On binler Pendik’te meydanda: Bir de utanmadan emekliye müjde diyor!..

CHP’nin tutuklu İBB Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu için başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 97’ncisi İstanbul Pendik’te düzenlendi. Mitinge katılan on binlerce kişi İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim çağrısında bulunuyor...

Pendik’te “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi: On binler meydanda 

CHP’nin tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu için başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingleri devam ediyor.

Bu kapsamda düzenlenen mitinglerin 97’ncisi İstanbul’un Pendik ilçesinde gerçekleştirildi. Miting alanına gelen on binlerce kişi, İmamoğlu’nun serbest bırakılması talebiyle sloganlar attı.

İMAMOĞLU'NUN MEKTUBUNU OKUNDU

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İmamoğlu'nun mektubunu okudu. Mektuba geçmeden Çelik şu ifadeleri kullandı:

"Merhaba Pendik, merhaba İstanbul! Harikasınız, hoş geldiniz.

Önümüzdeki hafta tam bir yıl olacak; 19 Mart’ta Anadolu topraklarında, burada bir darbe gerçekleşti. 19 Mart’tan bugüne kadar İstanbul’un ve Türkiye’nin meydanlarında büyük bir direniş sergiliyoruz. Bizi hiç yalnız bırakmadınız, her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Sağ olun, var olun.

Bugün bizi burada sizlerle bir araya getiren Pendik İlçe Başkanımız Niyazi Güneri’ye yürekten teşekkür ediyorum. Üçüncü bölge buluşmamızı gerçekleştirdik, ikinci bölge buluşmamızı gerçekleştirdik; bugün birinci bölge buluşmamızı Pendik’te gerçekleştiriyoruz. 18 Mart günü hep birlikte, yüz binlerle Saraçhane’de olacağız. 18 Mart günü Saraçhane Meydanı’nda hep birlikte 'adalet' diyecek miyiz? 'Özgürlük' diyecek miyiz? 'Demokrasi' diyecek miyiz? Teşekkürler.

Kıymetli İstanbullular; biz buraya Silivri’den geliyoruz. Pazartesi günü Türkiye siyasi tarihinin en büyük kumpas davalarından bir tanesi başladı. Sizlere Silivri’den Ekrem İmamoğlu’nun selamını getirdim. Sizlere Şişli Belediye Başkanı Emrah Şahan’ın selamını getirdim. Sizlere Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık’ın selamını getirdim. Sizlere tüm tutsak yol arkadaşlarımızın, bürokratlarımızın, belediye emekçilerinin selamını getirdim.

Üç gündür Silivri’deyiz. Silivri’de ne var biliyor musunuz? Silivri’de üç gündür bir adaletsizlik var, Silivri’de hukuksuzluk var, ailelere yapılan zulüm var. Ama Silivri’de ne yok biliyor musunuz? Asla umutsuzluk yok. Arkadaşlarımız Pazartesi gününden beri o duruşma salonunda güler yüzlü, dirençli, enerjileri çok yüksek; tarihi savunmalarını gerçekleştiriyorlar.

Asla umutsuzluk yok çünkü kime güveniyorlar? Size güveniyorlar, millete güveniyorlar. Diyorlar ki; 'Er ya da geç sandık milletin önüne gelecek ve millet bu ceberrut iktidarı hep birlikte gönderecek.' Hep birlikte gönderecek diyorlar"

'AMAÇ BENİ YARGILAMAK DEĞİL, BENİ SİYASETEN YOK ETMEK'

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İmamoğlu'nun mektubunu okudu.

İmamoğlu'nun mektubu bu şekilde:

“Kıymetli Pendikliler, benim sevgili vatandaşlarım, çok değerli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, cesur gençler ve güzel çocuklar… Her birinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sizlere hasretle, özlemle sarılıyorum. Gözaltına alınıp tutuklandıktan bir yıl sonra, aleyhimize açılan dava nihayet görülmeye başlandı. Ben, davada savunma yapmayacağım. Çünkü bu davanın amacı beni yargılamak değil, beni siyaseten yok etmek. O davanın amacı; gerçeği aramak, hukuku uygulamak değil, milletle benim arama duvarlar, tel örgüler, demir parmaklıklar örmektir. Silivri’deki dava, tam 12 yıldır kurgulanıyor. 2014’te Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildiğimde, İstanbul’da AK Parti’nin elinden belediye alan tek siyasetçiydim. Kurdukları israf ve rant düzeninde ilk büyük gediği açmıştık; korktular. Çok daha fazlasını yapabileceğimizi gördüler; korktular.”

“KİN VE HUSUMET DOLU SALDIRILARA UĞRUYORUM”

“O günden bugüne, tam 12 yıldır, siyasi kin ve husumet dolu saldırılara uğruyorum. Tarihimizde ve dünyada eşi benzeri görülmemiş ölçüde haksız hukuksuz uygulamalara maruz kalıyorum. Millete hizmet etmemi engellemek, beni siyaseten yok edebilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Yeni seçimler kazanıp, başlarına daha fazla bela olmayayım diye, 12 yıldır ellerindeki tüm imkanlarla saldırıyorlar. 12 yıldır her günümüz yeni bir kötülükleriyle uğraşarak geçiyor. İlk günden beri bana gözdağı vermeye kalktılar. Beni siyaseten bitirmek için her türlü kötülüğü yapmaya hazır olduklarını göstermeye çalıştılar. Beylikdüzü Belediye Başkanı iken okul yaptım, ‘açamazsın’ dediler. Cami yaptım, imam vermediler. Karakol yaptım, polisleri çektiler. İstanbul Büyükşehir seçimlerini kaybedince nasıl daha da çirkinleşip saldırganlaştıklarını bütün dünya biliyor.”

"SALDIRILAR, MİLLETİN SEVGİSİ KARŞISINDA TUZLA BUZ OLDU"

“Ama başaramadılar. Devletin imkanlarını kötüye kullanarak yaptıkları bütün o kin ve husumet dolu saldırılar, milletin sevgisi ve desteği karşısında tuzla buz oldu. İstanbullular 2024’te 1 milyon 100 bin oy farkla bize yeniden görev verince, baskı altında tuttukları bir avuç yargı mensubu eliyle yürüttükleri saldırılar, daha da azgınlaştı. Olur olmaz soruşturmalar, davalar açtılar. Beni suçlu göstermek için özel bilirkişi görevlendirdiler. Özel savcı atadılar. Hakkımda açılmış bütün davalarda hakimlerin yerlerini değiştirdiler. Diplomamı iptal ettiler, gözaltına aldılar, tutukladılar. Ama yine başaramadılar. Beni milletin gönlünden silemediler. 15,5 milyon oyla, 25 milyon yurttaşımızın imzasıyla onların karşısında, cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı olarak dimdik duruyorum. Yalnız ben değil, tüm arkadaşlarım aynı cesur ve kararlı duruşu sergiliyor.”

"SON ÇARELERİ BENİ VE ARKADAŞLARIMI NE PAHASINA OLURSA OLSUN CEZALANDIRMAK"

“Şimdi artık son çareleri kaldı: Beni ve arkadaşlarımı ne pahasına olursa olsun cezalandırmak. Silivri’deki dava, işte onların bu çaresizliğinin ifadesidir. Onlar, yalnızca beni ve arkadaşlarımı değil; Cumhuriyeti, demokrasiyi, insan hak ve hürriyetlerini, devletin itibarını, toplumsal birlik ve kardeşliğimizi, milletin huzur ve refahını da hedef aldılar. İktidarlarını korumak için yaptıklarıyla siyasi ve hukuki meşruiyetlerini kaybettiler. Onlar beni yargılayamaz. Ben onları yargılıyorum. Tarihimiz, bu gibi siyasi davalarla doludur. Böyle davalarda son sözü millet sandıkta söyler. Bu gibi davaları millet karara bağlar. Milletin kararı karşısında her iktidar hükümsüzdür. Bu ülkede, eninde sonunda millet ne derse o olacak. Bu ülkede herkes için ve her yerde adalet ve hürriyet hâkim olacak. Her şey çok güzel olacak.

Ekrem İmamoğlu, Silivri Zindanı."

CHP Genel Başkanı Özgür Özel miting alanında konuşuyor.

Özel'in açıklamaları şu şekilde:

"Fabrikada, sokakta alnı açık duranların yanında dev gibi doğruldular. Zafer yakında!

Bilek var vuruşmaya, güç var konuşmaya, soluk var harcanmaya. Zafer yakında!

Can var verilecek, kardeş var ayakta, kardeşe can feda. Zafer yakında!

Canım İstanbul'a, Anadolu yakamıza merhaba! Selam olsun Pendik sana, selam olsun! Seçtiğine sahip çıkanlara, iradesine sahip çıkanlara...

Bugün İstanbul’un Anadolu’ya açılan kapısındayız. Pendik’in yiğit insanlarıyla, Anadolu yakasının yiğit insanlarıyla birlikteyiz. Martın başında soğuk bir havada, büyük bir meydanda omuz omuzayız; yan yana, yürek yüreğeyiz. Ve 19 Mart darbesinden neredeyse bir yıl sonra, darbenin yıl dönümüne bir hafta kala, 97. eylemde hep beraberiz. Hoş geldiniz, şeref verdiniz.

Sizlere bakınca ben görüyorum ki; hiçbir zaman karanlık kazanamaz, güneş doğar, aydınlık kazanır. Zulmedenler değil, zulme direnenler kazanır. Korkaklar değil, cesurlar kazanır. Kötüler değil, iyiler kazanır. Size bakınca görüyorum ki; biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız!

Bu gece yine bu soğukta on binleriz ama elbette bir yanımız yine eksik. Bugün burada, birinci bölgede Beykoz Belediye Başkanımız Alaattin Köseler’e, Şile Belediye Başkanımız Özgür Kabadayı’ya, belediye meclis üyelerimize, bürokratlarımıza, emekçi arkadaşlarımıza bir selam yolluyoruz buradan onlara. Aslanlara selam olsun!"

"ADI 'HESAP' OLAN KİTABI SİZLERE EMANET EDİYORUM"

"Pendik'te 35 yıldır maalesef seçimleri kazanamadık. Ama Pendik'e küsmedik. Kusuru kendimizde aradık, doğru adayı aradık, eksik yanlarımızı aradık, çabaladık ve bu seçimlerde Pendik'i yine kazanamadık ama çok büyük bir başarı yakaladık. %43 oy aldık, küçük bir farkla Pendik'i kaybettik. O günkü adayımız bugün Tarık Balyalı bizimle beraber; ona sahip çıkan sizlere ve müthiş bir kampanya yapan Pendik örgütünün tüm neferlerine teşekkür ediyorum.

O Tarık Balyalı bir kitap yazdı, bir kitap. O kitap elimde. Öncelikle şunu söyleyeyim; 19 Mart darbesinden sonra 'Millete Emanet' kitabını (Ekrem Başkanla birlikte birimizin önsözünü, birimizin sonsözünü yazdığı kitabı) size emanet etmiştim. Gelirini sevgili Yavuz Oğhan yazmıştı kitabı, gelirini 'Aile Dayanışma Ağı'na, ayrıca tüm mücadele sürecinde yurdundan olana yurt bulmaya, bursu kesilene burs bulmaya ve maaşları kesilen arkadaşlara sahip çıkmak için fona bu geliri söylemiştik. Sizler kitaba, 'Millete Emanet' kitabına sahip çıktınız. Aldınız, okudunuz, hediye ettiniz, kitabın satılmasını sağladınız. Bugün o kitabın altıncı ayında ilk telif ücretleri geldi, yerlerine ulaşıyor. Kitaba sahip çıkan herkese yürekten teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız!

Siz bu ülkenin en büyük, dayanışmayı en iyi bilen, birlikten güç alan, güç veren, yan yana durup tarihin akışını değiştiren milyonlarsınız. İyi ki siz varsınız, iyi ki siz varsınız!

Sonrasında Sayın Balyalı yazdığı kitapların gelirlerini aynı fona söz verdi, önümüzdeki aylarda aktarılacak. Şimdi Pendik'in son adayı Tarık Balyalı bir kitap yazdı, adı 'Hesap'. Bu kitabın da bütün geliri, bütün geliri olduğu gibi 'Aile Dayanışma Ağı'na, adaya ve bu mücadeleden zarar gören herkesin karınca kararınca mağduriyetinin giderilmesine aktarılacak. Tarık Balyalı'nın 'AKP Dönemi İBB Yolsuzlukları' kitabını, adı 'Hesap' olan kitabı sizlere emanet ediyorum."

"ECDADIN EMANETİ CAMİYİ TEMİZLETECEĞİM DİYE YARIM MİLYAR YOLSUZLUK YAPMIŞLAR"

"Muhteşem bir eser; adı 'Hesap' ve 'AKP Döneminde İBB Yolsuzlukları'. Bakarsan yazan Tarık Balyalı, kalemi oturtmuş; bilgisayarın, klavyenin tuşlarına o dokunmuş. Ama hakikaten ne desem az; şu AK Parti'ye bak yahu, yolsuzluğun kitabını yazmış, yolsuzluğun kitabını yazmış!

İBB Belediye Meclis Üyesi ve Grup Başkanvekilliği döneminde çalışmaya başladı. Bugün Ekrem Başkan'a, arkadaşlarımızı sözde yargılayanların ellerinde tek bir delil yokken; yani gizli tanıklara dünya kadar yalanı attırıp, gizli tanığı bir senenin sonunda elinden kaçırmışken, o ifadeleri başka bir gizli tanığa yazdırıyorken (utanmadan sanki tiyatro oyunuymuş da oyuncu hastalanmış, yerine başka oyuncu çıkarmış gibi tanık değişikliği yapıyorken) burada Tarık Balyalı'nın kitabında somut deliller var. Her sayfası ibretlik, her sayfası skandal ama bir tanesini, rastgele bir tanesini söyleyeyim.

Aha kitap burada. Sadece bir örnek; yıl 2018, ihale: 'Selattin Camileri'nin İbadete Hazır Halde Bulundurulması Hizmet Alımı İhalesi'. Yani İstanbul'daki padişah ve ailesinin yaptırdığı, ecdattan emanet camileri temizleteceğiz. Buna ihale açıyoruz; ihaleyi 100 milyon TL'ye bir şirket kazanıyor. Bir yıl sonra 2019'da biz geliyoruz, yapılan işe bakıyoruz; aynı ihaleyi bir daha açıyoruz ve bu sefer '35 milyon TL'ye ben yaparım' diye dünya kadar teklif geliyor. Bir inceleniyor ki 100 milyona bir yıl önce alınan iş 35 milyona yapılıyormuş. Bundan yedi sene öncenin parasıyla 65 milyon lira; doları bugüne çevirirsen 550 milyon lira, yarım milyar lira bir yolsuzluk var. Nerede? Cami temizliğinde.

Allah'tan korkmazlar, kuldan utanmazlar; güya muhafazakarlar, güya alnı secde edenler, ecdadın emaneti camiyi temizleteceğim diye yarım milyar yolsuzluk yapmışlar. İşte burada kitap, adı 'Hesap'. Ama bunun hesabı verilsin, hesabı sorulsun diye 2019'da belgeler hazırlandı, dosya hazırlandı, savcılığa yollanmak üzere harekete geçildi; o günün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hırsızların imdadına yetişti. Hırsızların imdadına yetişti. Geldi dedi ki; 'O dosyanın tamamını bana vereceksiniz.' Dosyayı aldı, üstüne oturdu ve o günden beri bu dosyada bir arpa boyu yol gidilmedi, bir adım atılmadı.

Bir yanda iftirayla dünyanın en namuslu bürokratlarını alıp içeri koyanlar, 'at imzayı çocuğuna kavuş' diyenler, 'Ekrem'i suçlamazsan burada çürürsün' diyenler ve onlara teslim olmayan namuslu, dürüst arkadaşlarımız; bir yanda cami temizliğinde bire üç yolsuzluk yapan, işi üç katına yapan, cami temizlemeden servetine servet katan birileri ve onları savunan Süleyman Soylu denilen kişi."

"EMEKLİME MÜJDE OLSUN' DİYOR. OLMAZ OLSUN ÖYLE MÜJDE"

"Emekli dediğin; bu devlet için, bu millet için, çoluğunu çocuğunu büyütmek için avucu nasırlanmış, dirseği çürümüş, gözlük camları büyümüş, çalışmış, namusuyla çalışmış kişidir. Emekliye 20.000 lira vermek ya da memur emeklisini bile asgari ücretin altına düşürmek, her emekliyi fakir yapmak, açlık sınırının altına düşürmek büyük bir insafsızlıktır.

Şimdi bu insafsızlığın, bu haksızlığın mimarı, yoksulluğun Türkiye’deki banisi Recep Tayyip Erdoğan bugün çıkmış diyor ki; 'Emeklilere bir müjdem var, emeklilere bir müjdem var.' Utanmadan, sıkılmadan emekliye müjde diye ne söylüyor biliyor musunuz? Hani 2015’te söz verip de ta 2018’de ancak sözünü tutup verdiği 1.000 lira emekli ikramiyesi var ya... Hani Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2015 seçiminde 'her emekliye bir maaş ikramiye dini bayramlarda' dediği, bunların 'önce olmaz' deyip 1 Kasım’a giderken 'biz de vereceğiz' dediği, 2018’de 1.000 lira verdikleri emekli ikramiyesi...

O gün 24 kilo dana kuşbaşı alan, bugün 4 kilo kuşbaşı alan emekli ikramiyesi... O gün 1.000 lira, 24 kilo dana kuşbaşı alıyordu; bugün verdikleri 4.000 lira, 4 kilo alıyor. Bu 4.000 lirayı bu sene 5 yapacaklardı güya, 'az' dedik, 'daha yüksek olsun' dedik; 5’i bile vermediler. 4 verdiler ve bugün müjde diye ne söylüyor beyefendi biliyor musunuz? Bu 4.000 lirayı bayramdan önce verecekmiş! Müjde diye bunu söylüyor. Yazıklar olsun böyle müjdeye!

24 kilo kuşbaşıyı 4 kiloya düşür, o zaman bir ikramiyeyle, 4.000 lirayla bir kurbanlık koyun alınıyordu, bugün bir but bile alınamıyor. Bir de utanmadan 'bu parayı bayramdan sonraya bırakmıyorum, bayramdan önce veriyorum, emeklime müjdeler olsun' diyor. Olmaz olsun öyle müjde, olmaz olsun öyle ikramiye!"

"20 YILDIR OTOBÜSLERİN ÜSTÜNDEYİM, GÖRMEDİM BÖYLE ÖFKE"

"Ey Erdoğan; hani diyorsun ya, 'Öyle siyaset yap, böyle siyaset yap. Yok gel Ankara merkezli yap, Ankara’ya gel, burada otur, partinin başında dur, sus, partinde otur, beni elleme' diyorsun ya... Ben de sana; hadi oradan! Ne Ankara'sı? Ankara'da da varız, Ardahan'da da. Mersin'de de varız, Iğdır'da da. İstanbul'da dokuz ilçede, 97. eylemde... Sen önce insan merkezli siyaset yap; emekli merkezli, emekçi merkezli siyaset yap, ondan sonra karşımıza çık!

Meydanda bu gördüğüm öfke... 20 yıldır otobüslerin üstündeyim, görmedim böyle öfke. Emekliler; günü gelince Tayyip Erdoğan'dan hesap soracak mısınız? O sizin canınıza okudu, onu siyasette emekli edecek misiniz? Söz mü? Hakkınızı yiyenin hakkından gelecek misiniz? İşte bu coşku, bu inanç, bu kararlılık, gözlerdeki bu ateş ateş öfke... Tayyip Erdoğan; istediğini yap, seni götürüyor bu öfke, seni götürüyor bu öfke!"

"ERDOĞAN'A BİR KEZ DAHA SESLENİYORUM: KORKAKLAR BAŞARAMAZ"

"Ey Erdoğan! Bak, bak; siyaset milletle yapılır, halkla yapılır. Kimin üstün olduğuna millet karar verir. Bu siyasette sen birine 'hırsız' dersen, o hırsızsa insan içine çıkamaz. Ama değilse, o iftirayı atan insan içine çıkamaz.

Ben 97. kez çarşamba akşamı ya da hafta sonu Anadolu'da, milletin içindeyim. Bugün Pendik'in bağrındayım. Pendiklilerin yüzüne bakarak, gözünün içine bakarak meydanlardayım. Sen neredesin Erdoğan? Sen neredesin?

Hadi kendine güvenen meydana çıkar! Hadi haftaya çarşamba bu meydana gel, bu meydanı doldur, doldur da göreyim bakalım. Hodri meydan! Hodri meydan!

Buradan Erdoğan'a bir kez daha sesleniyorum: Korkaklar başaramaz. Korkmayacaksın! Bu kadar laf ettin, cesaretin varsa karşımıza çıkacaksın. 25 milyon kişi imza attı, imza attı 25 milyon kişi. Diyorlar ki:

'Ey Erdoğan! Adayımı bırak! Sandığı getir! Adayımı yanımda, meydanlarda görmek istiyorum.'"

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..