Bir öğretmen öldürülmüştü: Eğitimciler Yusuf Tekin'i istifaya çağırdı
Eğitim Sen, Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in öldürülmesini protesto etti. Polis, eğitimcilerin İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne önüne yürümesine izin vermedi. Cinayetin münferit olmadığına dikkat çeken eğitimciler, Bakan Yusuf Tekin’in istifasını istedi...
Bir öğretmen öldürülmüştü: Eğitimciler
sokağa çıktı, Yusuf Tekin'i istifaya çağırdı
İstanbul’da Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in öğrencisi F.S.B. tarafından öldürülmesine tepkiler sürüyor.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağıran Eğitim Sen üyeleri, bugün Beyazıt Meydanı’ndan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürüyüş gerçekleştirdi.
Eyleme Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, DİSK ve KESK destek verdi. İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde açıklama yapmak isteyen eğitimcilere polis izin vermedi. Eğitimciler, polis barikatının açılması talebiyle Mehmet Akif Ersoy Parkı’nda oturma eylemi yaptı.
YUSUF TEKİN’E İSTİFA ÇAĞRISI
Eğitimciler sık sık “Öğretmenler öfkeli, Yusuf Tekin gitmeli”, “İstanbul’da bir öğretmen öldürüldü”, “Şiddete teslim olmayacağız” ve “Yusuf Tekin istifa” sloganı attı. Eğitimciler, eylemde yaşamını yitiren öğretmenler için saygı duruşunda bulundu.
YAPTIĞIMIZ UYARILAR DİKKATE ALINMADI
Eğitim Sen İstanbul Şubeleri adına açıklamayı okuyan Eğitim Sen İstanbul 9 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Özev, “Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarılar dikkate alınmayarak kalıcı ve önleyici politikaları hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı, bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi bir biçimde gözden geçirilmelidir. Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir; medyada, siyasette ve bürokraside meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil, eğitim emekçilerini hedef gösteren ve itibarsızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir” dedi.
Öğretmenlik mesleğinin sistematik bir şekilde değersizleştirildiğini ifade edem Özev, “Pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaştırılması; okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar; ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir” ifadelerini kullandı.
Özev özetle şunları aktardı: “Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir. Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır! Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz! Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenliğini; huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz.”
“ŞİDDETİ ÖNLEMEYE DÖNÜK EYLEM PLANI HAZIRLANMALI”
Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunan Özev, taleplerini şu şekilde sıraladı:
* Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir.
* Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir.
* Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir.
* Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır.
* Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır.
* Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır.
GÜVENLİĞE SIRA GELİNCE “KAYNAK YOK” DİYORLAR

Burada yapılan açıklamada konuşan İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Barış Uluocak, “Bir öğretmen arkadaşımızın öldürülmesi üzerine bugün Türkiye’nin bütün okulları boşaltıldı. Bütün eğitimciler iş bırakarak bu durumu protesto etmek için alanlarda toplandı. Milli Eğitim Bakanlığı, okullardaki güvenliği sağlayamadığı için; kaynaklarını tarikatlara, cemaatlere ve dini vakıflara ayırıp okulda güvenlik önlemlerini almadığı için öğretmen arkadaşlarımız tehlike altında” dedi.
“Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Öğretmen düşmanı Bakan istifa” diye konuşan Uluocak, “Okulları cemaatlerin ve tarikatların arka bahçesi haline getirdiler. Bütün kaynakları bunlara tahsis ederken eğitimciye ve güvenliğe sıra geldiğinde ‘kaynak yok’ diyorlar. Halbuki kaynakların nereye gittiğini bütün eğitimciler biliyor” ifadelerini kullandı.
Uluocak özetle şu ifadeleri kullandı: “Defalarca söyledik. ‘Münferit’ dediler, ‘sistemli’ dedik; ‘kaza’ dediler, ‘cinayet’ dedik. Okullara gerekli bütçeyi ayırmayanlar; bugün her iki okuldan birinde kadrolu çalışan yardımcı personel bulundurmayanlar; okullarda güvenliği sağlamayanlar; Diyanet’e, kamu-özel ortaklıklarına ve vergi aflarına para bulanlar; okulların en temel ihtiyaçları söz konusu olduğunda ‘bütçemiz yetersiz’ diyor.
Bu bütçe yetersizliği okullarda imkânsızlıklarla baş gösterirken, en vahim sonucu da öğretmen arkadaşlarımızın şiddete uğraması, yaralanması ve hayatını kaybetmesidir. Bir öğretmenin mesleğinin başındayken, okulundayken cinayete kurban edilmesi, yüz binlerce öğretmenin kolay kolay kabullenebileceği bir şey değildir. Bunu kabul etmiyoruz! Durumla ilgili defalarca uyardık ama uyarılarımız bir kulaklarından girip öbür kulaklarından çıkıyor. Eğitimcileri, öğretmenleri, velileri ve öğrencileri dinlemeyenler; kendi ideolojik gündemleriyle eğitim gündemini belirlemeye çalışıyorlar. Ama biz buradayız, yaşananların farkındayız. Şiddetin sorumlularını ve sebeplerini biliyoruz. Bir kez daha buradan haykırıyoruz: Bir öğretmen arkadaşımız daha aramızdan ayrılmayacak! Şiddete teslim olmayacağız!”
BU CİNAYET MÜNFERİT DEĞİLDİR
Eğitim Sen Genel Sekreteri Zülfü Güneş ise yaptığı açıklamada, “Dün yaşanan cinayet; basit, münferit bir olay değildi. Yıllardır Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullarda beslenen ve körüklenen sistematik şiddetin bir sonucu olarak arkadaşımızı kaybettik. Okullarda yaşanan bu şiddetin baş sorumlusu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir. Dün yaşamını yitiren arkadaşımızın kanı Yusuf Tekin’in ellerine bulaşmıştır. Yusuf Tekin derhal istifa etmeli ve Türkiye halklarından özür dilemelidir” dedi.
Güneş şu ifadeleri kullandı: “Bugün Yusuf Tekin’in, yaşamını yitiren öğretmen arkadaşımızın okulunda dökeceği timsah gözyaşlarına hepimiz tanık olacağız. Tıpkı iki yıl önce İstanbul’da İbrahim Oktugan arkadaşımız katledildiğinde sarf ettiği yalanlar gibi... O gün ne demişti? 'Eğitimde şiddete dur diyeceğiz.' Ama gördük ki eğitimde şiddete dur demek yerine, şiddeti körükleyen politikalarıyla bugün bir arkadaşımızı daha aramızdan aldılar. Elbette ki şiddet sadece Fatmanur Çelik arkadaşımıza yönelmiyor; eğitimde şiddeti her gün yaşıyoruz. MESEM uygulamasıyla çocukları sermayenin dişli çarkları arasında kaybederken de yaşıyoruz. Sınıflara ve okullara; cemaat, tarikat ve Ülkü Ocakları'nın protokol ve projeleriyle sokulan bu anlayışla da yaşıyoruz. Bilimden uzak bu tür etkinlikleri okullara sokarken aslında beraberinde şiddeti de taşıdılar. Ülkü Ocakları ile yapılan protokolle okula hangi bilim taşındı? İşte dün sonucunu gördük. Biliyoruz ki bu şiddet dili; bakanlıktan bürokrasiye, siyasetten medyanın her kademesine kadar var oldukça bu şiddet maalesef sürmeye devam edecek.
Ancak bizler; eğitim ve bilim emekçileri olarak, bu ülkenin aydınlık yüzü olarak okullarda ve toplumun her alanında şiddetin yaşanmasına müsaade etmeyeceğiz. Dün yaşamını yitiren arkadaşımızın anısına ve bugüne kadar yaşamını yitiren bütün eğitim emekçisi arkadaşlarımıza söz veriyoruz: Şiddeti okullara sokmayacağımız gibi; okulların gerici, dinci, ırkçı tarikat ve cemaatlerin yuvası haline getirilmesine de izin vermeyeceğiz!”
Deniz Güngör / Birgün

