet mensupları da çok korkmuşlar log kayıtlarından.
Bugünlerde hakkında çok fazla iddia olan eski daire başkanlarından biri
zamanında “log kayıtlarının saklanmasının bir standardı yok, böyle
olmaz” gerekçesiyle “log kayıtları bir yıl süreyle saklanır” şeklinde
bir kriter belirlemişler. Sonrasında ise bu düzenlemenin bilgi
kaçırmaların tespitine engel olacağı iddiasıyla soruşturma geçirmişler.
Soruşturma ile eş zamanlı olarak da log kayıtlarının saklama süresi 8
yıla çıkarılmış.
Konuyu danıştığımız istihbarat ve bilgisayar uzmanları ise farklı bir
yorum yapıyor. Log kayıtlarını saklamak evet bir maliyet istiyor.
Ancak
depolama ya da saklama maliyeti bilginin değeri yanında hiçbir şey.
Kişisel veri niteliğindeki log kayıtlarının saklanmasında bir zaman sınırı olabilir ancak İstihbarat Daire Başkanlığı’nda yer alan bilgisayarlarda hiç kimse şahsi bir iş yapamaz ve yapılan tüm işlemler devletin istihbarat faaliyetleriyle doğrudan ya da dolaylı ilgili olmalıdır.
Dolayısıyla İstihbarat Daire Başkanlığı ya da benzer
kurumların bilgisayar log kayıtları hiç silinmemeli, mutlaka maliyetine
katlanarak saklanmalıdır. Hatta orijinallerinin başına bir şey gelme
ihtimaline karşı yedekleri de alınmalı ve saklanmalıdır.
Peki neler olmuş?…
15 Temmuz hain darbe girişiminde de Emniyet İstihbarat Daire
Başkanlığı’nın darbe yanlısı emniyet mensuplarınca ele geçirilmeye
çalışıldığı biliniyor. O gece darbenin başarılı olmayacağını anlayınca
ciddi miktarlarda bilgiyi yedekledikleri, paralel kurdukları kayıtsız
sunuculara aktardıkları iddiaları da var.
15 Temmuz gecesi ve öncesi
İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan bilgi kaçırma iddiaları konusunda çok
sayıda emniyet mensubunun yargılaması devam ediyor. Mahkeme en doğru
kararı verecek ve kimlerin suçlu kimlerin masum olduğunu ortaya
çıkaracaktır.
Peki mahkeme bunu nasıl yapacak? Tabi ki ilk bakacağı
şeylerden biri de o gecenin log kayıtları olacak. Öyle değil mi?
Gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere.
Mahkeme yargılama sırasında
İstihbarat Daire Başkanlığı’na sorular soruyor. Teknik bir konu da olan
bilgisayar sistemlerinden bilgi kaçırma iddialarını delilleriyle ortaya
koymak ve suçluları ortaya çıkarmak için işin kaynağına soru sormaktan
daha doğal ne olabilir? Elbette log kayıtlarını da soruyor.
Gelen çok
sayıda cevaptan sadece birinin ilgili bölümünü paylaşayım sizlerle.
Yargılamanın devam ettiği Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazılan 08 Ocak
2020 tarihli ve Sayı:49184388.88439.13-200/0019408 sayılı İstihbarat
Daire Başkan Yardımcısı imzalı yazıda mahkemenin 18 Ekim 2019 tarihli
yazısına cevap verilmiş ve mahkemenin yönelttiği sorular cevaplanmış.
Peki nasıl?..
“Soru-4: O gün akşam itibarıyla İDB ve bağlı birimler arasında bilgi
akışının durup durmadığının ya da yavaşlama ya da herhangi bir teknik
aksama olup olmadığı ile ilgili olarak;
Cevap: Başkanlığımızda kullanılan bilişim projelerinin kullanıcı işlem
bilgileri (LOG kayıtları) 01.07.2019 tarihli Bakanlık Makam Onayına
istinaden yeniden düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile kullanıcılara ait tüm sorgulama işlem bilgilerinin (
LOG kayıtlarının) üç (3) yıl süre ile tutulacağı belirtilmiştir.
Teknik olarak yapılan incelemelerde erişim bağlantı loglarının geçmişe
dönük olarak üç (3) yıl süreyle tutulması sebebi ile İDB ve bağlı
birimler arasında bilgi akışının durup durmadığı ya da yavaşlama olup
olmadığı hususları tespit edilememektedir.”
Mahkeme İstihbarat Daire Başkanlığı ile bağlı birimler arasında bilgi
akışının durup durmadığı ya da yavaşlama ya da herhangi bir teknik
aksama olmadığını sormuş. Darbeciler bilgi çalarken sistemleri yoğun
şekilde kullanacağından yavaşlama mümkün olabilir ya da bağlı birimlerle
irtibatı kesmiş olabilirler. İstihbarat Daire Başkanlığı’nın cevabı ise
akla zarar. Meğer 1 Temmuz 2019 tarihinde log kayıtlarını saklama
süresi yeniden düzenleniyor ve bu konuda bakanlık makamının onayı
alınıyor.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun onayı alınarak log
kayıtlarını saklama süresi 3 yıl olarak düzenleniyor. Onaydan 15 gün
sonra da 15 Temmuz 2016 log kayıtlarının saklama süresi dolduğu için o
gecenin log kayıtları siliniyor. Mahkeme sorduğunda ise log kayıtlarının
yerinde yeller esiyor cevabı veriliyor.
Süleyman Soylu’nun teknik bir konuda derinlemesine bilgi sahibi olmasını
bekleyemeyiz.
Kendisine anlatıldığı şekliyle biliyordur ve belki de
İstihbarat Daire Başkanlığı’nın hem de 15 Temmuz gecesi loglarının
silineceği bilgisi kendisine verilmemiştir.
O geceyle ilgili hem de İstihbarat Daire Başkanlığı ihraç personelinin
sanık olarak yargılamaları devam ederken bir iç mevzuat düzenlemesiyle
log kayıtlarının silinmesi ne anlama gelebilir? Bunun sonuçları ne olur?
Şimdi sanıklar hakkında iddia edilen suçlar nasıl ispat edilecek?
Diyelim ki suçlu bulundular, ilerleyen zamanlarda log kayıtlarının
olmaması, hem de devlet eliyle silinmiş olması, onların lehine olmayacak
mı? 10 yıl önceki ankesör aranma kayıtları dahi saklanıyor ve bu
kayıtlar üzerinden adli işlemler yapılıyor iken devletin istihbarat
biriminin süresiz saklanması gereken kayıtları sadece 3 yıl mı saklanır?
Neden ve kimin aklına böyle bir şey gelir?
Başta Sayın Bakan’a ve İçişleri Bakanlığı yetkililerine soralım: bu
düzenlemeyi yapanları soruşturacak mısınız? Log kayıtları konusunda yeni
bir düzenleme yapacak mısınız? 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi log
kayıtlarını bu aşamada elde edebilecek ve yargılamanın sağlıklı devam
etmesini sağlayabilecek misiniz?"