‘Erdoğan siyasi hayatının en büyük hatasını yaptı’

 CHP lideri Özgür Özel, "mutlak butlan" kararını yargı ve yürütmenin siyasete doğrudan müdahalesi olarak nitelendirdi, iktidarın yeni parti yönetimi ataması üzerinden eski yönetimle "tandem oynadığını" savundu. Özel yeni parti, kaset ve FETÖ iddialarına sert yanıt verdi. Olası bir erken seçim ihtimali için "Kasım'da baskın seçim yapacaklarsa Meclis'te ilk oyu ben veririm, cumhurbaşkanını değiştiririz" dedi...

 Özel: Çare Özgür Özel'e FETÖ yakıştırmasına kaldıysa mermi bitmiş, tüfeğin kabzasını yakıyorlar

CHP lideri Özgür Özel, partiye yönelik "mutlak butlan" kararının 2023 seçimlerinin ardından sokakta oluşan öfkeyi on katına çıkardığını belirterek, “Bu öfke sönerse hiçbir seçmen dönüp de Kemal Bey ile empati kurmaz. O saatten sonra gelişecek duygu ‘apati’dir; yani ilgisizlik, uzak durma, küskünlük, sandığa gitmeme ve partiye duyulan antipatidir. Bir butlancı, ‘Zaman geçince vatandaş benimle empati kurar’ diye beklemesin. En iyi ihtimalle apati, en kötü ihtimalle partiye ve kendisine yönelik antipati doğar. Partide bir daha asla onaramayacakları yaralar açarlar” dedi.

Özel, baskın seçim olasılığına ilişkin bir soru üzerine ise net konuştu: “Kasım'da baskın seçim yapacaklarsa Meclis’te ilk oyu ben veririm. Adayımızı çıkarırız ve cumhurbaşkanını değiştiririz.”

‘O kabine değişikliğinin bize özel olduğunu anladık’

ANKA'nın haberine göre, TBMM’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile yaptığı görüşmenin sorulması üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

“Daha önce pazar sabahın köründe bizim baba ocağına da gelmişlerdi, oradan biliyorum. Ümit ediyorum ki Devlet Bey bu meseleden duyduğu rahatsızlığı ifade etmiştir; zira onun değerlendirmelerini önemsiyorum. Adalet ve İçişleri bakanları aynı gün değişip eş zamanlı göreve başlamışlardı. Yaşadığımız sürece bakınca o kabine değişikliğinin bize özel yapıldığını anladık. Yürütmenin doğrudan yargıya karışması, bir Adalet Bakanı'nın Cumhuriyet ve dünya hukuk tarihinde görülmemiş biçimde, bir mahkeme kararı açıklandıktan dakikalar sonra çıkıp ‘demokrasi tarihi açısından önemli bir karar’ diyerek güzelleme yapması, bu büyük hukuksuzluğun neresinde olduklarını açıkça gösteriyor. Aslında Adalet Bakanı bu korkunç sürece imzasını atmış oldu ve tarihe böyle geçti. Kuvvetler ayrılığının kuvvetler hiyerarşisine ve birliğine dönüştüğü noktada, o günkü basın toplantısı adeta bir imza eseridir.”

Dokunulmazlık açıklaması: ‘Kendim için değil, demokrasi için endişeliyim’

Özel, “Dokunulmazlığınızın kaldırılmasına ilişkin endişe taşıyor musunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Ben yıllardır Meclis’teyim. Gerilimli dönemlerde hep dokunulmazlıklar konuşulur. Meclis’in bayatlamayan haberi ‘fezleke geldi’ haberidir. O yüzden şahsi bir endişem yok. Zaten kendisiyle ilgili endişe duyan biri, CHP gibi bir partinin genel başkanlığına soyunmaz. Benim asıl endişem, Türkiye'de çok partili siyasal yaşamın geleceği ve kamu düzeni açısındandır. Farklı siyasi görüşlerden birçok kamu hukukçusu uyarıyor: ‘Bu yırtık hemen kapanmazsa kamu düzeni ortadan kalkar.’ Sabah erken kalkanın seçilmişlere müdahale edebildiği, bir asliye hukuk hakiminin ya da ayarlanmış bir istinaf heyetinin, istediği seçimi yok hükmünde sayabildiği bir düzen bu. Hukuk davasının ceza davasını beklememesi ve ortada kesinleşmiş bir karar varmış gibi hüküm kurması tam bir hukuksuzluk. Dediğim gibi, kendi adıma değil, Türkiye demokrasisi adına endişeliyim. Bunu içeriden de dışarıdan da izlesem gönlüm razı olmaz.”

‘Butlan yönetimi, başsavcılık ve bakanlıkla tandem oynuyor’

Müslim Sarı’nın “Kurultay yapılması mümkün değil” şeklindeki ifadelerinin hatırlatılması üzerine Özel şunları söyledi:

“Partinin butlan yönetimi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığı ile adeta ‘tandem’ oynuyor; sıkışan diğerinin imdadına yetişiyor. Kurultayın delegelerle yapılamayacağı yönünde hiçbir somut durum yokken butlan kararı verdirdiler. Ancak delegeler harekete geçip notere koştu. Şu an itibarıyla 804 ıslak imzalı delege imzası elimize ulaştı ve bine doğru gidiyor. ‘Karar kesinleşmediği için kurultay yapamayız’ diyorlar. Kararın kesinleşmesi Yargıtay başvurusuna bağlı. Bizim avukatı azledip dünün davacısını bugünün davalısı yaptılar. Davalı taraf, hak aramak için verilen yolu kendi lehine kullanıyor. O zaman Yargıtay’daki başvuruyu çeksinler, karar kesinleşsin ve kurultay yapılsın. Bunun bin yolu var, yeter ki iyi niyet olsun. Ama amaç, hak arama yollarını tıkamak.”

‘Adalet Bakanlığı hakimlere neden brifing verdi?’

“Hükümet ‘Benim ne alakam var?’ diyor. Alakan yoksa Adalet Bakanın niye takla ata ata çıkıp ‘Harika bir karar oldu’ diyor? Adalet Bakanlığı bu konuda mahkeme hakimlerine neden brifing verdi? İki farklı davaya bakıyorsunuz; aynı iddialar, ispatlanamayan tanıklar... 2023 İstanbul İl Kongresi davasında butlan var ama tedbir yok. Bizim davamızda ise hem butlan hem tedbir var. Çünkü amaç ‘Özgür Özel gitsin, Kemal Kılıçdaroğlu gelsin’. Diğer tarafta Canan Kaftancıoğlu'nun siyasi yasağı olduğu için tedbir koymuyorlar. Ellerine kalem kağıt alıp, 2020’deki seçime ve 2026’daki parti içi hedeflerine göre bir karar yazmışlar. Bu, dünya hukuk tarihi açısından olabilecek en problemli karardır.”

Kurultay için hangi yollar denenecek?

“Biz tüm hukuki yolları denemeye devam edeceğiz. Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) net bir kararı var: Yüzde elli artı bir imza toplandığında esas irade tecelli eder ve önüne hiçbir yasak geçemez. Bu karara istinaden kurultayı Kemal Bey'in toplaması lazım. Diğer taraftan Yargıtay'a başvurduk. Tedbir kararına itirazın geri çekilmesinin hakkın kötüye kullanımı olduğunu belirterek, davanın asıldan öne alınıp tedbirle eş zamanlı incelenmesini talep ettik. Bu tıkanmışlık ancak Yargıtay'ın hızlı bir kararıyla aşılabilir; sonrasını zaten biz hallederiz.”

‘Bu rüzgarın karşısında kimse duramaz’

“Şu bir gerçek ki sokağa rağmen siyaset yapılmaz. CHP'nin en büyük sorunu sokağın sesini duymamak olmuştur. Sokağa rağmen hiçbir şey olmaz; sokak her zaman kazanır. Bugün yapılanları savunan tek bir kişi bile yok. Örneğin, geçen kongrede en sert muhaliflerimizden biri olan Kayseri delegesi Ali Karaali, ‘Partiyi birinci yapan bir genel başkana nasıl ihanet edeceğim?’ diyerek ilk imzayı verenlerden biri oldu. Geçen kurultayda karşımızda olanlar bugün yanımızda. Bu rüzgarın karşısında kimse duramaz; duran sadece kendine ve partiye zaman kaybettirir.”

Kılıçdaroğlu ile müzakere kanalı kapalı mı?

Özel, “Kemal Kılıçdaroğlu ile iletişim koptu mu, müzakere kanalı kapandı mı?” sorusuna ise müzakere sürecinde yaşananları anlatarak cevap verdi:

“Maalesef müzakere kanalı hiç açılmadı. Butlan kararından sonra Kemal Bey beni aradı, ‘Ne yapmak lazım?’ diye sordu. ‘Kurultay yapmak lazım, siz isterseniz yapılır’ dedim. ‘Arkadaşlar otursun konuşsun, en uygun zamanda yapalım’ dedi. Ben de işi uzatmanın büyük bir felaket getireceğini söyledim. İkişer arkadaşımızı görevlendirdik ancak görüşme saatleri konusunda sürekli bir oyalama taktiği izlendi. Son olarak gece 01.00'de görüşmeyi teklif ettiler, biz sabah 12.00'de mutabık kaldık. Ancak sabah 07.00’de kalabalık bir grupla partiye geldiler. Müzakere için gün verilip de karşı tarafın mekanının basıldığı ilk kez görülüyordur. O yüzden müzakere kanalı hiç açılmadı ki tıkansın.

Ben bugün ‘Kurultaydan vazgeçtim’ desem, Kemal Bey'e yönelen öfke bana döner. Bu kişisel bir mesele değil. Türkiye'ye sandığı getirmekle övünen bir partinin kendi içinde sandıksız iş yapmaya kalkması kabul edilemez. Erdoğan gibi diplomasız birinin, muhalefetin başına mazbatasız birini istemesi olacak iş değil.”

‘O an kendimi 2023 Haziran’da hissettim’

Kılıçdaroğlu ile ilk yaptığı telefon görüşmesi sırasında kendisini 2023’ün Haziran ayında hissettiğini söyleyen Özel, şöyle devam etti:

"2023 Haziran'ının 1’i ya da 2’siydi. Kemal Bey bir televizyon programına çıkacağını söyledi ve ne önerdiğimizi sordu. Ben de kendisine o zaman dedim ki, 'Efendim, bir seçim kaybettik. Bizim hatalarımız var, ortaklarımızın hataları var, hepimizin eksiği var. Şu anda millet yas durumunda. Büyük bir tepki olacak. Size, Yeniden cumhurbaşkanı adayı olacak mısınız? ya da Genel başkanlığa aday mısınız? diye sorarlar. Bir an önce kongre yapacağız diye yanıt verin.'

Kendisi, 'Öyle bir talep var mı? Sokakta öyle bir şey var mı?' diye sordu. Dedim ki, 'Yastayız. Üç gün kimse konuşmaz. Yedisine kadar bir tek deliler konuşur. Millet işine geliyorsa dinler, gelmiyorsa susturur, kovalar. Kırkı çıktı mı, merhumun evladı bile Babam iyiydi ama şunları da yanlış yaptı diye konuşur. Bugünkü sessizliğe bakmayın, ortada bir öfke var. İnsanlar bir özeleştiri ve yeni bir yol açılmasını bekliyor.'

Ben bunu söylediğimde bir arkadaşımız bana, 'Sen genel başkan adayı olacaksın herhalde, ondan mı böyle yapıyorsun?' diye bir imada bulundu. Bunun üzerine şunları söyledim: 'Açıkça söylüyorum: Kemal Bey, Aday değilim, değişimin önünde adım atacağım desin; beş yıl boyunca ben de aday değilim. Kemal Bey nereye giderse yanında yer alacağım. Ama Kemal Bey'in akil bir pozisyona çekilmesi, partide değişimin ve umudun önünü açması lazım. Yoksa felaket geliyor.'

Ardından o televizyon programına çıkıldı. Sonrasında felaket başladı işte. Önce büyük tepkiler, sonra bizim değişim yolculuğumuz ve seçim kaybedilerek görevden uzaklaşma süreci…”

‘Butlancı, vatandaş zamanla benimle empati kurar, diye beklemesin’

“Bugün sokaktaki tepki, seçim sonrasındakinin on katı seviyesinde. Bu öfke beni hem üzüyor hem de ürkütüyor. İzmir'de insanların gözünde gördüğüm öfkeyi başka hiçbir yerde görmedim; bugün siz de bunun bir kısmına şahit oldunuz. Sokağı dinlememenin, seçmenin beklentisine ve eleştirisine duyarsız kalmanın partiyi ne noktaya getireceği ortadaydı, şu anda da aynı tabloyu görüyorum. Kemal Bey bunu umursamadı ve ‘Geçer’ dedi. Örneğin bu kararı neden bayram öncesi aldılar? ‘Bayramda sönümlenir’ diye düşündüler. 19 Mart'tan sonra da ‘Saraçhane'den sonra bu iş biter’ diyorlardı. Ben o işin sönümlenmeyeceğini söylemiştim. Nitekim bayram bitti ve öfke çok daha büyük.

‘Biraz bekleriz, biter’ anlayışı yanlıştır, bitmez. Bu öfke sönerse hiçbir seçmen dönüp de Kemal Bey ile empati kurmaz. O saatten sonra gelişecek duygu yalnızca 'apati' yani ilgisizlik, uzak durma, küskünlük, sandığa gitmeme ve partiye antipatidir. Yani bir butlancı, ‘Zaman geçince vatandaş benimle empati kurar’ diye beklemesin. Partide bir daha asla onaramayacakları derin yaralar açarlar. Şu an tam olarak o noktadayız.”

Yeni MYK değerlendirmesi

Özel, Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı 19 kişilik Merkez Yönetim Kurulu’nu (MYK) ise şu sözlerle değerlendirdi:

“Dört-beş arkadaşımızın görevi kabul etmediğini duydum, onlar tarihi bir duruş sergilemişler. Bunun dışında bir iki isim de baştan görevi kabul etmeyeceğini söylemişti. Bu liste aslında bir çaresizliği çağrıştırıyor. Yola çıkarken ‘Gölge kabine kuracağım, sayısı 18 olacak’ diyorsunuz. Ancak bizim gölge kabinemiz için ‘Kalabalık, partiyi böyle yönetemezsin; yedi kişiyle yönetilmeli’ deyip ardından 19 kişilik bir MYK açıklıyorsanız, bu, o kişilere makam vermeden yanınızda tutamadığınız anlamına gelir. Bu 19 kişilik yapı bir tedirginliğin ve al-ver ilişkisinin sonucudur, mutlak bir sadakat değil, mutabakat üzerinden sadakat sağlamaya yönelik bir hamledir. Ben kalabalık MYK'nın daha verimli olduğunu düşünüyorum. Ancak ‘Yedi kişi yeter’ deyip 19’a çıkıyorsanız, sistemde sürekli oynayan 12 parça var demektir. Uçak mühendisleri iyi bilir; her uçuştan önce bütün parçaları kontrol etmeniz gerekir. Kemal Bey’in de artık her sabah bu parçaları tek tek yoklaması lazım.”

Yeni parti iddialarına yanıt

Özel, “Ne noktada yeni parti dersiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

"Zaten yeni bir parti var, olacak ve olmalı; ancak biz bunu bir felaket senaryosu için B planı olarak düşündük. Diyelim ki butlan kararı uygulandı, ardından baskın seçim kararı alındı ya da partinin kongre yapamaması seçime girme yeterliliğini kaybetmesi olarak nitelendirildi. İşte o zaman hazırda yeni bir partiniz yoksa büyük bir şok yaşarsınız. Bu, en kötü senaryoda kullanılmak üzere hazır tutulan bir yapıdır; yani ‘CHP'yi bırakıp bu partiye geçiyoruz’ gibi bir başlangıcımız yok. Bizim hareketimizin adı CHP’yi aşan büyük bir iktidar yürüyüşüdür ve bunu partiyi terk ederek değil, partinin içinde kalarak yapacağız.

Şu anda parti ciddi zaman kaybediyor. Biz seçimden iki buçuk yıl önce 182 bin sandık görevlisini atamış, eğitimlerini vermiş, kapı kapı yapılacak ziyaretleri takvimlendirmiştik. Şimdi bu hayati çalışmalar duracak, olacak iş değil! Ancak parti zaman kaybetse de zemin ve kan kaybetmiyor. Çünkü Özgür Özel ve arkadaşları, arkalarındaki büyük kamuoyu desteğiyle partinin içindeler; sokakta, otobüsün üstünde, grup toplantısında ‘Buradayız’ diyorlar."

‘Yüzde 3 oy beklentisi çok iyimser’

"Bizim partiden ayrılmamız durumunda alacağımız oyu tartışanların çıkarımlarını görüyorum. ‘Yüzde 3-3,5 alır’ diyorlar; bunu çok iyimser buluyorum. Ben sokağı, seçmeni ve siyaseti biraz bilirim; böyle bir ayrılık partimiz için büyük bir felaket olur. Bu işi mevcut yönetimle götüremeyecekleri belli. İktidar medyasından ekranlara çıkıp, ‘Kişisel oyunuz yüzde 30’un üstünde, ne duruyorsunuz, parti kurun’ diye bana çağrı yapıyorlar. Sana ne? Çünkü asıl planları şu: Biz gideceğiz, CHP markası ve logosu o zayıf yapıya kalacak. Bizi itibarsızlaştırmak için düne kadar her türlü hakareti ettikleri Kemal Bey'e şimdi başka bir dil geliştirip, onun üzerinden bize yol haritası çiziyorlar. Biz bekledikleri hataları yapmadığımız ve onların işine gelen tepkileri vermediğimiz için hedeflerindeyiz."

'Butlan çıkmayacak' sözleri

“Butlan çıkmayacak diyordunuz, bundan sonrasında muhalefetiniz sekteye uğrayacak mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Türkiye bir hukuk devleti olsa bir mutlak butlan çıkmazdı. Zaten çıktıktan sonra da neler olduğunu görüyorsunuz. Yani herhangi bir mahkeme kararına böyle bir toplumsal tepki olur mu? Olacak iş değil. Ben kararı alanların da AK Parti'de de bayramlaşmaya giden milletvekillerinin bazı sorulara cevap vermekte zorlandığını, anlatamadığını, bayramdan mutsuz, şaşkın, biraz da tepki görmüş olarak döndüklerini duydum. Benim gördüğüm kadarıyla bu karar ne alana ne de butlan olarak göreve getirilen kadrolara bir fayda sağlamayacak. Öyle bir noktaya gelecek ki buna yürekten inanıyorum, ileride bugün butlan MYK'sında görev alan, PM’de butlanla birlikte hareket eden ya da butlan kararından bir iktidar çıkarmaya çalışan kimse ya da kimsenin yakınları bugün yapılan işi savunamayacak. Canımızı dişimize takıp yıllarca çalışmışız. Son seçimde hiç olmazsa birinci turdan ikinci tura taşımışız. Yüzde 47 oy almışız. Bu isim, o günden bugüne böyle bir öfkeyle muhatap oluyorsa bu olacak iş değil. Bu arkasında kimsenin durabileceği bir karar değil.

Butlandaki arkadaşlara CHP'yi bıraksanız CHP bir muhalefet yapamaz artık. Eskiden biz sadece normalleşme, yani Türkiye'de gerilim olmasın, belediyeler çalışsın, sorunlar çözülsün diye baktığımız süreçte ‘Diktatörle müzakere olmaz, mücadele olur’ diyenlerin ne müzakereler yürüttüğünü ve nasıl aynı ortak dilde buluştuğunu gördük. Bu vakitten sonra o A Haber'e, o TGRT’ye teşekkür edenler, ‘Süreçte bize çok katkınız oldu. İyi ki varsınız’ diyen arkadaşlar, çıkıp kime muhalefet yapacaklar, bana mı yapacaklar? O olsa olsa butlan harikalar diyarında biz başka partiye gitsek iktidar oluruz, bize muhalefet olurlar. Yoksa bu iktidara muhalefet etme imkanları kalmadı ki. Artık oradan bir muhalefet çıkmaz.”

‘FETÖ ajanları’ çıkışına yanıt

Özel, “Kılıçdaroğlu’nın “FETÖ ajanları” sözleriyle Sabah gazetesi sizi hedef aldı. Bunu söyleyen kişi de yıllarca beraber siyaset yaptığınız bir genel başkan. Ne hissettiniz” sorusuna şu yanıtı verdi:

"Üzüldüm, kırıldım, şaşırdım gibi bir şey değil. Bu lafları biz hep duyuyoruz. Bu lafları iktidar medyası, Sabah Kemal Bey'e yıllarca yönetti. Biz Kemal Bey'e yönelik bu saldırıları yıllarca duyduk. Şimdi ifadeler değişmemiş. Bu sefer Kemal Bey bana söylüyor aynı şeyleri veya beni kastettiği ima ediliyor. Allah’a şükür, en büyük memnuniyetim gözlerinizin önünde oldu. FETÖ'nün bütün mağdurları ‘Türkiye'de FETÖ'cü olacak son kişi Özgür Özel’ dedi. Ben bunu İlker Başbuğ'un ağzından, KUMPASDER’in ağzından, Ali Tatar'ın kardeşi Ahmet Tatar'ın ağzından, Balyoz tutuklularının ağzından, İzmir Askeri Casusluk tutukluluarının ağzından duyduktan sonra; Sabah gazetesinin ağzına daha ne tıkasınlar? Daha ne söylenecek? Bu sorunun sorulamayacağı iki-üç kişiden birine böyle bir şey söylüyorlar. Buna tenezzül edilmiş olması -Kemal Bey için bir şey diyemem, o gizli özne kullandı- Sabah gazetesi için ne kadar büyük bir acz içinde olduklarını gösteriyor. Çare Özgür Özel'e FETÖ yakıştırması yapmaya kaldıysa yakacak mermi kalmamış, tüfeğin kabzasını yakıyorlar.."

Ekrem İmamoğlu’nun partiden ihracı mı söz konusu?

Özel, Ekrem İmamoğlu’nun partiden ihraç edileceği iddialarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ekrem İmamoğlu seçilmiş başkandır. Görevden uzaklaştırılmış olması partiden ihracını kolaylaştırmaz. Ekrem İmamoğlu tutuklandığında eşine ilk ziyarete gidenlerden birisi Kemal Bey'di. Ekrem Bey’i cezaevinde ziyaret ettiler. Ekrem Bey'e defalarca ‘Birlikte olalım. Özgür Bey'i dışlayalım. Biz bir olalım. Özgür Bey'i indirelim’ dediler. Ekrem Bey'e cezaevindeyken genel başkanlık teklif ettiler. Ekrem Bey'e sandık kurduk, oy verdiler. O günlerde iktidar medyası Ekrem Bey ile ilgili para görüntülerinin çıkacağını, parkenin altından milyon avrolar çıkacağını, çantalarda para olduğunu, bir yere gömülü kasanın arandığını söylüyorlardı. O gün bunlar söylenirken ve iddianame yokken suçsuz olan Ekrem, bunların hepsi yalan çıkıp iddianamede yer almadan ve iftiracılar teker teker dökülürken ve teker teker dönüp helallik isterken arkadaşlarımızdan şimdi ne oldu da Ekrem Bey hırsız oldu? O zaman operasyon çıktığında bunları söylersin. O kendince bir tutum almaktır. Bence ayıptır. Ama tutarlı bir şeydir. O gün dünya iftira var. Şimdi iddianame dökülürken birileri A Haber’in, TGRT’nin peşine takılıyor. Olacak iş değil."

‘Erdoğan siyasi hayatının en büyük hatasını yaptı’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mutlak butlan kararına ilişkin "Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz" sözlerini de değerlendiren Özel, şunları kaydetti:

"Erdoğan, yarın çıkıp ‘Kandırıldım’ derse şaşırmam. Yanlış bir karara yönlendirildiğini, butlan kararına ‘evet’ demekle bence siyasi hayatının en büyük hatasını yaptığını, en büyük riskini aldığını düşünüyorum. Zaman gösterecek ne olacağını. Ama iki cümlesini yan yana koymanızı arzu ederim. Bunlardan birinci cümle: ‘Türkiye hak ettiği gibi bir ana muhalefete çok yakında kavuşacak, merak etmeyin.’ Sonra da ‘Biz bu işlerin hiçbir yerinde olmadık’ diyor. Butlan kararının 13 Mayıs günü yazıldığını şimdi anlıyoruz. Sonra da görüyoruz ki şimdi o tercih ettikleri muhalefet gelmiş. O yüzden Erdoğan daha fazla bunu gizleyemez. Kendi kendini ihbar etti."

Haftaya grup toplantısında kim konuşacak?

Özel, salı günleri yapılan haftalık grup toplantılarının sorulması üzerine durumu şöyle özetledi:

"Meclis’in muhatabı grup yönetimidir ve milletvekilleridir. Meclis, milletvekili olmayan birini muhatap almaz, alamaz. Biz dün 111 milletvekiliyle birlikte net bir tutum sergiledik. Atanmış bir genel başkanın partiyi kongreden kaçırıp üstüne bir de grup toplantısı yaptırmaması, partiyi hızlı bir düşüşe sürükler. Kusura bakmasınlar ama biz partiyi ayakta tutmak için siyaset yapmaya devam edeceğiz. Haftaya 9 Haziran'da Manisa'da olmayı planlıyorum ancak bir inatlaşma olursa diye pozisyonumuzu koruyoruz. Normal şartlarda 16 Haziran'da grubumuzu toplayacağız.”

Özel, bir basın mensubunun “Gelip konuşmak için kürsüye yürürse” sözleri üzerine, “Bugün grubu gördünüz. Öyle bir atmosfer, öyle bir imkan, öyle bir moral, öyle bir şey yok. Meclis kürsüleri, seçilmişlerin kürsüsüdür. Meclis kürsüsüne seçilip gelirsen yakışırsın” dedi.

Kaset iddiaları: Ömrümde ilk kez öfke biriktiriyorum

Özel, kendi hakkındaki kaset iddialarının sorulması üzerine ise şunları söyledi:

“Öyle bir şey olmadığını cümle alem biliyor. Bu tamamen bizimle baş edemeyenlerin kendi yaptıkları psikolojik harp yöntemleri. Özkan Yalım'ın çocuğunun sünnetinde Sivaslı'daki bir otelde yıllar önce kalmıştık, onun dışında yemek yemişliğimiz var. Bunları gördükçe hakikaten sinirleniyorum, kızıyorum, midem bulanıyor. Hakikaten insan karşısında kendisiyle siyaseten rekabet edebilecek muhatap ve onun medyasını görmek istiyor. Hiç fezleke beklemesin, yarın sabah getirsin, yarın sabah bırakayım. Onlar beni daha tanımamış. Ben öyle olsa Akın Gürlek'e ‘Sert kayaya çarptın’ demem. Ben öyle olacak olsa bunlarla uzlaşırım. Ben Akın Gürlek kadar bir işi ilkesiz, kuralsız, ahlaksız ve her türlü rezaleti… Bilmiyor muyuz Son TV'yi kim yönlendiriyor? Hani ne oldu voleybolcu? Hani ne oldu uçakta görüntüler. Tamamen soytarılık, tamamen iftira. Ömrüm boyunca ilk kez ama ilk kez öfke biriktiriyorum. Bu çünkü olmaz. Ölmüş bir kadına iftira attıran zihniyetle muhatabız. Akıl almaz.”

Özel, kararın Türkiye siyasal hayatına etkisinin sorulması üzerine "Siyasi partileri felç etmenin, bir yapıyı felç etmenin yolu omurgasını kırmaktır. Bizim omurgamız öyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bilmem nesiyle kırılmaz. Bu partinin omurgası örgütüdür. Bu partinin omurgası başından ayağına kadar onu üzerinde taşıyan örgütüdür, üyeleridir. Örgütün kimden yana olduğuna bakacaksınız” dedi.

Özel, baskın seçime ilişkin olarak ise “Kasım'da baskın seçim yapacaklarsa ilk oyu ben veririm Meclis’te. Adayımızı çıkarırız, cumhurbaşkanını değiştiririz” dedi.

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..