Tayyip, “ideal Türk vatandaşı” imajını kontrol altına almak istiyor

Bloomberg Türkiye'yi analiz ettiği haberinde, fikir özgürlüğü kapsamına alınabilecek söylemler nedeniyle açılan davalar konu edindi...

Bloomberg'den Türkiye analizi: Müzisyenler, programcılar, karikatür çizerler, sanatçılar, siyasetçiler herkes yargılanıyor 

Türkiye’de muhalif siyasetçilere yönelik yargı süreçlerinin ardından, komedyenlerden müzisyenlere, sosyal medya kullanıcılarından iş dünyası temsilcilerine kadar geniş bir kesimin soruşturma ve davalarla karşı karşıya kaldığı belirtiliyor.

Bloomberg’in haberinde, iktidarın yalnızca siyasi rakiplerini değil, kendi kültürel ve toplumsal vizyonuna aykırı gördüğü ifadeleri de hedef aldığı değerlendirmesi yapıldı.

Türkiye’de son dönemde yargı süreçlerinin yalnızca muhalif siyasetçilerle sınırlı kalmadığı, kültür-sanat dünyası, sosyal medya kullanıcıları ve iş dünyası temsilcilerine de uzandığı belirtildi. Bloomberg’de yer alan analiz haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarında baskı alanının genişlediği; komedyenler, müzisyenler, sosyal medya fenomenleri ve iş insanlarının “dini değerleri aşağılama”, “kamu görevlilerine hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ya da “yanıltıcı bilgi yayma” gibi suçlamalarla karşı karşıya kaldığı aktarıldı.

Türkiye’de muhalif siyasetçilere yönelik yargı süreçlerinin ardından, komedyenlerden müzisyenlere, sosyal medya kullanıcılarından iş dünyası temsilcilerine kadar geniş bir kesimin soruşturma ve davalarla karşı karşıya kaldığı belirtiliyor.

Bloomberg’in haberinde, iktidarın yalnızca siyasi rakiplerini değil, kendi kültürel ve toplumsal vizyonuna aykırı gördüğü ifadeleri de hedef aldığı değerlendirmesi yapıldı.

Türkiye’de son dönemde yargı süreçlerinin yalnızca muhalif siyasetçilerle sınırlı kalmadığı, kültür-sanat dünyası, sosyal medya kullanıcıları ve iş dünyası temsilcilerine de uzandığı belirtildi. Bloomberg’de yer alan analiz haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarında baskı alanının genişlediği; komedyenler, müzisyenler, sosyal medya fenomenleri ve iş insanlarının “dini değerleri aşağılama”, “kamu görevlilerine hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ya da “yanıltıcı bilgi yayma” gibi suçlamalarla karşı karşıya kaldığı aktarıldı.

Haberde, çok yıllı hayat pahalılığı krizinin ardından Erdoğan’a verilen kamuoyu desteğinin zayıfladığı, bu süreçte gözaltı ve davaların iktidarın toplumsal muhalefet üzerindeki kontrolünü artırma aracına dönüştüğü değerlendirmelerine yer verildi.

TUBA ULU ÖRNEĞİ

Haberde öne çıkarılan örneklerden biri komedyen Tuba Ulu oldu.

Ulu’nun stand-up gösterisinde ilişkiler ve evlilik üzerine yaptığı bir espride Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman’a gönderme yaptığı, İstanbul’daki bir gösterisinin ardından polis tarafından gözaltına alındığı ve günlerce gözaltında tutulduğu belirtildi.

Savcılığın Ulu hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla üç yıla kadar hapis cezası istediği aktarıldı.

Ulu’nun, ön duruşma süreci devam ettiği için haber kapsamında yorum yapmadığı belirtildi.

KÜLTÜREL HEGEMONYA

Haberde görüşüne yer verilen Washington merkezli Middle East Institute kıdemli araştırmacısı Gönül Tol, Erdoğan’ın uzun süredir siyasi iktidarına denk bir “kültürel hegemonya” kuramamaktan şikâyet ettiğini söyledi.

Tol’a göre Erdoğan, Türkiye toplumunu kendi vizyonu doğrultusunda yeniden tanımlamaya çalışıyor. Haberde bu vizyon, daha dindar ve Sünni Müslüman kimliğin öne çıktığı bir toplum tasavvuru olarak aktarıldı.

Tol, bu çizgiye aykırı kültürel ifadelerin ya da son baskılara dönük eleştirilerin giderek daha fazla cezalandırıldığını savundu.

ADALET BAKANLIĞI'NDAN AÇIKLAMA

Bloomberg’e açıklama yapan Adalet Bakanlığı ise iddialara karşı yargının yetki alanı içinde hareket ettiğini belirtti.

Bakanlık açıklamasında, kamuoyunda infial yaratan konuların bağımsız ve tarafsız yargı makamlarınca değerlendirildiği savunuldu.

Açıklamada, ifade özgürlüğü kapsamındaki düşünceler nedeniyle işlem yapılmadığı; savcıların yalnızca kanunlarda suç olarak tanımlanan, kamu düzeni ve toplumsal barışı korumaya yönelik eylemlere odaklandığı ifade edildi.

Bakanlık ayrıca, çevrimiçi içeriklerin kaldırılması için de hukuki değerlendirmenin deliller çerçevesinde yapıldığını belirtti.

AB'NİN YARGI ELEŞTİRİSİ

Haberde, Avrupa Birliği’nin yıllardır Türkiye’de güçler ayrılığı eksikliği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması ve muhalefet üzerindeki “aşırı yargı baskısı” nedeniyle eleştiriler yönelttiği hatırlatıldı.

Bloomberg, Erdoğan’ın siyasi mirasını koruma arayışına girdiği bu dönemde Türkiye’de hâkim ve savcılar üzerinden sıkı kontrol edilen bir sistemin güçlendiği yorumunu yaptı.

Haberde, İstanbul merkezli yargı süreçlerinin muhalefet figürleri üzerinde yoğunlaştığı; Silivri Cezaevi kampüsünde inşa edilen büyük duruşma salonunun da muhalif belediye başkanları ve siyasetçilerin yargılandığı sürecin sembollerinden biri haline geldiği belirtildi

İMAMOĞLU VE CHP SÜRECİ DE ANALİZDE YER ALDI

Bloomberg haberinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının Türkiye siyasetindeki en kritik dönemeçlerden biri olduğu belirtildi.

İmamoğlu’nun yolsuzluk, casusluk ve teröre destek gibi suçlamaları reddettiği, davaların siyasi saiklerle yürütüldüğünü savunduğu aktarıldı.

Haberde ayrıca CHP’de mahkeme kararıyla kurultay sonuçlarının iptal edilmesi ve partinin eski genel başkanının yeniden göreve dönmesiyle yaşanan iç kriz de ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP’deki gelişmelere ilişkin “Kongreyi organize edenler de yolsuzluk iddiasında bulunanlar da mahkemeye gidenler de CHP’li” sözleri hatırlatıldı.

MÜZİSYENLER, PROGRAMCILAR VE KARİKATÜR DERGİLERİ

Haberde, yalnızca siyasetçilerin değil kültür-sanat alanındaki isimlerin de yargı baskısıyla karşı karşıya kaldığı örnekler sıralandı.

Murat Övüç’ün bir videosu nedeniyle “dini değerleri aşağılama” suçlamasıyla aylarca cezaevinde kaldığı, daha sonra mahkûm edildiği belirtildi. Övüç’ün artık sahneye yalnızca smokinle ve makyajsız çıkmasına izin verildiği yönündeki açıklaması da haberde yer aldı.

Bir YouTube yarışma programı sunucusunun alkolle ilgili bir dini ifadeye esprili gönderme yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındığı, 32 gün tutuklu kaldıktan sonra 7,5 ay hapis cezasına çarptırıldığı aktarıldı. Programdaki bir konuğun da espriye güldüğü için aynı cezayı aldığı belirtildi.

Geçen yıl ise bir mizah dergisi çalışanlarının, savcılığın İslam peygamberini tasvir ettiği şeklinde yorumladığı bir karikatür nedeniyle gözaltına alındığı; derginin ilgili sayısına el konulduğu ve dergi binası önünde protestolar düzenlendiği hatırlatıldı.

SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI DA SORUŞTURMA KONUSU

Bloomberg haberinde, sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan kişilere de yer verildi.

Bir grup beyaz yakalı çalışanın, İstanbul’da İsrail Konsolosluğu yakınlarında düzenlenen polis operasyonunu ofis penceresinden çektiği ve koşan polisleri futbolculara benzeten yorumlar yaptığı için “polisle alay etmekle” suçlandığı belirtildi.

Sekiz kişinin gözaltına alındığı, kelepçeli şekilde medyada gösterildiği, dört kişinin işini kaybettiği ve bir kişinin haftalarca cezaevinde kaldığı aktarıldı.

Galatasaray Üniversitesi’nden iletişim akademisyeni Ceren Sözeri, bu tür soruşturmaların toplumda sosyal medyada paylaşım yapma korkusunu artırdığını belirterek, “Toplum bu soruşturmalarla terbiye ediliyor” değerlendirmesinde bulundu.

İŞ DÜNYASI DA BASKI ALANININ DIŞINDA DEĞİL

Haberde, iş dünyasının da bu süreçten muaf olmadığı vurgulandı.

TÜSİAD’ın eski yöneticileri Ömer Aras ve Orhan Turan’ın, gazeteciler ve muhalif siyasetçilerin tutuklanmasını eleştirmelerinin ardından “dezenformasyon yayma” suçlamasıyla kısa süreliğine gözaltına alındığı ve haklarında ertelemeli hapis cezaları verildiği aktarıldı.

Zorlu Holding’in eski CEO’su Cem Köksal’ın da şirket içi bir e-postada Ramazan tebriğine ilişkin eleştiride bulunduğu iddiasıyla soruşturma geçirdiği, daha sonra beraat ettiği belirtildi.

İDEAL VATANDAŞ ARAYIŞI

Johns Hopkins Üniversitesi’nden Lisel Hintz, haberde hükümetin muhalefete tahammülsüzlüğünün arttığını ve muhalefetin artık Erdoğan’ın ulus tasavvuruna aykırı her türlü ifade olarak tanımlanabildiğini söyledi.

Hintz’e göre Erdoğan, “ideal Türk vatandaşı” imajını kontrol etmek istiyor.

Hukukçu Kerem Altıparmak ise yaşananların toplum üzerinde caydırıcı bir etki yarattığını belirterek, ülkede ideolojik bir ayrışma derinleşirken bir tarafın sürekli teşvik edildiğini, diğer tarafın ise baskı altında tutulduğunu ifade etti.

Bloomberg’in analizinde, Türkiye’de son dönemde artan soruşturma ve davaların yalnızca muhalefet siyasetini değil, kültürel alanı, gündelik hayatı, sosyal medya kullanımını ve iş dünyasının kamusal eleştirilerini de kapsayan daha geniş bir baskı iklimine işaret ettiği değerlendirmesi yapıldı.

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..