Gizli tanıklar KAYIP, itirafçılar PİŞMAN!..
AKP’nin Ekrem İmamoğlu merkezli “yolsuzluk” davasında dört hafta geride kalırken, ortaya çıkan tablo iktidarı pek de memnun etmiş görünmüyor. Dosyanın kritik birçok ismi ifadelerini geri çekip önemli birçok iddiayı boşa düşürürken, gözler tamamıyla İmamoğlu faslına çevrilmiş durumda...
Gizli tanıklar kayıp, itirafçılar pişman:
AKP, İBB Davası'ndan istediğini alamadı
“Ben bütün bu ifade süreçlerinde beni bırakacaklarını vadettikleri için, en çok da karım ve ailemin tutuklanmasını engellemek için soruşturma savcılarıyla uyum içinde hareket ettim. Ama gelinen noktada hem örgüt üyesi olarak suçlanmaktayım hem de hakkımda birçok ayrı suçtan senelerce hapis cezası istenmektedir.”
Bu ifadeler, İBB davasında itirafçı oldu denilen Murat Kapki’ye ait.
Daha önce yandaş basın tarafından köpürtülen birçok iddianın kaynağı olan Kapki'nin yukarıdaki ifadelerinin ardından ise aynı gazeteler “İBB yolsuzluk davasında Kapki’nin hamlesi boşa düştü: Manipülatif hareket adli makamlarca çürütüldü” haberlerine konu oldu.
AKP’nin “yüzyılın yolsuzluk davası” haberleri ve onca köpürtmesinin ardından başlayan dava sürecinin daha başında böyle bir “sorunla” karşılaşılması yandaş basının ve AKP iktidarının canını sıkarken, duruşmaların başlamasının üzerinden geçen üç haftanın ardından AKP istediğini almış gibi görünmüyor.
Büyük beklenti yaratıldı, gözlerden ırak kaldı
AKP iktidarının elinde büyük bir sopaya dönüşen ve giderek genişleyen bir torba dava haline gelen İBB davası, Akın Gürlek’in tüm köpürtmelerinin ardından 107’si tutuklu, 402 sanıkla, mart ayı başında başladı.
Ancak dava beklediği gibi ülkenin merkez konusu haline gelemedi, İran savaşının gölgesi altında kaldı.
Bu gölge, üç haftadır duruşmada yaşananları düşündüğümüzde AKP’nin lehine olmuş gibi görünüyor.
İddianamede yer alan önemli bazı suçlamalar, sanıklar ve sanık avukatları tarafından boşa düşürülürken, gizli tanıklar dosyadan çekildi, itirafçılar ise ifadelerini çekti.
Bu bağlamda davaya olan ilginin düşmesi, AKP'nin bu fiyaskosunun yeterince gündem olmamasına da vesile oldu.
Psikolojisi bozulan tanık, ifadesini geri çeken itirafçı
İBB davasının Kapki gibi kilit isimlerinden ve itirafçılarından olan Ümit Polat’ın durumu da davanın nasıl “sağlam” temeller üzerinde yükseldiğini gösterir cinsten.
Psikolojisinin bozulduğunu belirterek mahkemeye dilekçe veren, “rüşveti gözümle görmedim, duydum” diyen Polat, antidepresan kullanmaya başladığını açıklayarak duruşmalara SEGBİS üzerinden katılmayı talep etti.
İBB davasında tutuklu sanık Vedat Şahin’in avukatı Muhittin Arık da müvekkilinin etkin pişmanlıktan yararlanarak verdiği itirafçı ifadelerini çektiğini belirtti.
Şahin’in avukatı, yapılan teklifler sonucu verilen ifadelere dair şunları söyledi:
“‘Şöyle ifade verirsen çıkarsın, senin hakkında şöyle suçlamalar var, buradan çıkamazsın’ gibi söylemler… Bunların detayları var, cezaevi kayıtlarından da bunlar çıkacaktır. Bu psikolojiyle, bu baskıyla savcılığa ifade veriliyor. Savcılıkta da savcının odasında; ‘Senin hakkında şu kişi şöyle konuştu, bu kişi böyle konuştu’ denilerek müvekkilimin iradesi fesada uğratılarak ifadeler verdirilmesi sağlanmıştır. Biz bugün ifadenin kabul ettiğimiz anlamında emniyette ve savcılıkta verdiğimiz ilk ifadeyi kabul ediyoruz.”
Vedat Şahin’in etkin pişmanlık sürecindeki avukatının İsmail Mirsad Albayrak olduğu ortaya çıkarken, bu duruma dair Cumhuriyet gazetesinde dikkat çeken bir haber yer aldı. Buna göre avukat Albayrak dosyada hâlihazırda 5 kişinin avukatlığını yapmaya devam ediyor ve bu kişilerin tamamı soruşturma sürecinde etkin pişmanlık adı altında ifade vermiş durumda..
Rezaletler bitmiyor: Hastaneye diyerek itirafçı olmaya götürmüşler
İBB davası sanıklarından Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven'in avukatı Mehmet Ruşen Gültekin, müvekkilinin hastane denilerek adliyeye götürüldüğünü ve itirafçı yapılmak istendiğini söylerken, şu ifadeleri kullandı:
“Cezaevindeki infaz koruma memuru geliyor, 'Seni ambulansla hastaneye götüreceğiz' diyor. Elif hayatı boyunca emniyete gitmemiş, safiyane bir şekilde hastaneye gittiğini sanarak araca biniyor; ancak hastaneye değil, Çağlayan Adliyesi’ne götürülüyor. Avukatı aranıyor, o da geliyor. Bu ayrıntıları dilekçelerimizde sunduk. Orada, gerçeğe aykırı şekilde ve ifade vermeyi dahi bilmeyen birine kafasına göre bir şeyler yazdırılıyor ve buna 'etkin pişmanlık' deniliyor. Müvekkilim etkin pişmanlığın ne olduğunu bile bilmiyor. O ifadesi iddianamenin her yerine parçalanarak serpiştirilmiş. Kafasına göre bir şeyler yazdırılıyor ve buna 'etkin pişmanlık' deniliyor. Etkin pişmanlık ne, bilmiyor müvekkilim.”
Çekilen ifadeler ne anlatıyor?
İBB iddianamesinin en kritik gizli tanıklarından biri Meşe’ydi. Öyle ki Özgür Özel, İmamoğlu hakkında “Meşe” olarak bilinen gizli tanığın ifadelerinin ardından tutuklama kararı verildiğini söylemişti. Ancak iddianame aşamasında bu tanık dosyada yer almamıştı.
Özel, gizli tanık Meşe’nin iftira attığını ya da iftira attırıldığını düşündüğünü belirterek, “Meşe’nin ifadeleri sorularak Ekrem İmamoğlu tutuklandı. Ancak iddianame çıkınca Meşe yoktu. ‘Delirmiş’, ‘çözülmüş’ denilerek dosyadan çıkarılmıştı” demişti.
Bu noktadan sonra ilginç gelişmeler yaşanırken, Meşe’nin ifadelerinin neredeyse birebir tekrar edilmesiyle "İlke" adlı gizli tanık ortaya çıkmış, ancak daha da tuhaf şekilde, bu tanık da ifadelerini geri çekmişti.
Özel, “Gizli tanık Meşe’nin yerine ikame edilen İlke de tanıklıktan çekildi. Buna ilişkin resmî belge elimizde” demiş, bu bilginin iddianame aşamasında kendilerinden gizlendiğini dile getirmişti.
Yani İBB davasının başından bu yana hem gizli tanık hem de itirafçı tuhaflıklarının bir türlü sonu gelmemişti.
İmamoğlu’ndan Menderes, Deniz Gezmiş ve ayet hatırlatmalı konuşma
Davanın başlangıcında sık sık hakim ve mahkeme heyetiyle atışma yaşayan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, mahkemenin baskıcı uygulamalarına tepki göstermişti.
Duruşmanın dünkü celsesinde Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir, müvekkilinin kendi tahliye talebini sunmak istediğini belirtirken, mahkeme başkanı önce bu talebi kabul etmedi, sonrasında onayladı.
Mahkeme heyetinin tarihi bir karar vereceğini, iddianame değil "iftiraname" veya "terfiname" ile karşı karşıya olduklarını söyleyen İmamoğlu, savunmasının son bölümünde şu ifadeleri kullandı:
- "Yakın tarihimizde Menderes'i adaletsiz bir kararla asılmaya mahkum eden hakim ve savcılar, hak nezdinde ömür boyu mahkum edilmiş ve lanetlenmiştir. Menderes ise hala hatırlandıkça milletimizin vicdanını sızlatır.
- Üç Fidan'ın gencecik yaşta asılmasına sebep olan yargıçlar da lanetlenmiştir ve kötü anılırlar; onlar tarihin kara lekesidir. Ama tam bağımsız Türkiye idealini savunan Deniz Gezmiş ve arkadaşları unutulmamıştır, unutulmayacaktır.
- Çok kıymetli bir ayeti paylaşıyorum, bunu çok değerli buluyorum: "Siz ey imana ermiş olanlar; insaf ile hakikate şahitlik yaparak Allah'a bağlılığınızda sıkı durun. Herhangi bir kimseye, insanlara karşı nefretiniz, sizi adaletten sapma günahına itmesin. Adil olun. Bu, Allah'a karşı sorumluluk bilinci duymaya en yakın davranıştır. Ve Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun. Şüphe yok ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır." Tarih bu mahkemede size, bizlerle ilgili karar verme yetkisinin çok ötesinde; ülkemizin demokrasisi, bağımsızlığı ve özgürlüğüyle ilgili çok önemli bir görev vermiştir.
- Bugün itibarıyla hukukun ve adaletin namusunu korumakla ilgili büyük bir sorumluluk sürecinin adımını Sayın Başkan, siz ve değerli üyeler atacaksınız. Yüce milletimiz de bizler de bunun takipçisi olacağız. Buradaki yol arkadaşlarım serbest bırakılmalıdır. Burada bulunan herkes serbest bırakılmalıdır. Çünkü tutuksuz yargılama haktır, özgürlük haktır, hürriyet haktır, masumiyet esastır. Adalet gecikirse adalet olmaktan çıkar; ülkeyi de batırır, devleti de batırır, milleti de batırır. Adalet gecikirse adalet olmaktan çıkar; ülkeyi de batırır, devleti de batırır, milleti de batırır. Sakın, öyle beylik laflar eden insanlar bizi kurtarır diye düşünmeyin; adalet herkesi kurtarır. Yüce Türk milletinin de tek kurtuluşu budur. Tutuksuz yargılanma haktır.
- Bakın size söylüyorum Sayın Başkan ve değerli heyet üyeleri; Türk milletinin hukuk devletinde yaşama arzusu vardır. Lütfen onu onarın ve koruyun. Bütün tutuklu arkadaşları serbest bırakın. Ben buradayım. Lütfen arkadaşlarımızı serbest bırakın."
İlk fasıl 18 tahliyeyle kapandı
Dün Silivri'de görülen duruşmada mahkeme, Sırrı Küçük, Fatih Yağcı, Ali Üner, Evren Şirolu, Altan Ertürk, Ebubekir Akın, Hüseyin Yurttaş, Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Mahir Gün, Kadriye Kasapoğlu, Başak Tatlı, Nazan Başelli, Davut Bildik, Sabri Caner Kırcı, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Baran Gönül, Esra Huri Bulduk hakkında tahliye kararı verdi.
Böylece dava kapsamındaki tutuklu sayısı 89'a indi.

