OLAĞANÜSTÜ KURULTAY ÇAĞRISI
Uzun süredir partisine ilişkin görüşlerini açıklamayan eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Cumhuriyet’e konuştu..
"Uzun süren suskunluğunu bozdu: Parti boşta kalmaz"
Eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav, son cumhurbaşkanlığı seçiminde
alınmış olan 25 milyon oyun tamamının CHP’ye mal edilmesi yanlışlığının
yanı sıra, milletvekili seçiminde 6’lı masanın 4 partisi ile birlikte
alınan yüzde 25 oy gerçeğinin ve başarısızlığın bir değerlendirilmesinin
yapılmadığını kaydetti...
Kılıçdaroğlu’nun kendisinin genel başkanlıktan istifa ederse parti
liderliğinin boşlukta kalacağını ileri sürdüğünü anımsatan Sav,
Cumhuriyet'ten Işık Kansu'ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Geçmişte Atatürk, İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, Hikmet
Çetin ve Altan Öymen, genel başkanlığı boşalttıklarında parti boşlukta
mı kaldı? Sayın Kılıçdaroğlu genel başkan olduğunda parti boşlukta
mıydı? Parti boşlukta kalmaz. Ayrıca, Sayın Kılıçdaroğlu, ‘Genel
başkanlık yükünü taşıyacağına inanacağım birisi çıkarsa ona genel
başkanlığı bırakabilirim’ demektedir.
Genel başkanda aranan niteliklerin
başında, partinin ilke, program ve tüzüğüne bağlılık gelir. Partinin
birikimini yok sayarak CHP’yi yönetecek yetenekte kimsenin
bulunamayacağını ileri sürmek fevkalade şaşırtıcıdır. Dahası partinin
ilkelerine bağlı, geçmişi temiz biri çıkarsa genel başkanlığını ona
bırakabileceğini söylemek de yenilir yutulur gibi değildir. Bu söz,
CHP’de geçmişi temiz olan yok demek anlamında algılanır. Hatta bazı
duyarlı üyeler, bunun partiye ve kendilerine açıkça yapılmış bir hakaret
sayabilir.”
27 Temmuz itibarıyla genel başkan ve parti organlarının görev ve yetki
süresinin dolduğunun altını çizen Sav, “Siyasi Partiler Kanunu ve CHP
tüzüğü, kurultayın en çok üç yıl süre içinde toplanacağını ve genel
başkan, PM ve Yüksek Disiplin Kurulu’nun seçilmesi gerektiğini
belirtiyor” dedi ve şöyle devam etti: “Genel başkanın görev süresi üç
yıldan fazla olamaz. Dolayısıyla bu süreler aşılmıştır. Partinin
kendisini bu açıdan da gözden geçirmesi, ileride parti organlarının
hukuken meşru olup olmadıkları tartışmalarına neden olunmaması gerekir.
PM’de genel merkezin tutumlarına karşı salt çoğunluğu aşan bir çoğunluk
vardır ve PM partiyi bir olağanüstü kurultaya taşıma olanağına
erişilmiştir. Eğer partinin yetkili organları yerel seçimlere doğru
gerekli adımları atmazsa, örgüt teşhisi yapar ve tedaviyi de
gerçekleştirir.”
‘ÖRGÜT ÜZDÜ’
Genel merkez tarafından ilgili yasalara ve parti tüzüğüne aykırı olarak
aday adayı olmak isteyen il ve ilçe yöneticilerinin istifa etmelerine
ilişkin genelgeye bağlı olarak istifa eden 40 il ve 40 ilçe başkanının
aday olduğunu anımsatan Sav, bu il başkanlarından 8’inin seçilecek,
11’inin seçilemeyecek sıralarda yer aldığını, 21’inin de aday
gösterilmeye layık görülmediğine değindi. Başkanlardan da yalnızca 3’nün
milletvekili olabildiğini anlatan Sav, ancak aday olduktan sonra parti
genel merkezi, il ve ilçe merkezlerinin yerlerini öğrenmiş olanların
milletvekili yapılmasının örgütü fevkalade üzdüğünü dile getirdi.
OLAĞANÜSTÜ KURULTAY ÇAĞRISI
Son PM toplantısında görevden alınan il ve ilçe yöneticileri için Şubat
2012 kurultayında tüzükte yapılan değişiklikle üçte iki çoğunluk
arandığını aktaran Sav, son PM’de yapılan oylamaya ilişkin şu görüşlere
yer verdi:
“Daha önceki tüzüklerde itirazın kabulü için PM’de salt çoğunluk
aranıyordu. Son PM toplantısında görevden alınan il ve ilçe başkanlarına
ilişkin itirazlarda 31 oy, yani salt çoğunluk bulundu. Yani, genel
başkanın kararlarında bir haksızlık olduğuna ilişkin uyarı niteliğinde
bir çoğunluğa ulaşıldı. Bir anlamda bu sayı, genel başkana ve MYK
üyelerine güvensizlik anlamına da gelir.
Salt bu nedenle bile
duraksamadan kendilerini 26 Temmuz 2020 tarihli kurultayda seçmiş olan
delegelerden güvenoyu istemeliler. Olağanüstü kurultay çağrısı ile yeni
organ seçimleri yapmalılar. Olağan kurultay için kongreler takviminin
işletilmekte olması bahanesi Siyasi Partiler Kanunu’nun amir hükmü
karşısında geçersizdir. Öte yandan, grup başkanvekillerinin MYK’e
katılması da tüzük hükmüdür. Duyumlar doğru ise bir grup başkanvekilinin
MYK toplantılarına alınmaması gibi tüzük hükmüne uymayan bir anlayış
şimdiye kadar CHP’de görülmüş şey değildir.”
'DEMOKLES'İN KILICI İŞLEMEZDİ'
Sav, Ekrem İmamoğlu’nun, genel başkanlık yarışına girip girmeyeceğine
ilişkin bir karara varmış gibi gözükmediğini ifade ederek, “Kendisi için
büyükşehir belediye başkanlığı açısından gelecek 2024 Mart ayına kadar
görevde kalıp kalmamasının değerlendirildiğini sanıyorum. Zamanında
cumhurbaşkanı adayı yapılsaydı bir demokrasi ve adalet mücadelesine
girişilir, Sayın İmamoğlu’nun başı üzerinde gezdirilen ceza tehditleri
ve Demokles’in kılıcı işlemez hale getirilebilirdi. Maalesef bu önemli
ayrıntı gözden kaçırıldı” dedi.
'KILIÇDAROĞLU SÖZÜNÜ UNUTTU'
Sav, son seçimlere ilişkin şu belirlemeyi yaptı:
“Bir genel başkanın cumhurbaşkanı adayı olması çok doğaldır. Ancak,
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, 2018’de Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı
adayı olduğunda NTV’deki bir açıklamasında, bir genel başkanın
cumhurbaşkanı adayı olmasının yanlışlığına değinmişti. Son seçimde, ‘Bir
partinin genel başkanı cumhurbaşkanı olmamalı’ sözünü unuttu ve kendisi
aday olunca toplumda doğal olarak bir şaşkınlık ve tutarsızlık izlenimi
yarattı. Yanlış ve hayalperest, olanaksız vaatlerde bulunuldu.
Eğer
Sayın Kılıçdaroğlu başarılı olsaydı, zafer kazanmış bir komutan gibi
algılanacaktı. Seçim kaybetmesi üzerine kendisinin eleştirilmesinde de
şaşılacak ve etik olmayan bir yön yoktur. 10. yenilgisini almış olmasına
rağmen CHP Genel Başkanı’nın görevde kalıcı olmak istemesi ve bunda
ısrar etmesi seçmenin güven duygusunu azaltmıştır. Sayın
Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresi ve bir kısım anket firmaları tarafından
yanıltılmasından doğan bu sonuç, başarıya susamış olan örgütümüzü ve
seçmeni çok üzmüş, hayal kırıklığına sürüklemiş ve bir umutsuzluk
doğurmuştur.”

