Yarın saat 12.00'de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na yürüyecekler
Ödenmeyen ücretleri ve tazminat hakları için Ankara'da açlık grevine başlayan Doruk Madencilik işçileri, açlık grevinin 7. gününde Kurtuluş Parkı’ndaki eylemlerini sürdürürken, talepleri karşılanana kadar direnişe devam edeceklerini ve yarın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürüyeceklerini duyurdu. DİSK'e bağlı 11 sendika, işçilere destek ziyaretinde bulundu. Sendikalar adına açıklama yapan DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Dedeoğlu, "Mesele sadece dayanışma değil; taraf olma meselesidir. Ya emeğin yanında durulacaktır ya da sömürü düzeninin sürmesine sessiz kalınacaktır" dedi...
Açlık grevindeki madencilerin eylemi sürüyor
Bağımsız Maden-İş öncülüğünde 13 Nisan’da Eskişehir’den yola çıkarak hakları için Ankara'da açlık grevine başlayan Doruk Madencilik işçileri, direnişlerinin 15. gününde, açlık grevlerinin ise 7. gününde Kurtuluş Parkı'ndaki bekleyişlerini sürdürüyor.
Açlık grevindeki işçiler, artık konuşmakta bile zorlandıklarını ifade ederek, mağduriyetlerinin giderilmesini istiyor. Sabah saatlerinde bir işçinin rahatsızlandığı öğrenildi.
Memleketin başkentinde, herkesin gözü önünde yüzlerce madenci en temel hakları için bir haftadır açlık grevinde. Artık konuşmakta bile zorlanıyorlar. Bir madenci daha bu sabah rahatsızlandı. Bunun adı zulümdür, bunun adı alçaklıktır! #HakkımıVerDorukMadencilik pic.twitter.com/4vA200Sekp
— Bağımsız Maden İş (@bagimsizmadenis) April 26, 2026
İşçiler, tüm talepleri karşılanana kadar parktan ayrılmayacaklarını vurguluyor. Madenciler yarın (27 Nisan Pazartesi) ise saat 12.00'de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na yürüyecek.

DİSK'e bağlı sendikalar, tazminat ve ücretlerinin ödenmesi talebiyle Kurtuluş Parkı'nda açlık grevinin 7. gününde olan Doruk Madencilik işçilerine destek ziyaretinde bulundu.
En az 110 madencinin mağduriyet yaşadığını belirten grevdeki madenci şöyle konuştu:
"2022 yılının 12. ayından itibaren TMSF tarafından Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madenciliğe devredilmiş olan bu işletmede, devir süresince bizim bütün kıdem tazminatlarımız, ihbar tazminatlarımız ve sendikal alacaklarımızın satış esnasında bize verilmesi gerekirken ‘Sizi tüm haklarınızla beraber yeni gelen firmaya devrettik’ şeklinde bir açıklamayla yaşanan bir mağduriyet var. Dolayısıyla TMSF zamanında da biz bu paraları alamadığımız için muhatabımızın Doruk Madencilik işletmesi, Yıldızlar Holding olduğu söyleniyor.
"BİZE ÖDENEN PARALAR, TOPLAM ALACAKLARIMIZIN 50’DE BİRİ BİLE DEĞİL ŞU ANDA"
Şimdi 2 ay ve 8 ay arasında farklı farklı, herkesin süresiz izin süreleri farklı olduğu için alacakları, maaş alacakları da söz konusu. Geçen günkü bakanlık toplantısından sonra basına açıklama yapılmış; ‘Maaşların bir kısmını, yani 3 aya kadar olan maaş farklarını yatırdık’ diye. Ama 8 ay maaş alamamış arkadaşlarımız var içimizde. 15 ayda 2 maaş alıp da evini geçindirmek zorunda olan arkadaşlarımız da mevcut. Biz buraya 2 maaş veya 3 maaş için gelmedik. Bize ödenen paralar, toplam alacaklarımızın 50’de biri bile değil şu anda. Biz, alacaklarımız tamamen tahsil edilene, herkesin bakiyesi sıfırlanana kadar bu eylemi sonlandırmama kararı aldık hep beraber arkadaşlarla.
Çünkü bu patronun bize vermiş olduğu sözler… 3 yıl içerisinde, her gün işe girerken bizi yönetenlere, amirlerimize, müdürlerimize ‘Acaba bugün maaş yatacak mı? Bugün hangi ayın maaşı yatacak?’ sorularını sormaktan artık bıktık. Patron tarafından bizzat iş yerine gelip yaptığı açıklamada verdiği sözleri bile yerine getirmeyen, güven noktasında çok sıkıntılı, çok pervasız bir firma olduğu için bizim artık bu sözlere karnımız tok.
"BİZİM MÜCADELEMİZ EKMEK VE HAK MÜCADELESİ"
Dolayısıyla devlet kanalıyla, Çalışma Bakanlığı olur, Enerji Bakanlığı olur, bunların garantörlüğünde kesin bir talimat verilmediği sürece veya bakiye alacaklarımızın tamamı sıfırlanmadığı sürece bu eylemi devam ettirme kararı aldık. Açlık grevinde olan arkadaşlarımız da açlık grevinin 7. günündeler. Dolayısıyla kritik bir sürece doğru ilerliyorlar. Çünkü ortam, görüyorsunuz, bir park alanı. Her şeye tam dört dörtlük erişemiyoruz; gerekli olan tuza, şekere bunlara erişim sağlayamıyoruz. Sıkıntı yaşayan arkadaşlarımız da var. Önceki gün 5 arkadaşımız, bugün sabah itibarıyla 1 arkadaşımız ambulansla hastaneye gönderildi. Onları da takip ediyoruz.
Biz buradan yetkililerimize sesleniyoruz: Bu sorunu kimin çözdüğü bizi alakadar etmiyor, etmemeli de zaten. Bizim mücadelemiz ekmek ve hak mücadelesi. Bunun üstünde, bundan daha kutsal bir mücadele olduğuna inanmıyorum. Hepiniz emekçisiniz. Ben şimdi buradan size soruyorum: Sizin işverenleriniz size bir ay maaş ödemese siz ne yaparsınız? O yüzden bakiye alacaklarımız sıfırlanana kadar bu işi bırakmayacağız. Yarın saat 12.00’de Enerji Bakanlığı’na yürüyüş planladık. Buradan tüm Ankara halkını da Enerji Bakanlığı’na yürürken bizi uğurlamaya, bizi desteklemeye davet ediyorum."
"ZENGİNE ADALET İSTEDİĞİ GİBİ, FAKİRE ADALET İSTENDİĞİ GİBİ MİDİR?"
Bir madencinin eşi de "Burada gördüğünüz işçi, emekçi arkadaşlarımız, abilerimiz, eşlerimiz var. Burada görünmeyen, maalesef iş yerinden ayrılmak zorunda olan, düzeni bozulan bir sürü arkadaşımız var. Bu kadar kişi haklarını alamadığını söylüyor. Peki bu neden bir suç duyurusu olmuyor? Hâlâ bunu anlamış değiliz. Bu kadar işçinin haklarını alamadığını söylemesi bir suç duyurusudur bizce. Ama hâlâ bu şahıs, ben kendisine ismiyle dahi hitap etmek istemiyorum, gözaltına alınmadı. Ama burada haklarını arayan arkadaşlarımız gözaltına alındı, ifadeleri alındı. Ama bunlara uygulananların hiçbiri o şahsa uygulanmadı. Biz buradan şunu mu çıkarmalıyız: Zengine adalet istediği gibi, fakire adalet istediğiniz gibi midir?" diye sordu.
"İŞÇİLER YALNIZCA HAKLARINI DEĞİL, ONURLARINI SAVUNUYOR"
DİSK’e bağlı 11 sendika yetkilisi de eylemci işçileri ziyaret etti. DİSK'e bağlı sendikalar adına açıklamayı DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu yaptı. Dedeoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Bugün Türkiye'de maden işçilerinin yürüttüğü mücadele, yalnızca bir ücret kavgası değil; sermaye ile emek arasındaki tarihsel çelişkinin en çıplak hâliyle yeniden sahneye çıkışıdır. Doruk Madencilik işçilerinin günlerdir sürdürdüğü direniş, bu düzenin işçiye biçtiği değeri açıkça ortaya koymaktadır. Şirketin kendi beyanıyla dahi 'ortalama 3 aydır' ödenmeyen maaşlar, gerçekte çok daha derin bir sömürünün üstünü örtmeye yetmiyor. Ortalama demek, bazı işçilerin 5-6 ay boyunca tek kuruş almadan çalıştırıldığı anlamına geliyor. Bu tablo, sadece bir yönetim zafiyeti değil; bilinçli bir tercihin, yani emeğin sistematik olarak değersizleştirilmesinin sonucudur.
Bugün Doruk Madencilik işçileri Ankara'da yalnızca haklarını değil, onurlarını savunuyor. İşçilerin haklı hak arayışına 'siyasi sebep' suçlaması ise işçi sınıfının en meşru taleplerini itibarsızlaştırma çabasından başka bir şey değildir. Oysa gerçek şudur: İşçinin ekmek kavgası siyasetin ta kendisidir. Çünkü siyaset, kimin nasıl yaşayacağını, kimin emeğinin karşılığını alacağını belirleyen bir güç ilişkisidir. Türkiye, Soma Maden faciası gibi acılarla dolu bir madencilik geçmişine sahipken, bugün hâlâ işçilerin en temel hakkı olan ücret için sokaklara çıkmak zorunda kalması, bu düzenin değişmediğini gösteriyor. Yerin altında ölümle burun buruna çalışan işçilerin, yer üstünde açlıkla terbiye edilmeye çalışılması kabul edilemez.
"İŞÇİLER KAZANIRSA, TÜM EMEKÇİLERİN KAZANIMI OLACAKTIR"
Devletin bu süreçteki tutumu da tartışmanın merkezindedir. Yıllarca işçilerin emeği üzerinden büyüyen şirketlerin karşısında sessiz kalan, hatta çoğu zaman onları koruyan bir anlayış; söz konusu hak arayan işçiler olduğunda baskıcı bir refleks gösterebilmektedir. Bu çifte standart, yalnızca hukukun değil, vicdanın da askıya alındığını göstermektedir. 'Çözüm gelmeden ayrılmayacağız' kararlılığı, Türkiye işçi sınıfının birikmiş öfkesinin ve sabrının ifadesidir. Bu direniş, yalnızca bir işyerine sıkışmış bir mesele değil; taşeronlaşmanın, güvencesizliğin ve örgütsüzleştirmenin yarattığı geniş bir tablonun parçasıdır.
Bugün yapılması gereken nettir: Bu mücadeleyi sahiplenmek, büyütmek ve yalnız bırakmamaktır. Çünkü Doruk Madencilik işçileri kazanırsa, bu sadece onların değil, tüm emekçilerin kazanımı olacaktır. Kaybederlerse, bunun bedelini de yine tüm işçi sınıfı ödeyecektir. Bu nedenle mesele sadece dayanışma değil; taraf olma meselesidir. Ya emeğin yanında durulacaktır ya da sömürü düzeninin sürmesine sessiz kalınacaktır. Doruk Madencilik işçilerinin sesi, Türkiye'de adalet arayan herkesin sesi olmak zorundadır."
"İŞÇİLERİN HİÇBİR HAKKI ÖDENMEMİŞ"
Bağımsız Maden İş Sendikası'nın avukatlarında Mert Batur ise "Bugün kamuoyunu manipüle etmek için belli miktarda alacakların yatırıldığı söylendi. Ancak bu, toplamın çok küçük bir kısmı. İşçilerin hiçbir özlük hakkı, kıdem ve ihbar tazminatları, emeklilik hakları ödenmemiş. Hatta icra dosyalarına yatırılması gereken kesintiler bile yatırılmamış. Bu durum, 'İşçiye her şeyi yaparım, başıma hiçbir şey gelmez' anlayışıyla hareket edildiğini gösteriyor. Bu güvenceyi kim verdiyse, bugün onların da sorumluluk alması gerekiyor. O yüzden bakanlıkların önüne gidiyoruz. O yüzden Enerji Bakanlığı önünde sabahladık. Yarın yine oraya yürüyeceğiz" diye konuştu.
CHP Çankaya İlçe Örgütü Eğitim Sekreteri Ercan Başal da, "Onurlu bir direniş sürdüren emekçilerin yanında olmak için buradayız. Çok zorlu bir mücadeleyi onurluca sürdürüyorlar. Biz de dünya görüşümüz gereği, emeğin üstünlüğünü savunan, emeğin hakkının alınmasını savunan bir parti olarak, emekçilerin yanında olmanın gerekliliğini hissettiğimiz için buradayız. Her zaman, haklarını alana kadar verecekleri bütün mücadelelerde onların yanındayız; omuz omuzayız ve elimizden gelen bütün desteği vermeye hazırız" ifadesini kullandı.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, işçilerle birlikte bir açıklama yaptı. İşçilerin “Gemileri yaktık, geri dönüş yok” sloganına dikkat çeken Baş, “Artık bu mağduriyetin sonunun gelmesini istiyoruz. O yüzden yarın saat 12.00’de Enerji Bakanlığına doğru tekrar yola çıkacağız” şeklinde konuştu. TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"İŞÇİLERE ÖDENEN PARA HAK ETTİKLERİNİN 50’DE BİRİ"
"İşçi arkadaşlarımız 14 gün önce seslerini duyurmak ve haklarını almak için yola çıktılar. Seslerini duyuramadıkları için de 7 gündür açlık grevindeler. Ben de 3 gündür arkadaşlarımızın açlığına ortak bir biçimde, yanlarında 24 saat bu direnişe destek veriyorum. Her şeyden önce biz bütün Türkiye emekçilerine teşekkür etmek istiyoruz, haklılığımızı onlar tescilledi. Bizim için önemli olan halkımızın bizim haklı olduğumuzu görmesiydi. Ama tabii ki Türkiye'deki medya ablukasını biliyorsunuz; hala sesimizin ulaşmadığı yurttaşlarımız varsa onlara da buradan bir kısa özet yapmak ve bir çağrıda bulunmak istiyorum.
Bu arkadaşlarımızdan kimisi 6 ay, kimisi 3 ay tek kuruş maaş almadan çalışmak zorunda bırakılan arkadaşlarımız. Arkadaşlarımızın önemli bir bölümü 15, 16, 17 yıl bu işletmede alın teri dökmüş ve bunun karşılığında henüz herhangi bir tazminatını, özlük haklarını alamamışlar. Bu haklı mücadele ortaya çıkınca bir yalan bombardımanı başladı; sanki işçi arkadaşlarımızın hakkı ödenmiş de onlar inat ediyorlarmış gibi. Herkes şunu bilsin: Buradaki işçi arkadaşlar diyorlar ki ‘Holdingler yalan söylüyor’. Biz çarptık, böldük, hesapladık; bu hesap tutmuyor. Şu anda işçilere ödenen para hak ettiklerinin aşağı yukarı 50’de biri. Herkes kendisine şu soruyu sormak zorunda: 3, 4 ay maaş almadan yaşayabilir misiniz?
"YARIN ENERJİ BAKANLIĞINA YÜRÜYECEĞİZ"
Arkadaşlarımız 4 ay maaş almadan yaşamak zorunda kalmışlar. Nasıl yaşamışlar söyleyeyim: Önce kredi kartlarına yüklenmişler, kredi kartları patlamış; kredi kartı borçlarını ödemek için bu sefer bankadan kredi çekmişler. Şu anda hepsinin on binlerce, yüz binlerce lira borcu var. Bu çok önemli bir şey; 4-5 ay önce o maaşı alsalardı bugün bu borçları olmayacaktı. Şimdi belki o maaşları aldıklarında sadece borçlarını ödeyebilecek durumdalar. Yani böylesi sefalet koşullarına mahkum edilmiş arkadaşlarımız.
Biz çok kararlıyız, işçi arkadaşlarımız çok kararlı. Yarın bu mağduriyetin artık sonunun gelmesini istiyoruz. O yüzden yarın burada saat 12.00'de Enerji Bakanlığına doğru tekrar yola çıkacağız; bunu bütün Türkiye kamuoyuna, Enerji Bakanlığına, iktidar yetkililerine duyuruyoruz. Bizim artık sabrımız kalmadı. Kolay değil; 14 gündür ailelerinden uzak, çocuklarından uzaklar. Çocuklar orada ne yiyorlar, ne içiyorlar, onun telaşıyla yaşıyorlar. 7 gündür burada açlık grevindeler. Açlık grevindeyken durumu fenalaşan arkadaşımız bundan 2 saat önce buradan hastaneye gitti. Yarın neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. O yüzden arkadaşlarımız sloganda söylüyor, ‘Gemileri yaktık, geri dönüş yok’. İşçi arkadaşlar hakkını alana kadar biz bu mücadele içinde olacağız."
İŞÇİLERİN TALEPLERİ NE?Doruk Madencilik işçileri, TMSF devri öncesine uzanan alacaklar da dahil olmak üzere tüm taleplerini şöyle sıralıyor:
• Ödenmeyen maaşların, ikramiye, yıllık izin ve sendikal haklarla birlikte ödenmesi,
• TMSF öncesi ve sonrasında işten çıkarılan, dava açmış ve açmamış tüm işçilere tazminatlarının verilmesi,
• Çalışanlara rızaları dışında uygulanan ücretsiz izin uygulamasının kaldırılması,
• İş sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uygun çalışma ortamının sağlanması,
• Sendikal faaliyetler nedeniyle işten çıkarılan işçilerin işe iadesi,
• Madenin kamulaştırılması ve iş güvencesinin garanti altına alınması.
ANKA

