70 kişinin ifadesi tamamlandı: Laiklik için bu rejim yenilmeli
“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” bildirisine imza atan 168 isim hakkında başlatılan soruşturma sürüyor. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla yürütülen soruşturmada şimdiye kadar yaklaşık 70 kişi ifade verdi. İfadeye çağrılmalarını “gözdağı” olarak nitelendiren imzacılar, eğitimde ve kamusal alanda artan dinselleşmeye karşı laiklikliği savunacaklarını belirtti. Yapılan açıklamalarda muhalefet içerisindeki ikircikli tutuma da dikkat çekildi...
Laiklik Bildirisi için yaklaşık 70 kişinin
ifadesi tamamlandı: Laiklik için bu rejim yenilmeli
Siyasal İslamcı Saray rejiminin “Ramazan Genelgesi” ile okullarda yaymaya çalıştığı gerici uygulamalar son hız sürerken laikliği savunanlardan ‘hukuk’ önünde hesap vermeleri bekleniyor. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ardından AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de hedef aldığı “Laiklikliği birlikte savunuyoruz” bildirisinin imzacıları teker teker ifadeye çağrılıyor.
Bildirinin ilk 168 imzacısı arasında yer alan isimler Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Halkı kin ve Düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla yürütülen soruşturması kapsamında ifade veriyor.
70’E YAKIN KİŞİ İFADE VERDİ
Başlatılan soruşturma kapsamında ilk çember olarak Ankara’da ikametgâhı bulunan isimlerin ifadeleri alınırken bu zamana kadar ifade verenlerin sayısı 70’e yaklaştı.
Önceki gün SOL Parti Sözcüleri Önder İşleyen, İsmail Hakkı Tombul ile birlikte akademisyen Doç. Dr. Fevziye Sayılan ve Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir, KESK, TMMOB yöneticileri ve gazetecilerin aralarında bulunduğu 20 kişinin ardından ifade verme işlemleri dün de Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nde devam etti.
Gün içerisinde ifade verenlerin sayısının 17 olduğu öğrenilirken o isimler ise şöyle:
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, TMMOB Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Yener, TMMOB Gıda Müdendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Üzümcü, Akademisyen Serkan Şahinkaya, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Nurbanu Satılmış, Avukat Sevgi yılmaz Gazeteci Tahsin Doğan, KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, KESK Eğitim Örgütlenme ve Basın-Yayın Sekreteri Sema Pınar, Yazar Ünal Özmen, Akademisyen Alev Özkazanç, Yazar Ali Balkız, BES Genel Başkanı Özer Avanaş, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) eski Genel Başkanı Gani Kaplan, Eski TTB Başkanı Eriş Bilaloğlu, Gazeteci Rahmi Yıldırım, Birgün Gazetesi Yazarı Doğan Tılıç"
İfadesi alınan kişilerin tamamı savunmalarında laikliği savunmanın suç olmadığını hatırlatırken hayata geçirilen gerici uygulamalara karşı laikliği savunmanın da bahsedilen suçlama ile alakası olmadığının altını çizdi. İmzacılar laikliği savunmaya devam edeceklerini de kaydetti.
Öte yandan yaşanan süreci SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, Akademisyen ve spor yazarı Elif Çongur, Akademisyen Aziz Konukman BirGün’e değerlendirdi.
***
EN UFAK BİR SUÇ UNSURU YOK
İfade işleminin ardından konuşan KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz de şu ifadelere yer verdi: “Emniyette genel itibarıyla ‘beyanınız nedir’ diye sordular. Bildiriyi kendi rızamla imzaladığımı, özellikle kimin ne anladığından bağımsız olarak laiklikten neden vazgeçmeyeceğimizi anlatmaya çalıştım. İfademde de belirttiğim üzere laiklik inançların özgürce ifade edilmesidir. Eğitimde fırsat eşitliği demektir. Halkların bir arada kardeşçe yaşaması, adalet, barış, demokrasi demektir” dedi. “Bildiride en ufak bir suç unsuru dahi yok. Köy okullarının kapatılarak çocukların cemaat karanlığına mahkum edildiğini, Aladağ’da yanarak yaşamını yitiren 12 çocuğun katledilmesine tanıklık ettiğimi, laik ve bilimsel bir eğitimden yana tutumumu sürdüreceğimi bildirdim” “Bir başka soruda da Talibanlaşmanın ne anlam ifade ettiğini sordular” diyen Karagöz, “Son on yılda Ankara Gar katliamı, Suruç katliamı ve özellikle kadınlara, kız çocuklarına yönelik gerici politikalara şahit olduğumuzu söyledim. Tüm bunlarda sorumlu olan herkesin Taliban zihniyetiyle uyuştuğu hali belirttim” diye konuştu. Karagöz, “Cumhuriyet’in ilk kurulduğu yıllarda orman bilinci oluşmadığı için devlet ormanı vatandaşa karşı koruyordu. Günümüzde köylü ormanı devlete karşı koruyor. Bugün laikliği de bu ülkedeki iktidara, bakanlarına karşı korumak zorundayız. Laikliği savunmaya devam edeceğiz” dedi.
***
MUHALEFETİN UZLAŞMACI EĞİLİMLERİ
“Okullarda okutulan selefi marşlarından, tarikat karanlığında katledilen kadınlara yaşadıklarımız laikliği savunmanın ne denli hayati olduğunu göstermek için yeterli” diyen SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen, muhalefetin tereddütlü tavrına da değindi. İşleyen, şöyle konuştu:
“Buna karşın, iktidarın önündeki her tür engeli kaldırarak dinselleştirme hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiği saldırıları bir yana, muhalefet hareketi içindeki tereddütlü kimi eğilimler de birkaç sözü hak ediyor.
Bu konuda muhalefet içinde öteden beri, siyasal İslamcılıkla uzlaşma eğilimlerinin varlığı biliniyor. Bu eğilim özellikle son zamanlarda sağ eğilimlerle uzlaşarak, AKP’ye karşı mücadele edilebileceği yönündeki bir yaklaşıma dayanıyor. Böyle bir anlayışla sürdürülen bir muhalefet anlayışı, ülkenin Amerikan güdümlü bir siyasal İslamcı dönüşümü karşısında aldığı pasif tavırların da sonucu olarak, artık laikliğin dahi suç sayıldığı bir noktaya kadar sürüklenmesinde önemli roller oynadı. Türkiye, içinden geçtiği karşı-devrim sürecinin sonunda büyük bir yıkıma uğratıldı.
Eğitimden sağlığa tüm hizmetlerin özelleştirilerek, demokrasi ve laikliğin kazanımları yok edilerek yaratılan tek adam rejiminden çıkış, köklü devrimci değişim politikalarını zorunlu kılıyor. Böyle bir değişim AKP’nin toplum üzerinde yukarıdan aşağıya zorla geliştirmeye çalıştığı politikalara teslim olarak, uzlaşarak değil, ancak onun karşısında gerçek devrimci fikirlerle mücadele edilerek kazanabilir. Bu yaşadığımız yirmi beş yılda olup biten bunca şeyden ders almayanlar aynı şeyleri yapmaya devam ederek daha öncekilerden farklı sonuçlar elde edemez.
ÇÖKMÜŞ LİBERAL TEZLER
Öte yandan, “Laikliği Birlikte Savunalım” bildirisine geride kalmış bir arkaik fikir olarak değerlendiren çökmüş liberal tezlerin mezarda ıslık çalma faslındaki görüşlerini fazla dikkate almaya gerek yok. Onlar, “muhafazakar inkılap” diye selamladıkları AKP’ye hizmet yarışına girip, 2010 referandumlarında ve sonrasında destekler sunarak, sonu HTŞ destekçiliğine kadar uzanırken, bildiri imzacıları AKP’ye karşı mücadelenin onurunu taşımaya devam ediyorlar!"
***
GÖZDAĞI VERMEK İSTİYORLAR
Dün sabah ifade veren TMMOB Genel Başkanı Emin Koramaz İktidarın laiklik bildirisine imza atanları hedef almasını ve dava açma sürecini bir gözdağı olarak nitelendirdi. Koramaz, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası’nın 2’nci maddesine göre bu ülke laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Cumhuriyet’in kurucu ilkelerinden birisi de laikliktir” dedi. Korkmaz şöyle konuştu: “Ülkemizde uzunca bir süredir laiklik karşıtı uygulamalar sistematik bir hal almıştır. Bilimin yerini hurafelerin, laikliğin yerini gerici uygulamaların, sosyal hukuk devletinin yerini cemaatlerin, laik hukukun yerini siyasetin yönelimi ile belirlenen hukukun aldığı bir ülke haline getirildik.
SOL Parti üyesi 6 kişinin ‘Yaşasın laik demokratik Cumhuriyet’ pankartı astıkları için ev hapsi verilmesinin ardından parti binalarına yapılan gerici saldırılara, bina girişlerinin kepenklerine ‘Kahrolsun laiklik yaşasın şeriat’ yazılamalarına sessiz kalındı. Yine yakın zamanda basına da düştüğü üzere ilkokul çağındaki kız öğrencilere devletin okullarında IŞİD yeminleri ettirildi. Bu son örnekler ülkenin düşürüldüğü durumun en çıplak göstergesidir. Böylesi bir gidişatta laikliğe sahip çıkmak, Cumhuriyete sahip çıkmakla, ülkenin geleceğine sahip çıkmaklar eş anlamlıdır. Bilimden ve aydınlanmadan beslenen bir meslek örgütü olarak gerici uygulamalara tavırsız kalmamız da mümkün değil. Kamuculuğu, laikliği, bağımsızlığı, eşit, özgür ve demokratik bir ülkeyi savunmaya devam edeceğiz.”
***
YOKSULLUK DİNSELLEŞMEYLE PERDELENİYOR
Geçtiğimiz günlerde ifade veren Akademisyen, spor yazarı Elif Çongur da ülkede kalıcılaştırılmaya çalışılan yoksulluğa ve gericiliğe dikkat çekti. Çongur, “Laiklik, başka pek çok açıdan olduğu gibi, sınıfsal açıdan da çok önemli bir mesele. Halkın içinde bulunduğu yoksulluk ve sefalet; dinselleşmeyle perdelenirken, laiklik elbette sınıfsaldır. Bu yüzden laiklik için kurduğumuz cümlelerin çoğunda “ekmek gibi, su gibi” dememiz boşuna değil. Elbette sahip çıkacağız, elbette gözümüz gibi bakacağız, elbette anayasal güvence altındaki laikliği savunacağız” dedi.
***
LAİKLİĞE SAHİP ÇIKMAK AYDINLARIN SORUMLULUĞU
Laikilik Bildirisi imzacısı İktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman ifadesinde suçlamaların doğru olmadığını belirttiğini söyledi. Bu bildiriye imza atmanın halkı kin duyguları beslemek değil, barışmasına katkıda bulunmak olduğunu belirten Konukman, “Laikliği savunmak farklı dini inançlara karşı devletin eşit mesafede kalmasını savunmak demektir. Dolayısıyla halkı kin ve düşmanlığa davet etme gibi bir durum zaten mümkün değildir. Bu konjonktürde arka planda, tırnak içinde alınmış laikliğe bu tür saldırılar beni bu metni imzalamaya yöneltti. Genel olarak aydınların bu tür açıklamalarından onur duymalıyız, aydınlar anayasaya aykırı uygulamaların toplum adına takipçisi olmalıdır, bu bir aydın sorumluluğudur. Ben de bu sorumluluğu taşımaktayım” dedi.
Öncü Durmuş / Birgün

