Bir AKP Türkiyesi öyküsü: 6 yılda kuruluştan zirveye
Öyle bir dönemin içinden geçiyoruz ki, patronların hepsi büyük bir iştahla ellerini ovuşturuyor. Düşünün, daha 6 yıl önce kurulan bir şirket, Türkiye'nin dev firmalarını geride bırakarak kâr rekorları kırıyor, zirveye demir atıyor. Arkalarına teşvikleri, NATO'yu, AKP iktidarını ve bu düzeni alıyorlar. Bu büyülü büyüme öyküsünün arkasında tam olarak bu var...
Arca Savunma: Bu büyülü zenginleşmenin arkasındaki 'gizemli' öykü ne?
Bu haber, 2024 yılından.
Bu paylaşım da:
“Şu an, dünyanın en kıymetli, en bulunmaz malzemelerinden biri... 155 mm'lik obüs mühimmatı ya da (sivil ağızla 155'lik top mermisi) Karabağ, UKRAYNA ve GAZZE savaşlarıyla birlikte yok satıyor. Bir tanesinin uluslararası alandaki fiyatı 2.100 dolardan, 8.500 dolara kadar çıktı. Ve çok daha ötesi var. Bu mühimmat şimdi uluslararası ilişkileri dahi etkiliyor. TR'den ABD, Rusya, Ukrayna, İsrail'e kadar!”
Bu girişin nedeni, söz konusu mühimmatın teknik özellikleri, kapasitesi ve yıkım gücü değil, İstanbul Sanayi Odası, “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması – 2025” sonuçları.
Bu yıl "Türkiye’nin en büyükleri" listesinde 12. sırada yer alan Arca Savunma, geçen yıl İSO 500 sıralamasında yer dahi almıyordu.
Roketsan’ın 22, Otokar’ın 45, MKE’nin 52. sırada yer aldığı bir dönemde, Arca’nın büyümesi gerçekten de baş döndürücü.
Peki, ne oldu da bu şirket bir anda devasa gelirlerle bu listeye girdi?
Şimdi biraz ayrıntılara inelim…
Bir AKP Türkiyesi öyküsü: 6 yılda kuruluştan zirveye
Önce şirketin kuruluş hikayesiyle başlayalım.
“2020 yılında Ankara'da atılan temellerimiz, bugün Türk savunma sanayisinin en stratejik üretim üslerinden birine dönüşmüştür. ARCA Savunma Sanayi; mühimmat ve enerjik malzemelerin üretiminde, hammadde girişinden son ürün teslimatına kadar uzanan 'entegre üretim' yeteneğine sahip, %100 yerli sermayeli bir sanayi gücüdür. Tesislerimizde patlayıcı kimyasallarından roket ve mühimmat fabrikalarına kadar bir çok kalibrede üretim yapan entegre yapımızla Türk Savunma Sanayinin mühimmat üretim gücüyüz. 2025 yılında 'İhracat Şampiyonu' olarak tescillenen başarımızın temelinde, milli sorumluluk bilincimiz yatmaktadır.”
Resmi sitelerinde, “Hakkımızda” bölümünde sadece bu bilgilere ulaşabiliyoruz.
Şirketin kurucusu İsmail Terlemez 1982 doğumlu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde “mühimmat yüzbaşısı” olarak görev yaptıktan sonra 2019’da Arca Savunma’yı kurdu.
Terlemez, NATO’nun temel hizmet sağlayıcısı ajansı olan NATO Destek ve Tedarik Ajansı’nda (NSPA) da görev yaptı.
Yani bir dönem TSK’da mühimmat yüzbaşısı, bir dönem NATO’da tedarik ajansı çalışanı bir isimle karşı karşıyayız.
Buraya, yani NSPA’ya geri döneceğiz ama şimdi şirketin kısa kuruluş öyküsüyle devam edelim.
Şirket kuruluşundan iki yıl sonra, ana merkezi olan Çorum’da yeni bir üretim tesisi hamlesi yaptı. Temel atma töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan da yer aldı.
Terlemez’in kurduğu Arca’ya, 2023 yılında SB Silah Sanayi AŞ ortak oldu.
Bu şirketin sahiplerinden biri olan Savaş Balçık, AKP Şişli örgütünde yöneticilik yapmış bir isim.
Yani NATO, AKP, Erdoğan bağı ve desteğini “hisseden” bir kuruluş öyküsünün hemen ardından gelen devasa büyüme hikayesiyle karşı karşıyayız.
AB’nin bir yılda ürettiğini bir ayda üretiyorlar
“Biz stok seviyesinin önemini nerede gördük? Savaşların başladığı ilk bir aylık periyotta özellikle stok seviyesinin çok büyük önemi olduğuna dünya şahitlik etti. Tabii birçok ülke kendi stoklarını gözden geçirdi ve herkes aslında yetersiz olduğunu gördü. Biz de bu anlamda kapasitemizi üçe katladık. Kurulduğumuzdan bu yana topçu mühimmatı ve roket üretim kapasitemiz üç kat arttı. Şu anda normal dönemde Avrupa Birliği içerisinde üretilenden çok daha fazlasını bir ayda biz ARCA’da üretebiliyoruz. Şu an aylık kapasitemiz 100 bin topçu mühimmatını geçmiş durumda.”
ARCA Savunma Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Terlemez’in açıklamaları bunlar.
Ukrayna savaşını ve bölgenin tümünde artan sıcak çatışmaları fırsat bildikleri kesin.
Şirket, Ukrayna'nın ihtiyaç duyduğu, en başta aktardığımız 155 mm topçu mühimmatlarının neredeyse ana tedarikçisi konumunda.
Üstelik bu mühimmatları sadece Ukrayna'ya değil, birçok ülkeye satıyorlar ve bu sayede devasa kârlar elde ediyorlar.

Burada AKP iktidarının patron dostu hattının ve bölgesel hırslarının rolünü de unutmamak gerekiyor.
İktidar hem patronlara yeni kâr alanları açıyor ve gerisinin gelmesini sağlıyor hem de Ukrayna savaşında ABD'nin ihtiyaçlarını destekleyen aktif bir konum alıyor. Bu sayede kendileri açısından zincirleme bir kâr kapısını da aralıyorlar.
Yine bir taşla birden çok kuş vuruyorlar.
Büyüme hamlesi ülke dışına taşıyor
Şirketin 6 yıldaki büyümesinin geldiği noktayı anlamak için bir haber aktarımıyla daha devam edelim:
“Arca Savunma Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Terlemez ile Slovakya’nın önemli savunma sanayi firmalarından MSM Group arasında topçu mühimmatı üretimi için ihracat sözleşmesi imzalandı. Arca Savunma, tek başına bütün Amerika kıtasında üretilen top mermisinden daha fazla top mermisini Çorum’daki tesislerinde bir ayda üretiyor. Savunma sanayi firması, çeşitli mühimmat türlerinin üretimine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyor. 60 mm, 81 mm, 120 mm yüksek infilaklı havan mühimmatı, 122 mm, 152 mm ve 155 mm yüksek infilaklı topçu mühimmatı, 122 mm roketi yerli imkânlarla üretiyor. Türkiye’nin ilk C4 patlayıcı fabrikası da yine Arca firması bünyesinde kuruldu. SAHA EXPO 2024 Fuarı’nın ana sponsoru da olan firma, fuar kapsamında 2 milyar doların üzerinde ihracat sözleşmesi imzalamış oldu.”
Sadece bu da değil.
Yine geçtiğimiz ay imzalanan bir anlaşmaya göre, ARCA Savunma, Estonya’da “ARCA Baltic” adında 300 milyon avro ölçekli bir mühimmat üretim tesisi kuracak.
Yani şirketin yükselişi durdurulamaz hale gelmiş durumda.
Bu büyülü öykünün 'karanlık' yönü var mı?
Altı yılda ulaşılan büyüme rakamları gerçekten şaşırtıcı.
Peki, ne var bu büyümenin arkasında?
Şimdi şirkete dair gündeme gelen birkaç “tartışmalı” başlığa bakalım.
İsmail Terlemez'in Lüksemburg'daki NATO Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) bağına işaret etmiştik.
Geçtiğimiz yıl, DW Türkçe'nin de dahil olduğu uluslararası gazetecilik araştırması kapsamında, NSPA’da bir yolsuzluk ve usulsüzlük tespit edilmişti.
NATO bağlantılı her şeyde usulsüzlük ve yolsuzluk son derece doğal olsa da burada “tanıdık” bir isim de vardı ve üstelik araştırmaya göre tutuklanmıştı da.
İsmail Terlemez’den söz ediyoruz!
Söz konusu yolsuzluk dosyası kapsamında Belçika’da iki ay tutuklu kalan bu ismin tutuklanmasına ilişkin nasıl olduysa basına tek bir haber sızmamıştı.
Son derece tuhaf olan bu durum, şirketin tuhaf büyümesiyle birlikte ele alınmalı.
Araştırmaya göre, Terlemez ile aynı soruşturmadan İsviçre'de tutuklu bulunan bir şüpheli daha ABD'nin müdahalesi ile serbest bırakıldı.
Haliyle bu karar Belçika'da mahkemeye “siyasi müdahale" eleştirilerine konu oldu.
Söz konusu tahliyenin Erdoğan ile Trump’ın Haziran 2025’teki görüşmesinden iki hafta sonra olması da bu eleştirilerin tonunu artırdı.
Dosya kapsamında Terlemez hakkındaki suçlama, bir İtalyan firmasına rüşvet karşılığı TNT tedariği işi verdiği iddiası oldu.
Sonuç olarak "sihirli bir el" dokununca serbest kalıverdi. Ukrayna'ya ve diğer bölge ülkelerine tedarik edilen silahları hatırlayınca öykünün sihirli yönü azalıyor olsa da, durum bu...
Tahliye ve yeni şirket alımı
“ARCA Savunma, İtalya'nın önde gelen mühimmat üreticilerinden Esplodenti Sabino'yu satın aldığını duyurdu. Şirketten yapılan açıklamaya göre, ARCA Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Terlemez'in yürüttüğü uzun süreli görüşmelerin ardından Esplodenti Sabino'nun satın alım süreci başarıyla tamamlandı. NATO ülkeleri ve İtalya Savunma Bakanlığı ile çeşitli projeler yürüten Esplodenti Sabino, mühimmat, füze ve patlayıcı imhası gerçekleştiren nadir Avrupa şirketleri arasında yer alıyor. Şirket imhasını gerçekleştirdiği mühimmatın geri dönüşümünü sağlaması ile biliniyor. Şirket Avrupa'nın yanında Kuzey Amerika ve Asya'da da projeler yürütüyor.”
Terlemez, tahliyesinden çok kısa süre sonra şirketi büyütecek bir hamle daha yaptı.
Bu satın alımın NATO ve İtalyan bağı, Terlemez’in önceki dönem görevleriyle kurduğu ağı ne kadar “başarılı” şekilde yönettiğini gözler önüne seren cinsten.
Her taşın altından NATO ve tabii ki şirketler çıkıyor.
Sudan iç savaşı ve Arca
Mart 2025’e gidelim şimdi de.
Washington Post gazetesi, Türk savunma sanayisinin Sudan'daki iç savaşta her iki tarafa da silah sağladığını öne sürüyordu.
ABD medyası, Türk savunma firması Baykar'ın,
22 ay süren ve Birleşmiş Milletler'in dünyanın en kötü insani felaketi
olarak adlandırdığı Sudan iç savaşını gizlice körüklediğini iddia ediyordu.
Gazetenin hedef aldığı Baykar dışındaki ikinci şirket ise Arca Savunma olacaktı.
Gazeteye açıklama yapan şirket yetkilileri, savaşın tarafı olan RSF'ye hiçbir zaman silah satmadıklarını söylüyordu.
Arca yöneticisi RSF için silah tedarikinden sorumlu olan ve liderinin kardeşi olan Algoney Hamdan Daglo Musa ile olan temaslara ilişkin soruya ise yanıt vermemişti.
Sonuç olarak şirket bu büyülü büyümenin yanında ilginç ve "karanlık" iddiaların da konusu oluyordu.
Bir iddia da içerden: Askeri casusluk, sızdırmalar ve ifadeler
Konunun çıkışı tuhaf bir şekilde Aziz İhsan Aktaş'la ilgili.
CHP’ye ve özellikle İmamoğlu’na yönelik davaların kilit isimlerinden biri olan Aktaş’a suikast hazırlığı iddiasıyla başlayan soruşturma ilginç bir ağa uzanacak, "askeri casusluk" operasyonuna dönüşecekti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “ülküdaşım, dava arkadaşım” dediği Selahattin Yılmaz ile bazı AKP’li avukatlar tutuklanacak, operasyon Makine Kimya Endüstrisi (MKE) eski Yönetim Kurulu Başkanı avukat İsmet Sayhan'a da değecekti.
Sayhan’ın, MKE’nin iç yazışmalarında bulunan ve yalnızca TSK ile MKE arasında paylaşılan gizli tedarik planlarını, danışmanlık yaptığı silah şirketi ASSAN’a sızdırdığı iddia ediliyordu.
Bu dosya kapsamında tutuklu avukat Cem Duman’ın ifadesinde Arca Savunma’nın başındaki isim İsmail Terlemez’in de adı geçti.
Cem Duman’ın iddiasını göre, Selahattin Yılmaz ile birlikte işlettiği Saray’ın karşısındaki "Mr. Jade" adlı kafe tehditlerle elinden alındı. HalkTV yazarı Bahadır Özgür’ün aktardığı bilgiye göre, bu süreci avukat Semra Ilık organize etti.
İddiaya göre, Duman’a kafenin mülkiyetinin Murat Özdemir ile İsmail Terlemez’e geçtiği söylendi. Bahadır Özgür, Duman’ın iddialarını Terlemez’in basın danışmanına sordu. “Böyle bir mülk veya yatırımı bulunmuyor” yanıtını aldı.
Neden önemli?
Bölgemiz NATO eliyle giderek daha büyük bir ateş çemberinin içine atılıyor.
ABD, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu NATO ülkelerini daha fazla silahlanmaları için zorluyor.
Bu hamlelerin sonucu olarak ülkemiz savaşa giderek daha da yakınlaştırılıyor.
Bu sürecin en kritik halkalarından biri olan 7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak NATO zirvesi önemli kırılmalara ve gelişmelere gebe.
Tüm bu tabloyu gören patronlar halkımızın aksine büyük bir heyecana sahip. Nasıl olmasınlar ki!
Öyle bir dönemin içinden geçiyoruz ki, patronların hepsi büyük bir iştahla ellerini ovuşturuyor.
Düşünün, daha 6 yıl önce kurulan bir şirket, Türkiye'nin dev firmalarını geride bırakarak kâr rekorları kıracak, zirveye demir atacak noktaya geliyor.
Arkalarına teşvikleri, NATO'yu, AKP iktidarını ve bu düzeni alıyorlar. Silahlanıyorlar ve zenginleşiyorlar... Bu büyülü büyüme öyküsünün arkasında tam olarak bu var.
Ali Ufuk Arikan / soL

