Bu diktatörlük değilse ne ?

Başbakan:
'bana diktatörsün diyenler 

aynaya baksın' diyor ama...

'Bu ülkenin Başbakanı olarak gündem belirlemek benim görevim' diyen Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa’da Abide Kavşağı ortak açılış töreninde gündemlerine gündem katmaya devam etti.

AKP’li yılların en tipik söylemlerinden biri bilindiği üzere “mağduruz” serzenişi olmuştu. 10 yıldır iktidarda olan AKP, hala iktidar olmadığına inandırmak istiyor, Başbakan her fırsatta ne denli dışlandıklarından, çocuklarının üniversiteye, eşi Emine Erdoğan’ın GATA’ya alınmayışından bahsediyor, bakanları ve milletvekilleri de muhtelif yerlerde ağlamayı ihmal etmiyor.

En son Şanlıurfa’da yaptığı bir dizi açılışın töreninde konuşan Erdoğan, incilerine yenilerini eklerken kendilerine diktatör diyenlere seslendi. “Aynaya baksınlar. Biz milletimize hizmet yarışında varız.” diyen Başbakan, akıllara çocukların kavgaları sırasında söyledikleri “sensin o” repliğini getirdi. Bu sözleriyle çocuklaşıyor mu diye düşündüren Erdoğan’ın, o denli masum olmadığı ise icraatlarından anlaşılabilir.

Diktatörlük değilse ne ?
 

Son olarak ODTÜ’de görünen, AKP’nin eleştiriye, muhalefete olan tahammülsüzlüğü, kendisini polis şiddetiyle taçlandırmıştı. ODTÜ’de istenmeyen Erdoğan, üniversiteleri kazanamamayı kabullenemezken, Türkiye’nin en başarılı akademisyenlerini, öğrencilerini “bize bunlar lazım değil” diyerek hedefe yerleştirmişti. Aynı günlerde Radikal’de Ezgi Başaran’a verdiği mülakatta, soruları beğenmeyen AKP’li Burhan Kuzu arada röportajı sonlandırmak istemiş, kendisinin de protesto edildiği Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin dekanını görevden alma yetkisinin olması gerektiğini ifade etmişti. “Ama burada üniversiteler özerktir diyeceksin, olmaz öyle şey” diyen Kuzu, AKP’nin üniversiteleri fetih rüyasını göstermiş oldu.

AKP’nin diktatoryal özlemlerin tek hedefi elbette üniversiteler değildi. Televizyon dizileriyle ilgili bile emir verebilen bir Başbakan olan Erdoğan’ın, Muhteşem Yüzyıl dizisiyle ilgili “tarihimizi çarpıtıyorlar” ifadelerinin ardından dizi de tüm kadın oyuncular tesettür giymeye başlamış ve hatta Hürrem Sultan karakterine namaz kıldırılmıştı. Ancak tatmin olmamış görünen Erdoğan; “İstanbul’un fethinde Bizans’ın hanımları Fatih Sultan Mehmet’i, Akşemseddin’i karşılarken, ‘Başımızda kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi arzu ederiz’ demişlerdir, sanki tarihimiz savaşlardan, entrikalardan ve haremden ibaretmiş gibi gösteriliyor “ diyerek diziye yüklenmeye devam etti. Öte yandan Başbakan’ın “eşsiz “ bir tarih bilgisiyle “Bizanslı hanımlar”a atfettiği bu sözün kesin olarak söylenip söylenmediği belli olmamakla beraber, Efes piskoposu Markos Evgenikos’un sözün sahibi olduğunu iddia eden tarihçiler de var.

2002’den bu yana, türlü operasyonlara maruz kalan basın da AKP’nin en kavgalı alanlarından biri oldu. AKP kongresine Birgün, Evrensel, Sözcü gibi gazetelerin muhabirleri alınmamış, Erdoğan haklarında kötü haber yapan gazetecileri “misafir etmek” zorunda olmadıklarını söylemişti. Sayıları 73’ü bulan, cezaevlerindeki gazeteciler de Erdoğan’dan nasibini alanlar arasındaydı. “Ateşli silah bulundurmak, patlayıcı bulundurmak, evrakta sahtecilik, cinsel taciz, terör, darbeye teşebbüs... İçerideki gazeteciler dedikleri işte bu suç isnatları ile yargılanıyor” diyen Erdoğan, tutukluların arasındaki gazetecilerin sayısının 3-4’ü geçmeyeceğini ileri sürmüştü.

Diktatör diyenler “aynaya baksın” dese de, anımsanacağı gibi Kars’ta bulunan “İnsanlık Anıtı” heykeline ucube diyen Erdoğan’ın talimatıyla heykel alelacele yıkılmış, böylece Başbakan “sanat ve estetik” mevzuunu da boş bırakmamıştı. Öte yandan Marmaray kazıları sırasında bulunan tarihi eser kalıntılarına, çanak çömlek diyen Erdoğan’ın bu konudaki çapı da önemli bir ayrıntı olarak akıllara yer etmişti.

Geçtiğimiz hafta gündeme gelen “kuvvetler ayrılığı” tartışması da Başbakan’ın tek adam olma hevesini gösteren açıklamalarından biri oldu. Danıştay’ın iptal kararlarına değinen Erdoğan, “bürokratik oligarşi” nedeniyle istediklerini yapamadığını belirtmiş, ” kuvvetler ayrılığı denilen olay varya o geliyor sizin önünüze bir engel olarak dikiliyor, senin de bir oynama sahan var’ diyor.” demişti. Sahasını dar bulan Başbakan’ın hiçbir denetimin olmadığı bir başkanlık modeline teşne olduğu artık bilinen bir gerçek.


Dalkavukları ne durmak ne susmak biliyor...

 

Başbakan’ın çevresi de arzu ettiği üzere koşulsuz destekçileriyle dolu görünüyor. Dün açıklama yapan AB Bakanı Egemen Bağış, “... genel başkanım, partim bana, ‘Sana yeni bir görev düştü, genel merkezin camlarının temizliği bundan sonra senin mesuliyetin’ dese, gocunmam yaparım.” diyerek Erdoğan’a adanmışlıkta gelmiş olduğu noktayı göstermiş oldu.

4+4+4 eğitim modelinin tartışıldığı günlerde, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, “Sayın Başbakanımızın söylediklerini kendimiz için bir vizyon olarak ele alıyoruz.” diyerek Başbakan’a reverans ödevini yerine getirenlerden olmuştu.

Başbakan’a sevdalı olma konusunda rakiplerini geride bırakan isimse, AKP Bursa milletvekili Hüseyin Şahin idi. “Sayın Başbakanımıza dokunmak bile inanın bence ibadettir. Ben bunu söylüyorum. Çünkü varlığı ile bile bizlere enerji veriyor. Çalışma tempomuz ne kadar yoğun olursa olsun artması için enerji veriyor.” diyerek, Erdoğan’a olan aşkın hislerini ifade etmişti.

Tayyip Erdoğan, kendilerine diktatör diyenlere “ayna ayna” dese de, 10 yılın sonundaki Türkiye’ye ve Başbakan sevdalılarının geldiği vaziyete bakıldığında bu sıfatı kendisi hak etmiyorsa kim ediyor sorusu yanıtsız kalıyor.

soL - Haber
➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..