Milli Eğitim Bakanlığı anayasal ilkeleri bir kez daha hiçe saydı!

 Milli Eğitim Bakanlığı, Danıştay’ın iptal kararlarını ve anayasal ilkeleri bir kez daha hiçe saydı. Devlet okullarını yazın harem-selamlık din okuluna çevirmeye hazırlanıyor. Eğitim sendikaları isyanda: Bu protokol hukuksuzdur, okullar tarikat ve cemaatlerin arka bahçesi değildir!...

MEB'den laikliğe bir darbe daha! Devlet okulları tatilde TÜGVA'ya veriliyor

Milli Eğitim Bakanlığı, Danıştay’ın iptal kararlarını ve anayasal ilkeleri bir kez daha hiçe saydı. Süresi dolan MEB-TÜGVA protokolü, 2030 yılına kadar uzatıldı. Resmi olarak "kültürel ve sportif faaliyet" adı altında imzalanan protokole aykırı hareket eden yandaş vakıf, devlet okullarını harem-selamlık din okuluna çevirmeye hazırlanıyor. Eğitim sendikaları isyanda: Bu protokol hukuksuzdur, okullar tarikat ve cemaatlerin arka bahçesi değildir!

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), kamusal, bilimsel ve laik eğitim anlayışını tamamen tasfiye etme hamlelerine bir yenisini daha ekledi. İktidara yakınlığıyla bilinen ve yönetiminde Bilal Erdoğan’ın yer aldığı Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) ile yasal süresi dolan iş birliği protokolü, 2030 yılına kadar yenilendi. Protokol kapsamında Türkiye genelindeki binlerce devlet okulu yaz tatili boyunca TÜGVA’ya tahsis edildi.

Resmi Kılıf "Kültür-Sanat", Gerçek Niyet "Harem-Selamlık Din Eğitimi"

MEB ile TÜGVA arasında imzalanan resmi metinde, yaz tatilinde okullarda yalnızca "sosyal, kültürel, sportif, bilim ve sanat faaliyetleri" yapılacağı taahhüt ediliyor. Ancak yandaş vakfın yayımladığı 2026 yılı eğitim programı, bakanlığın kılıf olarak kullanıldığını ve protokolün açıkça ihlal edildiğini ortaya koydu.

İlkokul ve ortaokul (5, 6, 7 ve 8. sınıf) öğrencilerini hedef alan vakıf, resmi protokole aykırı olarak okullarda “Kur'an-ı Kerim, Temel Dini Bilgiler ve Hadis” dersleri vereceğini duyurdu. Üstelik pedagojik ilkelerle bağdaşmayan bu eğitimlerin, kız ve erkek öğrencilerin ayrı sınıflara oturtulduğu "harem-selamlık" bir sistemle yürütüleceği öğrenildi.

Okullarda bu dini dersleri kimlerin vereceği, bu kişilerin hangi pedagojik formasyona sahip olduğu ise tam bir muamma.

Danıştay Kararı Yok Sayıldı

Söz konusu iş birliği, hukuk devletinin geldiği noktayı da gözler önüne seriyor. Danıştay’ın 5 yıl önce MEB ve TÜGVA arasındaki benzer bir protokolü açıkça iptal etmiş olmasına rağmen, bakanlık yargı kararını arkadan dolanarak okulların kapısını yandaş vakıflara sonuna kadar açmaya devam ediyor.

EĞİTİM SENDİKALARI AYAKTA: PARALEL BAKANLIĞA DA, SUÇA DA GEÇİT VERMEYECEĞİZ!

MEB’in eğitimi cemaat ve vakıflara devretme politikasına eğitim sendikalarından çok sert tepki geldi. Sendika başkanları ve temsilcileri yaptıkları açıklamalarda, anayasal bir suç işlendiğini belirterek yargı yoluna gideceklerini ilan etti.

Eğitim-İş: Hukuken Geçersizdir, Dava Açıyoruz!

Konuyla ilgili sert bir açıklama yapan Eğitim-İş 2 Nolu Şube Başkanı ve Eğitim Uzmanı Kadir Toruş, Danıştay kararını hatırlatarak şunları söyledi:

"Danıştay, MEB ve TÜGVA arasındaki protokolü 5 yıl önce iptal etti. Ancak MEB, bu hukuksuz ortaklıkta ısrarını sürdürüyor. Binlerce okul, yaz tatilinde yine bu vakfa peşkeş çekildi. Üstelik, imzalanan protokolde yer almayan din dersleri gayriresmi olarak programa eklenmiş. Biz dini eğitime karşı değiliz; okullarımızda zaten bu dersleri veren diplomalı Din Kültürü öğretmenlerimiz var. TÜGVA ise tamamen siyasi bir yapılanmadır. Eğitimleri kimin vereceği belirsiz. Protokol kurallarını çiğneyen TÜGVA okullara giremez. Bu protokolün iptali için derhal dava açacağız."

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ise daha önce yaptığı değerlendirmelerde tehlikenin boyutuna dikkat çekerek, "TÜGVA, adeta paralel bir Milli Eğitim Bakanlığı gibi hareket etmektedir. Bu protokoller, anayasanın laiklik ilkesine aykırı olduğu gibi, eğitimde dinselleşme uygulamalarının bakanlık politikası olarak sürdürüleceğinin ilanıdır. Eğitim sistemi, siyasal ve ideolojik müdahalelerin alanı haline getirilemez" ifadelerini kullandı.

Eğitim-Sen: Öğretmenler Bu Suça Ortak Olmasın

Benzer şekilde tepki gösteren Eğitim-Sen kanadı ve yerel eğitim platformları da okulların cemaatleşmesine karşı mücadele çağrısı yaptı. Bakanlığın kendi okullarına temizlik personeli ve ödenek bulamazken, yandaş vakıflara devasa kamusal kaynaklar aktardığını belirten şube temsilcileri şu ortak çağrıyı yaptı:

"Milli Eğitim Bakanlığı, anayasal olarak tarafsız olması gereken kamu eğitimini, bir vakıf eliyle ideolojik bir programa dönüştürmektedir. Okullar cemaatlerin, paralel yapıların faaliyet alanı değildir. Eğitim-Sen olarak tüm öğretmenlerimize açık çağrı yapıyoruz: Velileri ve öğrencileri bu yaz okullarına yönlendirerek bu suça ortak olmayın! Kamusal, laik ve bilimsel eğitim hakkını savunmaktan vazgeçmeyeceğiz."

Veliler Endişeli:

"Çocuklarımızı Devlete Emanet Ediyoruz, Vakıflara Değil"
Eğitimdeki bu gerici kuşatmaya karşı veliler de ses yükseltmeye başladı. Birçok ilde okul önlerinde bir araya gelen veliler ve sivil toplum örgütleri, "Biz çocuklarımızı devlete emanet ediyoruz, ancak devlet okulları cemaat görünümlü vakıflara tahsis ediyor. Bu cemaatçi yapılanmalardan son derece rahatsızız" diyerek tepkilerini dile getirdi.

Eğitim savunucuları, yoksul aile çocuklarının ekonomik çaresizlik nedeniyle bu tür ücretsiz görünümlü tarikat kamplarına mecbur bırakılmak istendiğine dikkat çekerek, devletin acilen parasız, bilimsel ve çağdaş yaz okulları açması gerektiğini vurguluyor.

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..