Çok sayıda fotoğraf ve e-posta kamuoyuyla paylaşıldı...
Jeffrey Epstein’a ilişkin soruşturma dosyaları, bir kısmının daha kamuoyuyla paylaşılmasıyla yeniden tartışmaların merkezine yerleşti. Yeni belgelerde adı geçen çok sayıda isim bulunurken, yazışmaların detayları da ortaya çıktı...Jeffrey Epstein dosyasındaki yeni belgelerde neler var?
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin yeni belgeler açıklandı.
Epstein'a ilişkin soruşturma dosyaları, bir kısmının daha kamuoyuyla paylaşılmasıyla yeniden tartışmaların merkezine yerleşti.
PRENS ANDREW'UN FOTOĞRAFI
Belgeler arasında eski Prens Andrew'un yer aldığı fotoğraflar ve e-postalar dikkati çekti.
İngiliz kamu yayıncısı BBC, Mountbatten-Windsor'un yer aldığı fotoğrafları paylaşırken, eski prensin fotoğrafların birinde yerde yatan ve tamamen giyinik bir kadının karnına dokunduğu, diğer bir fotoğrafta ise yine aynı kadının yerde olduğu, kendisinin de "dört ayak" şeklinde doğrudan kameraya baktığı ifade edildi.
Fotoğrafların nerede ve ne zaman çekildiklerinin belirsiz olduğunu aktaran BBC, Epstein'ın, Mountbatten-Windsor'ı 26 yaşındaki Rus bir kadınla akşam yemeğine davet ettiğine ilişkin e-posta yazışmalarının da paylaşıldığını belirtti.
The Guardian ise açıklanan yeni belgelere göre, eski Prens Andrew'un, Epstein'ın ev hapsinden serbest bırakılmasının ardından onu Buckingham Sarayı'nda görüşmeye davet ettiğini öne sürdü.
Açıklanan belgelerde Mountbatten-Windsor'un 2010'da Epstein ile e-posta aracılığıyla haberleştiği ve bir yazışmada Mountbatten-Windsor'un, "Buraya, BP'ye gelirsen çok memnun olurum. Kiminle gelmek istersen gel, saat 16.00'dan 20.00'ye kadar burada olacağım" ifadelerini kullandığı belirtildi.
The Guardian, "BP" harflerinin Buckingham Sarayı'nın (Buckingham Palace) kısaltması olabileceğine işaret etti.

KRALİYET İSİMLERİ
Belgelerdeki Norveç, Danimarka ve İsveç'ten kraliyet isimleri de dikkati çekti.
Norveç'te yayın yapan NRK, yeni belgelerde Prenses Mette-Marit'in adının yüzlerce kez geçtiğini vurgulayarak, 2011'deki bir e-posta yazışmasında prensesin Epstein'ın ismini internette araştırdığını kendisiyle paylaştığını aktardı.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit de Norveç medyasına yaptığı açıklamada, Epstein'ın yaptıklarından sorumlu olduğunu ifade ederek, "Epstein'ın geçmişini daha iyi araştırmadığım ve nasıl bir insan olduğunu yeterince çabuk anlamadığıma yönelik sorumluluğu üstleniyorum. Bundan dolayı derin üzüntü duyuyorum" dedi.
Epstein'a ilişkin yanlış kararlar aldığını aktaran Prenses, "Epstein ile herhangi bir şekilde iletişim kurduğum için pişman olduğumu belirtmek isterim. Bu durum son derece utanç verici" diye konuştu.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit, 2019'daki açıklamasında da Epstein ile buluşmasından pişmanlık duyduğunu aktarmış, 2013'te iletişimini kestiğini öne sürse de prensesin 2014'te Epstein ile Florida'da bir araya geldiği ortaya çıkmıştı.
Epstein dosyasına ilişkin açıklanan yeni belgelerde adının 2 kez geçtiği ifade edilen Danimarka Kralı Frederik'e ilişkin kraliyet açıklama yaptı.
Kraliyet, ulusal basınla paylaştığı açıklamada, Kral Frederik'in Epstein ile hiç tanışmadığını kaydetti.
Yeni açıklanan belgelerde ise Kral Frederik'in prens olduğu dönemde Epstein'ın iş bağlantılarından bir iş adamı ile görüştüğü ve bir kez özel bir akşam yemeğine katıldığı iddia edildi.
Belgelerde adı geçen bir diğer ismin ise İsveç Prensesi Sofia olduğu aktarıldı.
İsveç medyası, Prenses Sofia'nın 2012'de Epstein özel davetlisi olarak New York'ta bir film gösterimine katıldığını ifade etti.
İsveç Kraliyet Sarayı ise daha önce yaptığı açıklamada, Prenses Sofia'nın 2005'te Epstein ile birkaç kez görüştüğünü ancak 20 yıldır onunla hiçbir temasının olmadığını belirtmişti.
MODİ'NİN İSMİ DE VAR
Belgelerde Hindistan Başbakanı Modi'nin ismi de yer aldı.
Modi'nin isminin geçtiği 9 Temmuz 2017 tarihli belgede, "Hindistan Başbakanı Modi, ABD Başkanı'nın yararına İsrail'de dans edip şarkı söyledi. Birkaç hafta önce görüşmüşlerdi. İşe yaradı" ifadeleri öne çıktı.
Öte yandan NDTV televizyonunun haberine göre, Hindistan, Modi'nin Temmuz 2017’de İsrail’e yaptığı resmî ziyarete yönelik ifadelerin "hüküm giymiş bir suçlunun değersiz düşüncelerinden ibaret" olduğunu belirterek tepki gösterdi.
Modi'nin Temmuz 2017'de İsrail'e gerçekleştirdiği ziyaret, Hindistan ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin 1992'de başlamasının ardından Hindistan Başbakanı'nın yaptığı ilk ziyaret olarak kayıtlara geçmişti.

BAĞIŞ TOPLAMAK İÇİN YARDIM İSTEMİŞ
Robert Koleji Yönetim Kurulu Üyesi Landon Thomas Jr.'ın, Jeffrey Epstein'den bağış istediği yazışmalar ortaya çıktı.
Mailinde Robert Koleji'nin geçmişinden bahseden Thomas Jr, "Muhafazakar İslamın sosyal hayata ve eğitim sistemine gitgide daha çok sızdığı bugünün Türkiye'sinde, bu sene 150. yılını kutlayan Robert Koleji'nin misyonu hiç olmadığı kadar önemlidir
Konuyu Gates Vakfı'na sunup sunmamak konusunda Eipstein'in fikrini soran Thomas Jr, "IŞİD'den sonra Türkiye çok muhafazakar bir yere doğru gidiyor. Biz de yönetim kurulu olarak, misyonunun çok önemli olmadığını düşünen bir hükümet altında ve bu atmosferde Robert Koleji'nin önemini insanlara anlatma çabalarımızı artırıyoruz" görüşünü paylaşıyor.
2014'teki yazışmalara göre, Robert Koleji'nin müdürünün New York'ta olacağını vurgulayan Thomas Jr, isterse müdürü Eipstein ile bu konuda görüştürebileceğini kaydediyor.
Babasının da Robert Koleji'nin yönetim kurulu üyesi olduğunu ve kendisinin uzun yıllar Türkiye'de yaşadığını belirten Thomas Jr, "Neyse, sadece düşüncelerinizi almak ve bu hikayeyi sunabileceğim başka vakıflar/milyarderler hakkında fikirlerinizi görmek istedim. Utanmasızca yaptığım bu bağış toplama tanıtımını burada bitiriyorum" ifadelerine yer veriyor.
SLOVAK DİPLOMAT İSTİFA ETTİ
Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde adı geçen Slovak diplomat Miroslav Lajcak istifa etti.
Slovak basınında yer alan haberlere göre, kamuoyuyla paylaşılan yeni Epstein belgelerinde Slovakya Başbakanı Robert Fico'nun Dışişleri ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Lajcak'ın da adı geçiyor.
Lajcak'ın Epstein ile yazışmalarının sık sık kişisel nitelik içerdiği ve bu görüşmelerde "kadınlar ve jeopolitik meseleler" dahil birçok konuda sohbet ettikleri görülüyor.
Epstein'ın, dönemin Slovakya Dışişleri Bakanı olan Lajcak'ı evine de davet ettiği ifade ediliyor.
Yazışmalarda ikilinin, Slovakya seçimlerinden de sık sık bahsettiği kaydediliyor.
Lajcak, "360.sk" haber sitesine yaptığı açıklamada, Başbakan Fico ile ABD Başkanı Donald Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon arasında bir görüşme ayarlamadığını ve "kadınların" hiçbir zaman sohbetin bir parçası olmadığını savunarak, iddiaları reddetti.
Slovakya Haber Ajansı'na (TASR) göre, Slovakya muhalefet partileri, yeni Epstein belgelerinde adı geçmesi üzerine Lajcak'ın istifasını isteyen ortak bir açıklama yaptı.
Bunun üzerine Lajcak, istifa mektubunu Başbakan Fico'ya sundu. Fico da bu istifayı onayladığını açıkladı.
Fico, yaptığı açıklamada, Lajcak'ın istifa ederek önemli bir diplomat olduğunu kanıtladığını söyledi.
Başbakan Fico, Lajcak'ın istifasıyla Slovakya'nın diplomasi ve dış politika alanında bir deneyim kaynağını kaybettiğini ifade etti.

LİBYA'NIN VARLIKLARINA GÖZ DİKMİŞ
Belgeler, Epstein ve çevresinin, İngiliz istihbarat teşkilatı MI6 ile İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad’ın eski mensuplarıyla birlikte, Libya’nın yeniden inşasına yardımcı olma bahanesiyle Libyalı yetkililerden haraç almak ve devlet varlıklarına el koymak yönünde planları görüştüklerini ortaya koydu.
Dosyalarda yer alan, Epstein'e gönderilen Temmuz 2011 tarihli bir e-posta'da, Epstein ve çevresinin, Libya'daki siyasi ve ekonomik belirsizlik ortamını fırsata çevirmeye yönelik girişimlerde bulunduğu iddialarını yeniden gündeme taşıyor.
Söz konusu e-postada, Libya'ya ait olduğu belirtilen ve uluslararası alanda dondurulmuş yaklaşık 80 milyar dolarlık fonun bulunduğu, bunun 32,4 milyar dolarının ABD'de yer aldığı ifadesi bulunuyor.
E-postada, "Libya'ya ait çalınmış ve zimmete geçirilmiş" varlıkların gerçek tutarının bu miktarın üç ila dört katı olabileceği tahmininde bulunularak, söz konusu paraların küçük bir bölümünün dahi tespit edilip geri alınmasının "milyarlarca dolarlık kazanç" anlamına geleceğinin vurgulandığı görülüyor.
Libya'nın yeniden inşası ve ekonomisinin canlandırılması için gelecekte en az 100 milyar dolarlık harcama planlandığı belirtilen e-postada, bu sürecin "daha büyük bir fırsat" sunduğu ifadesi yer alıyor.
E-postada, Libya'nın kişi başına düşen nüfus, enerji rezervleri ve okuryazarlık oranları açısından zengin bir ülke olduğuna, bu durumun finansal ve hukuki girişimler açısından avantaj sağladığına dikkat çekiliyor.
Yazışmada, bazı uluslararası hukuk firmalarıyla bu konuda "başarı ücreti" esasına dayalı çalışmalar konusunda görüşmeler yapıldığı aktarılarak, daha önce MI6 ve Mossad'da görev yapmış bazı kişilerin, Libya'ya ait olduğu iddia edilen varlıkların tespiti ve geri kazanılması sürecine destek vermeye istekli olduğu ifadeleri yer alıyor.
E-postada, bu sürece erken dahil olunması halinde bunun "önemli bir fırsat" olacağı vurgusu da bulunuyor.
Belgelerde yer alan bu yazışmalar, Epstein ve çevresinin, Libya’daki siyasi ve ekonomik belirsizlik ortamını fırsata çevirmeye yönelik girişimlerde bulunduğu iddialarını yeniden gündeme taşıyor.

