Sistem zehirliyor!..

 Denetimsizlik, liyakatsizlik, iş bilmezlik yaşamın her hücresini çürütüyor. Son günlerde artan zehirlenme vakaları bu çürümenin eseri. Geçinemeyen yurttaşlar ucuz gıdaya yönelirken uygun ve kaliteli ürün bulamamaktan şikâyetçi...

Sistem zehirliyor!

Zehirlenme vakalarının son günlerde belirgin şekilde artması gıdadan konaklamaya her alandaki güvensizliği ve çürümeyi bir kez daha gözler önüne serdi. 

Firmalar gramajdan eksiltip kaliteden ödün verirken, işletmeler hijyeni önemsemiyor. Alım gücü düşen yurttaşlar da zorunluluktan ucuz ve kalitesiz ürünlere, mekanlara yöneliyor. Gıdadan giyime ve konaklamaya her alanda kaliteden ödün verilmesi nedeniyle vakalarda patlama yaşanıyor.

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası’nın (GMO) kasım ayının ilk üç haftasında 750’den fazla kişinin zehirlenme vakası yaşadığını açıklaması özellikle yiyecek sektöründeki durumun aciliyetini gösterdi. 

SOFRAYA GİTMİYOR

Birgün'den İlayda Kaya'nın haberinde, yurttaşlar aldıkları ürünün gramajının düşürülmesi bir yana en çok artan fiyatla birlikte düşen kaliteden dem vuruyor. İstanbul Kağıthane’deki bir markette alışveriş yapan bir yurttaş şunları söylüyor: “Ürünlerin içinde önceden daha fazla malzeme vardı. Bir markanın bir içeceğini aldığımızda o 200 mililitreydi. Şimdi daha pahalı ve 100 mililitre. Çocukla bakkala gidiyoruz istediği ürünün paketinin yarısından fazlası boş, hava. Çikolata alıyoruz ufacık olmuş. Aynı ürün daha pahalıya satılıyor ve neredeyse yarı yarıya daha küçük. Kârı nereden yapacaklarını şaşırdılar. Artık kalite arayamıyoruz.”

Kâğıthane’deki süt ürünleri satan işletmeden alışveriş yapan İbrahim Özdemir adlı bir yurttaş ise en ucuz ürünün bile bütçesini zorladığını anlatıyor. Özdemir şöyle konuşuyor: “Peynir’in gramajı az fiyatı çok. Tadı da eskisi gibi yok. Markasının adını duyuyoruz diye güvenip alıyoruz ama ne kadar güvenli tartışılır. Zehirlenmeler artıyor. Korkuyoruz. Paraya kıyıp alıyoruz ama sofraya artık daha az ürün çıkarıyoruz.” 

TEKSTİL DE YERLERDE

Tekstil sektöründe de durum hiç farklı değil. Yurttaşlar aldıkları ürünlerin son zamanlarda hızla yıprandığını, renk değiştirdiğini ve kolay yırtıldığını ifade ediyor. Tüketiciler, geçen yıllarda defalarca yıkamalarına rağmen uzun süre kullanabildikleri bir kıyafetin artık birkaç kullanımda deforme olduğunu belirtiyor. Bu durum, skimpflasyonun piyasada ne kadar belirgin seviyeye ulaştığını gösteriyor. Öte yandan bu tablo hizmet sektörüne de yansıyor. Konaklama tesislerinde, ucuz ilaçlama amacıyla düşük bütçeli ve kalitesiz ürünler tercih ediliyor. Lokantalarda ise kâr amacıyla bozulmaya yakın veya düşük kaliteli malzemeler kullanıldığı görülüyor. Hatta nitelikli personel yerine vasıfsız çalışanlar istihdam edilerek hizmet kalitesi de ciddi şekilde düşüyor. Kasım ayında yaşanan zehirlenme vakalarından bazıları şöyle:

•İstanbul Fatih’te zehirlenerek  ölen Böcek ailesinin kaldığı otelde ilaçlama yapan şüpheli D.C.’nin sertifikası olmadığı ortaya çıktı. İlaçlama şirketinin sahibi Z.K.’nin de iş yeri olmadığı, internet üzerinden faaliyet gösterdiği belirlendi.

•Van İpekyolu’nda faaliyet gösteren işletmede geçen hafta 2 ton bozuk gıda ele geçirildi. İşletmeye sadece 63 bin TL ceza yazıldı.

•Maraş’ta bir iş yerinde çiğköftenin üzerine deterjan kabı içindeki sosu döken esnafa 250 bin lira cezai işlem uygulanarak iş yeri kapatıldı. Kapatılan baraka benzeri bir yapıdan oluşan iş yeri ise belediye ekipleri tarafından kaldırıldı.

•Ankara’da farklı ilçelerdeki 154 kişi, yedikleri yemek sonrası hastaneye kaldırıldı. Yurttaşların aynı yemek şirketinden tavuk tükettikleri belirlendi.

***
DENETİMLER YETERSİZ

TMMOB GMO Başkanı Yaşar Üzümcü, artan zehirlenme vakalarıyla ilgili şöyle konuştu: "Ekonominin kötüleşmesi ve enflasyonun yükselmesiyle maliyetler de arttığı için gıda üretimi ya da sunumu yapan bazı işletmeler, maliyetleri düşürmek için düşük kaliteli hammadde kullanıyorlar. Özellikle hijyen sağlanması açısından dezenfektan kullanımında ya yeterince kullanmıyor ya da düşük kaliteli ürünler kullanıyorlar. Ayrıca teknik personellerde eksiklikler var. Bu nedenle son süreçte zehirlenme vakalarıyla daha fazla karşılaşmaya başladık. Öte yandan artan gıda fiyatları karşısında yurttaşların sağlıksız ve hileli gıdalara yönelme durumu olabiliyor. Özellikle dar gelirli yoksul kesimlerde daha fazla karşılaşıyoruz. Ekonominin ve gıda enflasyonunun bozulması etik anlayışı bozduğu için kötü niyetli üreticilere de kapı açıyor. Halk sağlığını riske atacak yerler çok kolay açılabiliyor.”
Gıda Mühendisi Yaşar Üzümcü - TMMOB GMO Başkanı

Üzümcü, neredeyse her yıl revize edilen Gıda Kodeksi Yönetmeliği’yle ilgili de "Yönetmelikte değil uygulamada eksiklikler var" dedi. Bakanlığın denetimlerinin eksik olduğunu kaydeden Üzümcü “Denetim sayılarını artırdık’ diyorlar. Denetim ekipleri aynı. Bu durum denetimin etkin olmadığını gösteriyor. Geniş bir sürede inceleme yapılması gerekiyor” dedi. Üzümcü, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

•Denetimler sıklaştırılmalı, bu işte görevli gıda mühendisi sayısı artırılmalı.

•Gıda üretimi/servisi yapan yerler açılmadan önce gerek sahibi gerek çalışanları eğitilmeli.

•Gıda ihtisas mahkemeleri açılmalı. Caydırıcı cezalar verilmeli.

•Yasal düzenlemeler yapılmalı. Hileli üretim yapanlar, farklı isimler altında gıda üretiminde bulunmamalı.

***
USULSÜZLÜK TESPİT EDİLDİ

Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı ekipler tarafından son aylarda yapılan denetimlerde ise yurttaşın sofrasında sık sık kendine yer bulan süt, peynir, yoğurt, et ve et ürünlerinde ciddi usulsüzlükler tespit edildi. Bakanlığın sık sık güncellediği taklit-tağşiş gıdalar listesi kapsamında son aylarda şu bilgiler ön plana çıktı:

•Süt ve süt ürünlerinde 6 farklı üründe natamisin (küf oluşumunu önlemek için koyulan ilaç) kullanıldığı tespit edildi.

•Et ve et ürünlerinde yapılan incelemelerde 20 üründe tek tırnaklı hayvan eti ve domuz eti bulunduğu ortaya çıktı.

•Süt ve süt ürünlerinde 56 üründe bitkisel yağ kullanıldığı belirlendi.

•Bazı markaların ‘siyah çay’ ibaresiyle sattığı üründe gıda boyası olduğu ortaya çıktı.

• Diş macununda ilaç etken maddesi bulunduğu belirlendi.

***
FARKLI BİR DÖNEM

Bu tablo, aslında karşımıza iki kritik kavramı çıkarıyor: skimpflasyon ve shrinkflasyon. Skimpflasyon, üreticilerin maliyet baskısı altında ürünlerin kalitesini düşürmesi; shrinkflasyon ise aynı fiyatla satılan ürünlerde gramajın gizlice azaltılması anlamına geliyor. Uzmanlar, Türkiye’nin yüksek enflasyon sarmalının ardından artık bu iki tehlikeli eğilimin kıskacına girdiğine dikkat çekiyor. Tüketicinin hem daha düşük kaliteye mahkûm edildiği hem de fark ettirilmeden daha az ürün satın aldığı bu süreç, piyasadaki güvensizliği derinleştiriyor. Ayrıca denetim zafiyetlerinin de ne kadar yakıcı hale geldiğini gözler önüne seriyor.

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..