Açlık grevinin beşinci gününde öğretmenlere sert müdahale 8 gözaltı!

 Ankara'daki eylemlerinin ve açlık grevlerinin beşinci gününde öğretmenler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklama sonrası öğretmenlere yönelik polis müdahalesi gerçekleşti, bazı öğretmenler gözaltına alındı...

Açlık grevindeki öğretmenlere sert müdahale: 8 öğretmen gözaltına alındı!

 Özel sektör öğretmenleri 5 gündür Ankara'daki sendika merkezinde açlık grevini sürdürüyor. Açlık grevindeki öğretmenler bugün otobüsle gittikleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yaptı. 

Açıklama sonrasında öğretmenlere polis müdahale etti. Müdahale sırasında bazı öğretmenler gözaltına alındı.

Çalışma Genel Müdürlüğü’nün Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’na verdiği toplantı sözünü hatırlatmak amacıyla eylem gerçekleştiren öğremtenler, Müdürlüğün 31 Temmuz 2025 tarihli, “Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı” isimli bir toplantıya sendikayı davet etmesine karşın toplantının yapılmamasını eleştiredi. Üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesine karşın toplantının çeşitli gerekçelerle sürekli ertelenmesine tepki gösterdi. Öğretmenler, toplantıya yönelik bakanlıktan somut bir dönüt alıncaya kadar burada beklemeye devam edeceklerini bildirdi.

Öğretmenler burada gerçekleştirdikleri basın açıklamasının ardından polis müdahalesiyle karşılaştı.

Müdahale esnasında 8 öğretmen gözaltına alındı.

"BİR SENEDİR TOPLU SÖZLEŞME YAPILMIYOR"

Çalışma Bakanlığı önünde toplanan öğretmenler adına konuşan  Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ve yardımcılarıyla görüşme gerçekleştiremediklerini belirtti. Toplantı için 1 yıl önce kendilerine davet gönderildiği halde 1 yıldır görüşmenin gerçeklemediğini belirten Edebali, şunları kaydetti:

"Bu toplantı bir senedir yapılmıyor. Bir senedir daha arkadaşlarımız yaz aylarında işsiz kalıyor. 10 aylık sözleşmelere mahkum ediliyor. Elden para alıyor. Arkadaşlarımız süreli iş sözleşmesinden kaynaklı işten çıkarıldığını ispatlayamıyor. Mayıs, haziran ayı geldiği zaman bir sonraki sene nerede çalışacağının kaygısını hissediyor, yaşıyor. Kamuoyuna şunu söylemek istiyoruz: Taban maaş sadece bir ücret değil. Taban maaş aynı zamanda mayıs, haziran ayında işveren öğretmene bir teklif sunduğunda bir sonraki eğitim öğretim döneminde de. O da eylül ayından başlamak üzere bir ücret sunduğunda öğretmenin garantörü. Öğretmenin süreli iş sözleşmesinden kaynaklı bir pazarlık hakkı yok. Yani 'ben bu ücreti kabul etmiyorum' deme hakkı yok. Ben bu ücreti kabul etmiyorum dediği anda arkadaşımız istifa etmiş sayılıyor. Ve geriye dönük bütün hakları ortadan kalkıyor. Taban maaş kamuda olduğu gibi yılda iki defa ücret iyileştirmesinin ya da düzenlenmesinin garantörü. Bunu belirtmek istiyoruz.

Peki bu toplantı niye yapılmadı? Bu toplantının neden yapılmadığını biz iki hafta önce Çalışma Genel Müdürü Oğuz Tuncay'la yaptığımız görüşmede öğrendik. Kendisi görüşmeci heyetimize işveren derneklerini ikna edemediklerini, onların rızası olmadığını ifade etti. Çalışma Genel Müdürü yani Çalışma Bakanlığı tarafı. Kamuoyuna soruyoruz. Böyle bir şey olabilir mi? Karşılığı olan, sonucu olan, ispatlanması gerekmeyen artık bir sorun karşısında Çalışma Bakanlığı'nın yapması gereken, asıl yapması gereken şeyi işveren derneklerin insiyatifine bırakacak. O zaman burası niye var? Burası niye var?

"SENDİKAMIZIN 12 BİNDEN FAZLA ÜYESİ VAR AMA TOPLU SÖZLEŞME HAKKI YOK"

Bu sendikanın yetki hakkı yok. Topluyuz sözleşmesi hakkı yok. Bu sendika Türkiye'de toplu iş sözleşmesi hakkı olmayan, elinden çalınan en kalabalık üye sayısına sahip olan sendika. Bu sendikanın toplu iş sözleşmesi hakkı yok. O da niye yok? 10 nolu iş kolundan kaynaklı yok. Torba iş kolundan kaynaklı yok. Baraj 45 bin. Böyle bir iş kolu yok. Böyle bir baraj yok. Bu sendikanın resmi 12 binden fazla üyesi var ve toplu iş sözleşmesi hakkı yok. 

"İŞVEREN DERNEKLERİ KABUL ETMİYOR DİYE BUNDAN KAÇAMAZSINIZ"

Ankara'da 5 gün boyunca şu ana kadar açlık grevini göze almış. Siz diyorsunuz ki 'Patronlar rıza göstermiyor'. Biz bunu kabul etmiyoruz.  Biz sadece bunu kendimiz için kabul etmiyoruz. Öğrencilerimiz için de kabul etmiyoruz. Velilerimiz için de kabul etmiyoruz. Çünkü o sıkıntıları, o çelişkileri en çok biz yaşıyoruz. Şimdi gelelim Meselenin özüne. Biz 5 gündür açlık grevindeyiz. Toplum yüzünü bize dönmüş durumda. Bu fark ediliyordur. Her yerde yürüyüşler, açıklamalar, dayanışma gösterileri. Bizi hala buradan söküp atamadılar. Çünkü biz zorunluyuz. Mecburi bir şekilde buradayız. Biz Çalışma Bakanlığı'na sesleniyoruz: Biz sözlü, ağızdan çıkan bir söz üzerine burada değiliz. Resmi yazı burada. Bakın burada. Bu resmi bir yazı, davet. Siz bu daveti öyle ya da böyle verdiniz. İstemeye istemeye verdiniz. Bundan vazgeçemezsiniz. Bu suç. Bu bir suç. Bunu üstleneceksiniz. Bunu işveren dernekleri kabul etmiyor diye bundan kaçamazsınız.

"TOPLANTIYI ENGELLEYENLER AHMET AKÇA VE YUSUF TEKİN"

Sayın Ahmet Akçay'a sesleniyoruz. Unvanlarını sayıyorum; Cumhurbaşkanlığı Eğitim Öğretim Politikaları Kurulu üyesi. ÖZDER Başkanı, ATO üyesi, Çözüm Okulları sahibi, Nazım Maviş'in ortağı, 29 Mayıs Üniversitesi'nin mütevelli heyetinde bitmedi. Bu kadar ünvana sahip olan birisi bu toplantının olması için en önemli engelli faktörlerden bir tanesi. Yani bugün 5 gündür aşık grevinde olan Öğretmenlerin asıl açlık grevinde olmasını sağlayan iki kişiden birisi Ahmet Akça. Diğeri Yusuf Tekin. Ahmet Akça istemiyor bu toplantıyı. Hangi yalanla, hangi gerekçeyle istemiyor biliyor musunuz? Çünkü rekabet kurulu var diyor. Ağızlarında ağızlarındaki en büyük yalan bu. En büyük sığınak bu. Diyor ki biz sendika değiliz. Biz eğitim derneğiyiz diyor. Biz o toplantıya gelirsek rekabet kurulu bize ceza yazar diyor. Ya siz çocuk mu kandırıyorsunuz? Avukatlarımız burada. Biz iş yerlerinde sözleşme imzalarken bizim önümüze bizim önümüze ücret, teklif demiyoruz bakın.

"BİZE SOMUT BİR SÖZ SÖYLENMEDEN BURADAN GİTMEYECEĞİZ"

Ücret koşulu sunanlar kimler? Sizler değil misiniz? Sizler öğrencilerin vereceği ücreti bir taban ücret, bir taban ücret meselesi üzerinden Milli Eğitim Bakanlığı'na sürekli giden, oralarda toplantı yapan kişiler değil misiniz? Sizler 'Taban maaş gelmesin' diye bu kadar mücadele veren, lobi üreten kişiler değil misiniz? Biz sizin isminizi daha kaç defa duyacağız Atça? Kaç defa sizin isminizi yüz binlerce öğretmenin emeğini, onurunu savunurken duyacağız. Lobinizi, belki geçemiyor olabiliriz. Şu ana kadar belki geçemiyor olabiliriz. Ama şunda kararlıyız. 5 gündür açlık grevindeyiz zorunlu olarak. Bize başkent yasaklandı. Bunu bütün kamuoyu biliyor ama biz bu toplantıyı alacağız. Bu toplantı olmadan hiçbir bir şekilde, hiçbir şekilde kendi durumumuzla ilgili bu mücadelenin sonlanması ya da bitmesi ile ilgili bir müzakereye girmeyeceğiz. Bu toplantı alınacak. Şimdi biz burada bu toplantıyla ilgili, bu toplantının akıbeti ile ilgili Çalışma Bakanlığı bize ne diyecek? Bunu burada bekleyeceğiz. Bize somut bir söz söylenmeden buradan da gitmeyeceğiz."

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..