“Eski genel başkanlarla birlikte hareket edeceğiz” diyen Kılıçdaroğlu...
CHP’de yaşanan süreçte Kemal Kılıçdaroğlu’nun “eski genel başkanlarla birlikte hareket edeceğiz” açıklamasına rağmen, Hikmet Çetin’in ardından Murat Karayalçın’dan da destek gelmedi. Karayalçın, Kılıçdaroğlu'nu aradığını ancak kendisine dönüş yapılmadığını belirterek, partide tasfiye yaşanması halinde yeni bir parti seçeneğinin gündeme gelebileceğini söyledi...
'Partiyi birlikte yöneteceğiz' diyen
Kılıçdaroğlu, telefonlara bile çıkmıyor
Kararla birlikte CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel ve parti organlarının görevden alındı, yerine yeniden Kemal Kılıçdaroğlu getirilmişti.
Sürece ilişkin açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, CHP’deki sürecin eski genel başkanlarla birlikte yürütüleceğini ifade etmişti. Bu açıklamaya ilk tepki, CHP eski Genel Başkanı Hikmet Çetin’den gelmiş; Çetin, Özgür Özel’e destek verdiğini açıklamıştı.
Bir diğer CHP eski Genel Başkanı Murat Karayalçın ise Kılıçdaroğlu’na eleştiriler yönelterek Özgür Özel’in yanında olduğunu belirtti.
Karayalçın ayrıca, karar sonrası Kılıçdaroğlu’nu her zaman ulaştığı telefon numarasından aradığını ancak karar sonrası yanıt alamadığını söyledi. Eski genel başkan, Gazete Oksijen’e verdiği röportajda parti içindeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İşte Karayalçın'ın değerlendirmelerinden öne çıkanlar
PARTİ YÖNETİCİLERİNİN SOKAĞIN MESAJINI ALMASI LAZIM
Peki burada tabana, örgüte, yöneticilere ne diyorsunuz bütün bu toz bulutu içinde?
Karayalçın: Parti yöneticilerimiz, partililerimiz partinin bütünlüğünü sağlayacak açıklamalara kulak vermelidir. O eylemlerin içinde olmalı, sokağın sesini dinlemelidirler. Pazar günü genel merkezle TBMM arasında yedi sekiz kilometre mesafede olağanüstü bir yürüyüş gerçekleşti. Ankaralılar müthiş bir mesaj verdiler. Örgütün ve parti yöneticilerinin ne yapması gerektiğini o sokaktaki eylemleriyle, sloganlarıyla, tavırlarıyla, gösterdikleri sevgiyle ortaya koydular. Parti yöneticilerimizin ve partililerimizin sokağı dinlemesi lazım, bu mesajı alması lazım.
KEMAL BEY’İ TELEFONUNDAN ARADIM AMA ULAŞAMADIM
Kemal Bey’in bu hadisedeki hareket tarzı sizi şaşırttı mı? Kendisiyle baş başa kalsanız böyle bir durumda nasıl hareket etmesini önerirdiniz?
Karayalçın: Pazar günü kendisiyle bir görüşme girişiminde bulundum ama maalesef olmadı. 21 Mayıs’ta butlan kararının çıkmasından da önce çok sayıda partili bana “Ikisiyle de görüş” diye telkinde bulunmuştu. Ben 22 Mayıs Cuma akşamı oldukça geç bir saatte önce Genel Başkanımız Özgür Özel’le görüştüm. Bana bu tür telkinlerin yapıldığını söyledim. “Bir devreye girmek isterim, katkıda bulunmak isterim siz ve Kemal Bey de uygun görürseniz.” dedim. Özgür Bey “Eski genel başkanımızsınız, çok katkınız olur diye düşünüyorum” yanıtını verdi. Ben Sayın Kılıçdaroğlu ile pazartesi günü konuşmayı düşünüyordum. Fakat Pazar sabahı erken kalktım, televizyonu açtım ve birdenbire o dehşet manzaraları gördüm. Tanımadığım bir takım insanlar partinin önünde sağa sola saldırıyorlar, partinin demirlerini, bahçe kapısını sarsıyorlar. Onun üzerine Sayın Kılıçdaroğlu ile hemen konuşmam gerekir diye düşündüm.
Kendisini aradım hep aradığım numaradan ama maalesef ulaşamadım.
Bizler siyaseti hep YSK’dan aldığımız mazbatalarla yaptık Ulaşsaydınız ne söyleyecektiniz kendisine?
Karayalçın: Çözüm olarak şunu söyleyecektim: CHP’de kurultay için en uygun zaman tartışması yaşanıyor birkaç gündür. Sayın Kılıçdaroğlu’na yakın olanlar “en uygun zaman” diyorlar. Ben dahil kimi arkadaşlarımız da “en uygun zamanda değil, en kısa zamanda olmalı” diyoruz. Çünkü bu mutlak butlan kararı kabul edilebilir bir karar değil. Ben bunun anayasaya aykırı olduğu kanısındayım.
Türkiye’de ne kadar siyasetçi tanıyorsanız, hepimiz Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) verdiği mazbatayla siyaset yaptık. Bizim mazbatalarımızı YSK verdi. Türkiye seçim hukuku konusunda çok başarı sağlamış bir ülke, bütün olumsuzluklara rağmen. Ama maalesef YSK devre dışı bırakıldı. Adli yargı seçim yargısını ekarte etti . O yüzden de bu kabul edilebilir, geçerli bir şey değil. Tabii resmi bir karar. Onun için uyacağız, uyuluyor. Zaten Sayın Özgür Özel de davalar açarak, itiraz ederek ve grup başkanı seçilerek bu resmi kararın sonuçlarını da kabul ettiğini gösterdi.
Ama bu haksız, yanlış bir karar. Bunu aşabilmemizin yolu bizim en kısa zamanda kurultaya gitmemizdir. Başka bir şey olamaz. Biz birkaç hakimin kararıyla allak bullak olacak bir parti değiliz. Hem siyasi partiler yasasına göre hem kendi tüzüğümüze göre bizde yönetim değişikliklerinin nasıl olacağı bellidir.
BASKIN SEÇİM İHTİMALİ GÖRÜYORUM
Ama Kılıçdaroğlu’nun uzun süre kurultay çağrısı yapmayacağı, hatta seçime belki bu yönetimle gidilebileceği yönünde yorumlar da yapılıyor…
Karayalçın: Şimdi bu kararın çıkmasını sağlayan AKP yönetimi zaten bunu kolluyor, fırsat kolluyor. CHP’liler birbirleriyle uğraşsınlar diye arzuluyor. O arada seçim gelecektir, ivedi seçim gelecektir. AKP seçim yapar biz bunlarla uğraşırken. O nedenle “en uygun zaman” tanımı, ifadesi çok yanlış. En uygun zaman bana göre en kısa zamandır.
Yani burada siz bir baskın seçim ihtimali görüyorsunuz?
Karayalçın: Evet, çünkü bu tasarlanmış bir şey… Bunlar onun için yapılıyor. 19 Mart 2025’ten bu yana bize yapılanların altında yatan bizi sarsmak… CHP’yi tasfiye etmeye çalışıyorlar. Bizi zora sokacak her türlü uygulamayı yapıyorlar. Bu CHP’ye yapılan bir darbe girişimidir. Ben AKP’nin bunları bilerek yaptığını düşünüyorum. Eğer olağan kurultay süreci başlatılırsa bu şu demek: Mahalle temsilcileri seçilecek. Mahalle temsilcileri daha sonra ilçe kongresini oluşturacak. İlçe kongreleri il delegelerini seçecek, il delegeleri kurultay delegelerini seçecek. Biz onlarla uğraşırken AKP’nin seçimi gelecek, cumhurbaşkanlığı seçimi gelecek. Bu çok ağır bir vebal.
O zaman Kemal Kılıçdaroğlu yönetimiyle seçime gidilir böyle bir senaryoda…
Karayalçın: Evet. Aslında kurultay sürecinde yapılacak bir seçimin sonuçlarının ne olacağını kolaylıkla tahmin ederim. Hele bütün bu yaşananlardan sonra. Onun için bunun çok ağır bir vebal olduğunu düşünüyorum. CHP’ye karşı haksızlık, Türkiye’nin geleceğine karşı haksızlık olarak görüyorum.
Kemal Bey’in tavrı beni üzüyor Bu şekilde seçime gidildiği takdirde bu adil bir seçim olur mu? Demokrasinin asgari gereklerini karşılayan, adil, düzgün bir seçim olur mu böyle bir seçim?
Karayalçın: Şu yapılanların zaten demokrasinin gerekleriyle bağdaşan hiçbir yönü yok. Nasıl CHP’nin kurultayı birkaç hakimin kararıyla değişiyor? Böyle bir adalet olur mu? Böyle bir haksızlık olur mu? Günah değil mi? Ayrıca sen hadi bunu yapacaksın. İki gün bekle kardeşim. Ne oluyor bu plastik mermiler, göz yaşı bombaları, demirlerin kesilmesi. AFAD ekipleri geldi, polis ekipleri geldi. Ne oluyor? Türkiye’nin ana muhalefet partisine yazık değil mi?
İktidar kendi çıkarları açısından böyle bir yoldan gitmeyi hedefleyebilir. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu böyle bir stratejinin hayata geçirilmesine katkı sağlayabilir mi? Bunu göze alabilir mi?
Karayalçın: Dediğim gibi Pazar günü ulaşamadım kendisine, yanıt alamadım. Her şey olabilir. Her türlü olumsuz gelişmeyi dikkate almamız lazım. Hep öyledir ama tarihimizin en kritik noktalarından birini yaşıyoruz. Parti olarak da, biz CHP’liler olarak da, ülke olarak da her türlü olasılığı dikkate almak gerekiyor.
Kemal Bey’in bütün bu süreçte aldığı tavır, özellikle son günlerdeki tavrı sizi şaşırtıyor mu?
Karayalçın: Üzüyor, öyle söyleyeyim.
Bir senaryo yapalım. CHP’nin Kılıçdaroğlu yönetimi ile kurultay süreci çok ağır gidiyor, seçim yaklaşıyor ve yeni bir parti kurmak dışında başka bir seçenek kalmıyor… Böyle bir senaryoda Özgür Özel bir önceki yerel seçimin yüzde 38’lik halk desteğini yeni oluşuma sürükleyebilir mi?
Karayalçın: 20 kişilik milletvekili grubu aslında çok sayıda çözümü beraberinde getiren bir fırsat ve araç. Dolayısıyla seçime katılma konusunda bir sorun yok. Ama şöyle bir sorun var. Ben aslında mütevazı bir insanım ama bunu söylemek zorundayım: Eğer SHP’nin başında 1994’te ben olmasaydım SHP-CHP birleşmesi olmazdı. Buna çok büyük katkıda bulundum. Kendi vicdanımda bunun muhasebesini yaptım.
KURULTAYIN UZAMASI AKP’NİN İŞİNE YAĞ SÜRER
Kurultay sürecinin çok uzaması, gecikmesi ve Kılıçdaroğlu liderliğiyle seçime gidilmesi gibi bir durum ortaya çıkarırsa, o zaman başka bir seçenek kalmayacağını söylüyorsunuz…
Karayalçın: İşte o zaten yolların tıkanmasıdır, siyasetin tıkanmasıdır... Ayrıca şimdi şunu biliyoruz: AKP 2026’da yol temizliği yapıyor. Bizi sıkıştırarak, bize baskı yaparak, darbelerde bulunarak yol temizliyor. 2027’ye yaklaşık altı ay sonra gireceğiz. 2027 seçim yılı. Kesin seçim olacak. Allah aşkına bizim kurultayımızı kim dinler? Türkiye seçim takvimini işletecek. Ben zaten o yedi, sekiz kilometrelik uzun yürüyüşle Türkiye seçim sathı mailine girdi diye düşünüyorum. Şu anda seçim sürecinin içindeyiz. Dolu yağıyor, yağmur yağıyor ama bir yandan da binlerce insan yürüyor sokaklarda. Türkiye seçim sürecinin içinde. Kurultayın uzaması AKP’nin ekmeğine yağ sürülmesi anlamına gelir.
Ama ya olursa?
Karayalçın: Olursa dediğim gibi siyasetin tıkanmasıdır. Ayrı bir değerlendirme yapılır. Ben şimdi bireysel olarak “ayrı bir değerlendirme yapılır” ifadesini kullanmakla yetiniyorum. Ben parti yöneticisi değilim. Ama eğer öyle bir noktaya giderse bunun yeni bir çözümü de beraberinde getireceğini tahmin ediyorum.
ÖZGÜR BEY İLE KİTLELER ARASINDA MÜTHİŞ BİR TİTREŞİM VAR
O zaman o halk desteği yine Özgür Bey’in arkasında olur mu?
Karayalçın: Ben böyle olacağını sanıyorum. Ben bunun devam edeceğini sanıyorum. Yani Pazar günü partinin önünden yürüyüşle başlayan hareket, kurultay sürecinin uzadığı ve Kılıçdaroğlu liderliğinde seçime gidildiği gibi bir senaryoda yeni bir oluşumu gündeme getirebilir…
Karayalçın: Aslında Özgür Bey’in kitlelerle kurduğu ilişki pazar günü başlamadı. Ben bunu 19 Mart gecesi Saraçhane’de gördüm ilk defa. Özgür Bey, Altan abi, Hikmet abi ve ben… İstanbul İl Başkanımız Özgür Bey de vardı. Ben o ana kadar hiç öyle bir kalabalık görmemiştim. ‘Yiğidim Aslanım’ çalarken telefonu açtırıyor Genel Başkan. Alabildiğine o derinlikten ışıklar görüyordum. İstanbul il başkanımıza sordum. “Ben il başkanlığı yaptım, böyle bir manzara hiç görmedim” dedim. “Vallahi ben de görmedim” dedi İstanbul il başkanı. Özgür Özel’le kitleler arasında müthiş bir karşılıklı iletişim olduğunu, titreşim olduğunu orada görmüştüm. Daha sonra başka mitinglerde de gördüm. Mesela Rize’yi örnek vereyim. Rize mitingindeydik bir ay önce. Olağanüstüydü. Rizeliler çok büyük destek verdiler Özgür Bey’e. Dolayısıyla Özgür Bey’le kitleler arasında güçlü bir iletişim olduğunu görüyorum. Pazar günkü de çok özel şartlarda ortaya çıkmış olağanüstü bir siyasi görüntüydü, onu da söyleyeyim.
Pazar günü televizyonu açtığınızda CHP genel merkezine polisin girmesini izlerken ne hissettiniz iç dünyanızda?
Karayalçın: Ağladım, ağlayarak izledim…
İZLENİMİM, ÖZGÜR ÖZEL’İN CHP’NİN CUMHURBAŞKANI ADAYI OLACAĞI
Ekrem İmamoğlu’nun cezaevindeyken cumhurbaşkanı adayı olması kolay görünmüyor. Mansur Yavaş da geçen pazar günü yaşanan olaylarda yeterince reaksiyon göstermemekle eleştiriliyor. CHP seçmeninin yeni cumhurbaşkanı adayının 19 Mart’tan beri yükselişte olan Özgür Özel olduğunu söyleyebilir miyiz?
Karayalçın: Söyleyebiliriz. Ben öyle bir izlenim alıyorum. Ama doğru yöntem, Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığının belirlenmesinde olduğu gibi bunun bütün üyelerin katılımıyla yapılacak bir önseçimle olmasıdır. Bu yöntem tutarlılık açısından da gereklidir. Cumhurbaşkanlığı seçim yasası galiba yetkiyi parti grubuna veriyor. Ama bütün parti üyelerinin katılımıyla yapılacak bir ön seçimin sonucunu da CHP parti grubu ya da Türkiye Büyük Millet Meclisi grubu zaten kabul edip kullanmak durumundadır. Özetle adayımızı partililerimiz belirlenmelidir. Özgür Bey olur, Mansur Bey olur ya da başka arkadaşımız çıkarsa o olur; böyle belirlenmeli.
Kemal Bey’in yeniden adaylığına ihtimal verir misiniz?
Karayalçın: Sanmıyorum. Ama olursa o da ön seçime girmelidir.
YÜZDE 25’LİK CAM TAVANI KIRDIK, ŞİMDİ SIRA YÜZDE 35’LİK CAM TAVANI KIRMAKTA
Peki, 19 Mart’tan sonra bir de şu tartışma da var. Mitingler ciddi halk desteğiyle yapıldı ama son dönemde biraz dinamizmini kaybetti, Özgür Özel’in de kitleyi fazla büyütemediği yönünde eleştiriler de getirildi, yapıldı. Bir de pazar günü yaşanan olaylarda meydanlara çıkan kitlenin mesela 19 Mart’la kıyaslandığında beklenen kadar olmadığı yönünde eleştiriler de var. Ne dersiniz bu eleştirilere?
Karayalçın: 22 Mayıs gecesi parti genel merkezinin önünde bir miting vardı. Ben de oraya katıldım. Bizim alan o kadar. Bizim partinin önünde yaptık mitingi, başka yerde yapılmadı. Bizim alanımız da o kadar. Oraya o kadar insan gelir, daha fazla insan gelmez. Ayrıca Ankara tatile girmişti. Ankara boşalmıştı. Ona rağmen Pazar günü yine de kısa sürede on binler toplandı Milli Egemenlik Parkı’nın içinde. Dolayısıyla o tam doğru bir değerlendirme değil. Ama şunu da söyleyeyim, 19 Mart 2025’ten bu yana yapılan çalışmalar olacak iş değil aslında. Her çarşamba İstanbul’da miting, her pazar, her hafta sonu Türkiye genelinde bir miting. Özgür Bey’in grup konuşmalarını da izlemişsinizdir, mitinge dönüşüyor. Salı, Çarşamba ve Pazar günleri olmak üzere haftada üç miting…
Bunu taşımak kolay değildi. Bunu yapabilmek, örgütleyebilmek de çok zordu. Ben şunu söyleyeyim, Saraçhane’de gördüğüm manzaradan çok etkilendiğimi söylemiştim. Özgür Bey, “Her akşam bunu tekrar edeceğiz” deyince içimden, “tekrar etmesek mi?” demiştim, “ya o kitleyi yeniden bulamazsak” diye kaygılanmıştım . Ama hiç öyle olmadı. Tersine her akşam daha çok katılım oldu.
Sonra Özgür Bey, “Yenikapı’da miting yapacağız” dedi. Ben il başkanlığından Yenikapı’yı biliyorum. 100 bin kişi, birkaç yüz kişi gibi gözükür orada. Milyonluk yer. Yine aynı şeyi dedim. Yenikapı’yı doldurduk, Maltepe’yi doldurduk, Bayburt’u doldurduk, Yozgat’ı doldurduk. Çok başarılı mitingler yaptık. Fakat şimdi yeni bir sıçrama ihtiyaç var. Bu yüzde 25’lik cam tavanı kırdık. Ama şimdi önümüzde yüzde 35’lik bir cam tavan var, onu daha kıramadık. Yüzde 35’in üzerine çıkamadık, onu kırmamız gerekiyor.

